# Rûm Sûresi, 34. Âyet (30:34)

> لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَـٰهُمْ ۚ فَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

*Liyekfurû bimâ âteynâhum(c) fetemette'û fesevfe ta'lemûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/30/34

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, insanın zor durumda Allah'a yönelişini ve rahatlığa kavuşunca nankörlük etmesini ele almaktadır. Anahtar kavramlar, nankörlük, nimet verme ve geçici faydalanma eylemleri üzerinden insanın fıtratındaki bu çelişkiyi ve akıbetini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"لِيَكْفُرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın verdiği nimetlere karşı nankörlük etmek, inkâr etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-f-r kökü, bir şeyi örtmek anlamına gelir. Nimetlere karşı nankörlük etmek (küfrânü'n-ni'me), nimeti örtmek, gizlemek ve kıymetini bilmemek demektir. Ayetteki 'liyekfurû' ifadesi, Allah'ın verdiği rahmete karşılık nankörlük etmeleri, yani bu nimeti görmezden gelmeleri ve şükrünü eda etmemeleri anlamındadır."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Küfr, nimeti inkâr etmek ve şükrünü terk etmektir. Burada 'liyekfurû' ifadesi, Allah'ın kendilerine verdiği nimetlere karşı nankörlük etmeleri ve bu nimetleri Allah'tan bilmemeleri, hatta başkalarına nispet etmeleri anlamını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'küfr' kavramı, sadece Allah'ı inkâr etmek değil, aynı zamanda Allah'ın lütuflarına karşı nankörlük etmek ve O'nun varlığını veya birliğini reddetmek gibi geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın rahmetine kavuşunca O'na eş koşarak nankörlük etme eylemini ifade eder."}]},{"word":"ءَاتَيْنَـٰهُمْ","root":"ء ت ي","rootLatin":"'-t-y","meaning":"Allah'ın onlara nimet, rahmet veya bir şey vermesi.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Âtâ fiili, vermek, ihsan etmek demektir. Ayetteki 'âtaynâhum' ifadesi, Allah'ın insanlara sıkıntıdan sonra bahşettiği rahmet ve nimetleri ifade eder. Bu, mecazi olarak Allah'ın lütfunu ve cömertliğini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"E-t-y kökü, gelmek ve vermek anlamlarına gelir. 'Âtâ' fiili, bir şeyi birine ulaştırmak, vermek demektir. Ayetteki 'bima âtaynâhum' ifadesi, Allah'ın onlara lütfettiği, bahşettiği şeylere, yani sıkıntıdan sonra gelen rahmet ve kolaylığa işaret eder."}]},{"word":"فَتَمَتَّعُوا۟","root":"م ت ع","rootLatin":"m-t-'","meaning":"Geçici bir süre faydalanmak, zevk almak, safa sürmek.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"M-t-' kökü, bir şeyden faydalanmak, yararlanmak anlamına gelir. 'Temettû' ise, geçici bir süre için zevk almak, faydalanmak demektir. Ayetteki 'fetemettâû' ifadesi, Allah'ın nankörlere hitaben, bu dünyadaki geçici zevklerinden faydalanmalarını, ancak bunun bir sonu olduğunu ima eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Metâ', dünya malı ve geçici faydalanma anlamına gelir. 'Temettû' fiili, bu geçici faydalanmayı ifade eder. Ayetteki 'fetemettâû' emri, tehdit ve kınama anlamı taşır; yani 'şimdilik keyfinize bakın, ama bunun bir karşılığı olacak' demektir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Temettû', bir şeyden kısa bir süre için istifade etmek, faydalanmaktır. Bu ayetteki kullanımı, nankörlük edenlere yönelik bir tehdit ve uyarıdır; dünya nimetlerinden geçici olarak faydalanmalarına izin verildiği, ancak bunun kalıcı olmadığı ve akıbetlerinin kötü olacağı mesajını verir."}]},{"word":"تَعْلَمُونَ","root":"ع ل م","rootLatin":"'-l-m","meaning":"Gelecekte bir şeyi kesin olarak bilmek, öğrenmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"A-l-m kökü, bir şeyin hakikatini idrak etmek, bilgi sahibi olmak demektir. 'Ta'lemûne' fiili, gelecekteki bir gerçeği kesin olarak öğreneceklerini ifade eder. Ayetteki 'fesevfe ta'lemûne' ifadesi, nankörlüklerinin ve şirklerinin sonucunu ahirette kesin olarak anlayacakları, yani cezalarını görecekleri anlamındadır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"İlim, bir şeyin olduğu gibi idrak edilmesidir. 'Ta'lemûne' fiili, burada gelecekteki bir olayın kesinliğini ve kaçınılmazlığını vurgular. Nankörlük edenlerin, bu geçici dünya zevklerinin ardından karşılaşacakları akıbeti kesin olarak bilecekleri anlamına gelir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","imtihan-bela","rizik","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Liyekfurû"},{"position":2,"translit":"bimâ"},{"position":3,"translit":"âteynâhum(c)"},{"position":4,"translit":"fetemette'û"},{"position":5,"translit":"fesevfe"},{"position":6,"translit":"ta'lemûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لِيَكْفُرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Nasb edatı olan 'lâm-ı ta'lîl'den sonra geldiği için mansûb","gloss":"nankörlük etsinler diye","irabMarker":"nûnun hazfi ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":2,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":2,"surface":"مَآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":3,"surface":"ءَاتَيْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ا-ت-ي","rootLatin":"'-t-y","lemma":"إِيتَاء","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"verdik","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o halde","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":4,"surface":"تَمَتَّعُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"م-ت-ع","rootLatin":"m-t-'-","lemma":"تَمَتُّع","form":"Tefeu'ul","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"faydalanın/safa sürün","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":5,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o halde","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":5,"surface":"سَوْفَ","pos":"harf","posDetail":"Gelecek Zaman Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"سَوْفَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yakında","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":6,"surface":"تَعْلَمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"bileceksiniz","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *30/34*
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *30/34*
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *30/34*
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *30/34*
