# Âl-i İmrân Sûresi, 63. Âyet (3:63)

> فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُفْسِدِينَ

*Fe-in tevellev fe-inna(A)llâhe ‘alîmun bilmufsidîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/3/63

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Âl-i İmrân 63. ayet, 'yüz çevirme' ve 'bozgunculuk' kavramları üzerinden Allah'ın ilmini vurgular. Ayet, hakikatten sapmanın ve bozgunculuğun Allah tarafından bilindiğini ve karşılıksız kalmayacağını dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"تَوَلَّوْا۟","root":"و ل ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Hakikatten veya davetten yüz çevirmek, sırt dönmek, uzaklaşmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'velâ' (و ل ي) kökünün asıl anlamının 'iki şey arasında aracı olmaksızın yakınlık' olduğunu belirtir. 'Tevellâ' (تَوَلَّى) ise bir şeyden yüz çevirmek, sırt dönmek anlamında kullanılır ki bu, yakınlıktan uzaklaşmayı ifade eder. Ayetteki 'eğer yüz çevirirlerse' ifadesi, hak davetten ve Allah'ın birliğine çağrıdan uzaklaşmayı, ona sırt dönmeyi anlatır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'tevellâ' fiilini 'i'râd' (إعراض) yani 'yüz çevirme' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, muhatapların peygamberin tebliğinden ve hakikatten yüz çevirmeleri, onu kabul etmemeleri anlamındadır. Bu, mecazi olarak bir şeyi terk etme ve ondan uzaklaşma durumunu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'velâ' kökünün Kur'an'daki geniş anlam yelpazesine dikkat çeker. 'Tevellâ' fiilinin, bir şeye karşı olumsuz bir tutum sergileme, ondan uzaklaşma ve onu reddetme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın birliğine ve peygamberin davetine karşı çıkanların bu olumsuz tutumunu ifade eder."}]},{"word":"ٱللَّهَ","root":"ا ل ه","rootLatin":"a-l-h","meaning":"Yaratıcı, ibadet edilen, tek ve yüce varlık.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'Allah' isminin, 'el-İlâh' kelimesinden türediğini ve 'ibadet edilen, hayran kalınan' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ismin, tüm kemal sıfatları kendinde toplayan, eşi ve benzeri olmayan Yüce Yaratıcı'ya mahsus olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımı, bozguncuları bilen ve yaptıklarından haberdar olan mutlak güç sahibi varlığı ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Allah' isminin, zat-ı ilahiyeye delalet eden özel bir isim olduğunu ve diğer isimlerin bu isme nispet edildiğini ifade eder. Bu isim, tüm ilahi sıfatları kapsayıcı bir mahiyete sahiptir. Ayette, bozguncuların eylemlerini tam olarak idrak eden ve karşılığını verecek olan mutlak otoriteyi temsil eder."}]},{"word":"عَلِيمٌۢ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Her şeyi bilen, ilmi kuşatıcı olan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilm' (ع ل م) kökünün 'bir şeyin hakikatini idrak etmek' anlamına geldiğini belirtir. 'Alîm' (عَلِيم) ise Allah'ın sıfatı olarak, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen, ilmi sonsuz ve kuşatıcı olan demektir. Ayetteki 'Allah bozguncuları bilir' ifadesi, Allah'ın bozguncuların niyetlerini, eylemlerini ve sonuçlarını tam olarak bildiğini, hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'Alîm' isminin, Allah'ın zatına mahsus bir sıfat olduğunu ve O'nun geçmişi, şimdiyi ve geleceği, görüneni ve görünmeyeni, açığı ve gizliyi tam bir bilgiyle kuşattığını ifade eder. Ayette, bozguncuların gizli veya açık her türlü fesadını Allah'ın bildiği ve bunun karşılıksız kalmayacağı mesajını pekiştirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ilm' kavramının Kur'an'da sadece bilgi edinme değil, aynı zamanda bu bilginin tam ve eksiksiz oluşunu ifade ettiğini belirtir. 'Alîm' sıfatı, Allah'ın her şeyi kuşatan, mutlak ve sınırsız bilgisine işaret eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın bozguncuların tüm eylemlerini ve niyetlerini tam olarak bildiğini, dolayısıyla onların yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını vurgular."}]},{"word":"بِٱلْمُفْسِدِينَ","root":"ف س د","rootLatin":"f-s-d","meaning":"Bozgunculuk yapanlar, yeryüzünde fesat çıkaranlar.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'fesâd' (ف س د) kelimesinin 'salâh'ın (صلح) zıttı olduğunu, yani 'bozulma, düzensizlik, iyiliğin zıttı' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Müfsidîn' (مُفْسِدِينَ) ise bu bozulmayı ve düzensizliği yayan, yeryüzünde fesat çıkaran kişilerdir. Ayette, hakikatten yüz çevirerek toplumsal düzeni ve inanç birliğini bozanları ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fesâd'ın, bir şeyin itidalden çıkması, bozulması olduğunu açıklar. 'Müfsid' ise bu bozulmaya sebep olan, yeryüzünde kargaşa ve düzensizlik çıkaran kişidir. Ayetteki 'bozguncular' ifadesi, Allah'ın birliğine davetten yüz çevirerek hem kendi nefislerine hem de topluma zarar veren, inanç ve ahlak düzenini bozan kimseleri kapsar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'fesâd'ın geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve hem maddi hem de manevi bozulmayı ifade ettiğini belirtir. 'Müfsidîn' ise bu bozulmayı kasıtlı olarak yapan, yeryüzünde zulüm, haksızlık ve inkâr yayan kişilerdir. Ayette, Allah'ın davetine karşı gelerek bozgunculuk yapanların Allah tarafından bilindiği vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'fesâd' kavramının Kur'an'da 'salâh'ın (iyilik, düzen) karşıtı olarak kullanıldığını ve genellikle toplumsal, ahlaki ve dini düzenin bozulmasını ifade ettiğini belirtir. 'Müfsidîn' ise bu düzeni bozan, yeryüzünde kargaşa ve kötülük yayan kişilerdir. Ayette, Allah'ın birliğine inanmayarak ve peygamberin davetinden yüz çevirerek bozgunculuk yapanların Allah'ın ilmi dahilinde olduğunu ifade eder."}]}]}
