# Rûm Sûresi, 12. Âyet (30:12)

> وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ

*Veyevme tekûmu-ssâ'atu yublisu-lmucrimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/30/12

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Rûm Suresi 12. ayet, kıyamet gününün dehşetini ve suçluların o günkü psikolojik durumunu tasvir etmektedir. Ayet, 'kıyamet' ve 'suçluların umutsuzluğu' kavramları üzerinden ahiret inancının temel unsurlarını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"تَقُومُ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Kıyametin kopması, vuku bulması ve gerçekleşmesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kavm' kökünün asıl anlamının 'dik durmak' olduğunu belirtir. 'Kıyamet' (es-Sâ'at) ile birlikte kullanıldığında ise, bir şeyin aniden ve kesin bir şekilde vuku bulması, gerçekleşmesi ve ortaya çıkması anlamını taşır. Ayetteki 'tekûmu' fiili, kıyametin kaçınılmaz ve kesin bir şekilde vuku bulacağını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kıyâm'ın bir şeyin ayakta durması, sabit olması ve gerçekleşmesi olduğunu açıklar. Ayetteki 'tekûmu' fiili, 'es-Sâ'at' (kıyamet) ile birlikte kullanıldığında, kıyametin vuku bulması, ortaya çıkması ve hükmünün icra edilmesi manasını taşır. Bu, kıyametin sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda bir düzenin kurulması anlamına geldiğini gösterir."}]},{"word":"ٱلسَّاعَةُ","root":"س و ع","rootLatin":"s-v-a","meaning":"Kıyamet günü, hesap günü ve ahiret zamanı anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'es-Sâ'at' kelimesinin Kur'an'da genellikle kıyamet günü için kullanıldığını belirtir. Bu, insanların yeniden diriltileceği, hesap vereceği ve amellerinin karşılığını göreceği belirli bir zaman dilimini ifade eder. Ayetteki kullanımı, bu büyük olayın vuku bulduğu anı vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'es-Sâ'at' kelimesinin mecazi olarak 'kıyamet' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu, kelimenin asıl anlamı olan 'zamanın bir parçası'ndan daha geniş bir anlam kazanarak, büyük ve dehşetli bir olayı, yani ahiret gününü temsil ettiğini gösterir. Ayette, bu dehşetli günün gelişiyle suçluların durumuna dikkat çekilir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'es-Sâ'at' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini vurgular. Ona göre 'es-Sâ'at', sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda kozmik düzenin değiştiği, ilahi adaletin tecelli ettiği ve insanın nihai kaderinin belirlendiği bir dönüm noktasıdır. Ayetteki 'es-Sâ'at', bu nihai hesaplaşma anını temsil eder."}]},{"word":"يُبْلِسُ","root":"ب ل س","rootLatin":"b-l-s","meaning":"Umutsuzluğa düşmek, çaresiz kalmak ve şaşkınlık içinde olmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'iblâs' kelimesinin 'hayır ve ümitten kesilmek, şaşkınlık ve çaresizlik içinde kalmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yüblisü' fiili, kıyamet gününde suçluların tüm ümitlerini yitirerek derin bir çaresizliğe düşeceklerini ifade eder. Bu durum, onların dünyadaki amellerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'iblâs'ın 'hüsran ve ümitsizlik' olduğunu açıklar. Özellikle kıyamet bağlamında kullanıldığında, suçluların ilahi rahmetten tamamen ümitlerini kesmeleri ve kurtuluş için hiçbir çare bulamamaları durumunu ifade eder. Ayet, bu derin psikolojik çöküntüyü tasvir eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'iblâs' kelimesinin Kur'an'da genellikle şeytanın ve onun yolundan gidenlerin içine düştüğü umutsuzluk ve çaresizlik halini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yüblisü' fiili, suçluların kıyamet gününde, dünyadaki inkâr ve isyanları nedeniyle benzer bir umutsuzluğa kapılacaklarını gösterir."}]},{"word":"ٱلْمُجْرِمُونَ","root":"ج ر م","rootLatin":"c-r-m","meaning":"Suç işleyenler, günahkarlar ve ilahi emirlere karşı gelenler anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'cürüm' kelimesinin 'günah işlemek, suçlu olmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Mücrimûn' ise bu fiili işleyenler, yani günahkarlar ve suçlular demektir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde umutsuzluğa düşecek olanların, dünyada ilahi sınırlara tecavüz edenler ve kötülük yapanlar olduğunu açıkça ortaya koyar."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'cürüm' kökünün 'kesmek, ayırmak' anlamından türediğini ve 'suç'un da Allah'ın emrinden kopmak, ayrılmak anlamına geldiğini ifade eder. 'Mücrimûn', Allah'ın yolundan sapan, O'nun emirlerini çiğneyen ve bu nedenle ahirette cezayı hak eden kişilerdir. Ayet, onların kıyamet günündeki acı sonunu betimler."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'mücrim' kavramının Kur'an'da sadece yasal bir suçlu olmaktan öte, ilahi düzene karşı gelen, Allah'ın ayetlerini inkâr eden ve ahlaki yozlaşma içinde olan kişileri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'el-mücrimûn', kıyamet gününde umutsuzluğa düşecek olanların, dünyadaki inançsızlıkları ve kötü amelleri nedeniyle bu duruma düşenler olduğunu vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat","cehennem"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"gün"},{"position":2,"surface":"تَقُومُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَامَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"kopar/kalkar"},{"position":3,"surface":"ٱلسَّاعَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-w-ʿ","lemma":"سَاعَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"تَقُومُ fiilinin fâili olduğu için merfû","gloss":"Kıyamet"},{"position":4,"surface":"يُبْلِسُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-ل-س","rootLatin":"b-l-s","lemma":"أَبْلَسَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"umutsuz kalıverirler"},{"position":5,"surface":"ٱلْمُجْرِمُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ج-ر-م","rootLatin":"j-r-m","lemma":"مُجْرِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"يُبْلِسُ fiilinin fâili olduğu için merfû","gloss":"suçlular"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Rûm Sûresi** · *30/12*
- **Rûm Sûresi** · *30/12*
