# Rûm Sûresi, 55. Âyet (30:55)

> وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ ۚ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ

*Veyevme tekûmu-ssâ'atu yuksimu-lmucrimûne mâ lebiśû ġayra sâ'a(tin)(c) keżâlike kânû yu/fekûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/30/55

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününün dehşetini ve inkarcıların o günkü şaşkınlıklarını, zaman algılarının değişmesi ve hakikatten saptırılmaları üzerinden ele almaktadır. Özellikle 'saat' kavramının hem kıyamet hem de kısa zaman dilimi anlamında kullanılması, ayetin semantik derinliğini artırmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱلسَّاعَةُ","root":"س و ع","rootLatin":"s-v-ayn","meaning":"Bu ayette hem kıyamet günü hem de kısa bir zaman dilimi anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'es-Sâ'a' kelimesinin Kur'an'da üç anlamda kullanıldığını belirtir: Kıyamet, ölüm anı ve bir şeyin gerçekleştiği an. Bu ayetteki ilk kullanımı 'kıyamet' anlamında olup, ikinci kullanımı 'kısa bir zaman dilimi' anlamındadır. Mücrimlerin yemin ettikleri 'sâ'a', dünya hayatında ne kadar kaldıklarını ifade eden kısa bir süredir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'es-Sâ'a' kelimesinin burada mecazi bir kullanım taşıdığını, hem 'kıyamet' hem de 'çok kısa bir an' anlamlarına geldiğini ifade eder. Mücrimlerin 'mâ lebisû gayra sâ'atin' sözü, dünya hayatının kıyamet karşısındaki kısalığını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'es-Sâ'a' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. Kıyamet günü olarak 'es-Sâ'a', zamanın sonu ve ilahi yargının başlangıcıdır. Mücrimlerin bu kavramı kendi lehlerine yorumlama çabası, onların hakikatten ne kadar uzaklaştıklarını gösterir."}]},{"word":"يُقْسِمُ","root":"ق س م","rootLatin":"k-s-m","meaning":"Suçluların, dünya hayatında çok kısa kaldıklarına dair yemin etmelerini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'yuksimu' fiilinin 'yemin etmek, ant içmek' anlamına geldiğini belirtir. Burada mücrimlerin, kıyamet gününün dehşeti karşısında dünya hayatının ne kadar kısa ve önemsiz olduğunu idrak ederek yemin etmelerini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kasem' kelimesinin 'bir şeyi bölmek, paylaştırmak' anlamından türediğini ve yemin etmenin de bir tür 'sözü bölmek, kesinleştirmek' olduğunu ifade eder. Ayetteki 'yuksimu' fiili, mücrimlerin iddialarını kesin bir şekilde ifade etme çabalarını gösterir."}]},{"word":"ٱلْمُجْرِمُونَ","root":"ج ر م","rootLatin":"c-r-m","meaning":"Kıyamet günü yalan yere yemin eden, suçlu ve günahkar kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'c-r-m' kökünün 'bir şeyi kesmek, koparmak' anlamından geldiğini ve 'curm'un 'suç, günah' olduğunu belirtir. 'Mücrim', Allah'ın emirlerinden kopan, günah işleyen kişidir. Bu ayetteki 'mücrimûn', kıyamet günü dahi hakikatten yüz çeviren, yalan söyleyen inkarcıları ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'mücrim' kelimesinin 'günah işleyen, suçlu' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle inkarcılar ve Allah'ın hükümlerine karşı gelenler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, kıyamet gününde dahi hakikati inkar eden ve yalan yere yemin edenlerdir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'curm' kavramının Kur'an'da sadece ahlaki bir kusurdan öte, ilahi düzene karşı gelme ve Allah'ın iradesine muhalefet etme anlamı taşıdığını vurgular. 'Mücrimûn', bu ilahi düzene karşı çıkan ve sonuç olarak kıyamet günü cezalandırılacak olanlardır."}]},{"word":"لَبِثُوا۟","root":"ل ب ث","rootLatin":"l-b-s̱","meaning":"Dünya hayatında ne kadar süre kaldıklarını, ikamet ettiklerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'lebisû' fiilinin 'bir yerde kalmak, ikamet etmek, beklemek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, mücrimlerin dünya hayatında geçirdikleri süreyi ifade eder. Kıyamet günü bu sürenin ne kadar kısa olduğunu idrak etmeleri şaşkınlıklarını gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'lebisû' fiilinin 'beklemek, durmak, ikamet etmek' anlamlarını taşıdığını ve bu ayette dünya hayatındaki kalış süresini ifade ettiğini açıklar. Mücrimlerin bu süreyi 'gayra sâ'atin' (bir saatten başka değil) olarak nitelemeleri, kıyamet gününün dehşetiyle dünya hayatının kısalığını fark etmeleridir."}]},{"word":"يُؤْفَكُونَ","root":"أ ف ك","rootLatin":"e-f-k","meaning":"Hakikatten saptırılmak, yalan ve iftiraya uğramak, aldatılmak anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'yü'fekûn' fiilinin 'haktan saptırılmak, çevrilmek' anlamına geldiğini belirtir. Mücrimlerin dünya hayatında da hakikatten saptırıldıklarını, yalan ve batıla yönlendirildiklerini ifade eder. Bu, onların kıyamet günündeki yalan yeminlerinin bir devamıdır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'efk' kelimesinin 'bir şeyi asıl yönünden çevirmek, saptırmak' anlamına geldiğini ifade eder. 'Yü'fekûn' ise 'saptırılıyorlar, çevriliyorlar' demektir. Bu ayette, mücrimlerin dünya hayatında da hakikatten saptırıldıkları ve bu nedenle kıyamet günü de yalan söylemeye devam ettikleri vurgulanır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'efk' kökünün 'yalan, iftira, bir şeyi tersine çevirmek' anlamlarını içerdiğini belirtir. 'Yü'fekûn' fiili, mücrimlerin dünya hayatında da hakikatten uzaklaştırıldıklarını, batıla yönlendirildiklerini ve bu durumun kıyamet günündeki yalan yeminleriyle de devam ettiğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","dirilis","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zaman zarfı olduğu için mansûb","gloss":"gün"},{"position":2,"surface":"تَقُومُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَامَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"kopar"},{"position":3,"surface":"ٱلسَّاعَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-w-ʿ","lemma":"سَاعَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"تَقُومُ fiilinin fâili olduğu için merfû","gloss":"Kıyamet"},{"position":4,"surface":"يُقْسِمُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-س-م","rootLatin":"q-s-m","lemma":"أَقْسَمَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"yemin eder"},{"position":5,"surface":"ٱلْمُجْرِمُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ج-ر-م","rootLatin":"j-r-m","lemma":"مُجْرِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"يُقْسِمُ fiilinin fâili olduğu için merfû","gloss":"suçlular"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":7,"surface":"لَبِثُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ل-ب-ث","rootLatin":"l-b-th","lemma":"لَبِثَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kaldılar"},{"position":8,"surface":"غَيْرَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"غ-ي-ر","rootLatin":"gh-y-r","lemma":"غَيْر","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"dışında"},{"position":9,"surface":"سَاعَةٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-w-ʿ","lemma":"سَاعَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"bir an"},{"position":10,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"böylece"},{"position":10,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnî","gloss":"o"},{"position":11,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Nâkıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":12,"surface":"يُؤْفَكُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-ف-ك","rootLatin":"ʾ-f-k","lemma":"أَفَكَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"saptırılıyorlardı"}]
