# Rûm Sûresi, 57. Âyet (30:57)

> فَيَوْمَئِذٍ لَّا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

*Feyevme-iżin lâ yenfe'u-lleżîne zalemû ma'żiratuhum velâ hum yusta'tebûn(e)*

**Meal (Diyanet):** O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/30/57

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Rûm Suresi 57. ayet, kıyamet gününde zalimlerin durumunu tasvir ederken, mazeretlerinin kabul edilmeyeceğini ve tövbe etme fırsatlarının kalmayacağını vurgulamaktadır. Ayet, 'zulüm', 'mazeret' ve 'tövbe etme/hoşnutluk dileme' kavramları üzerinden ilahi adaletin tecellisini ve ahiret gününün kesinliğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"ظَلَمُوا۟","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık eden, haddi aşan, zulmeden kimseler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zulm' kelimesini bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haddi aşmak olarak tanımlar. Ayetteki 'ظَلَمُوا۟' ifadesi, Allah'ın koyduğu sınırları aşan, haksızlık eden ve bu nedenle ahirette mazeretleri kabul edilmeyecek olan kişileri ifade eder. Bu, sadece başkalarına yapılan haksızlıkları değil, aynı zamanda kişinin kendi nefsine karşı işlediği günahları da kapsar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zulm' kavramının Kur'an'da geniş bir anlamsal yelpazeye sahip olduğunu belirtir. Temelinde 'bir şeyi yanlış yere koymak' anlamı yatar ve bu, hem Allah'a karşı işlenen günahları (şirk gibi) hem de insanlar arası haksızlıkları içerir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın emirlerine uymayarak ve haddi aşarak kendilerine ve başkalarına zulmedenlerin ahiretteki çaresizliğini vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'zulm' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bu ayetteki 'ظَلَمُوا۟' ifadesinin, Allah'ın hükümlerine karşı gelerek kendilerine haksızlık edenleri kastettiğini belirtir. Bu, mecazi olarak kişinin kendi nefsine karşı işlediği günahlar ve Allah'ın hakkını eda etmemesi anlamındadır."}]},{"word":"مَعْذِرَتُهُمْ","root":"ع ذ ر","rootLatin":"a-z-r","meaning":"Zulmedenlerin ileri sürecekleri bahaneler, özürler veya gerekçeler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'uzr' (عذر) kelimesini, bir kusuru veya hatayı gidermeye çalışmak, bir mazeret ileri sürmek olarak açıklar. Ayetteki 'مَعْذِرَتُهُمْ' ifadesi, kıyamet gününde zalimlerin kendi fiillerini haklı çıkarmak için sunacakları bahanelerin, özürlerin hiçbir fayda sağlamayacağını, kabul edilmeyeceğini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ma'zira' (معذرة) kelimesinin, bir hatadan dolayı özür dilemek veya bir kusuru gidermek için sunulan gerekçe olduğunu belirtir. Bu ayette, zalimlerin dünyada işledikleri zulümlerden dolayı ahirette sunacakları hiçbir mazeretin geçerli olmayacağı, ilahi adaletin kesinliği karşısında çaresiz kalacakları ifade edilir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'uzr' kökünden türeyen kelimelerin, genellikle bir kusuru örtme, bahane bulma veya özür dileme anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'مَعْذِرَتُهُمْ' ifadesi, zalimlerin dünyadaki eylemlerinin hesabını verirken ileri sürecekleri her türlü gerekçenin, o günün dehşeti ve ilahi adaletin kesinliği karşısında anlamsız kalacağını gösterir."}]},{"word":"يُسْتَعْتَبُونَ","root":"ع ت ب","rootLatin":"a-t-b","meaning":"Kendilerinden Allah'ı hoşnut edecek şeyleri yapmaları, tövbe etmeleri veya af dilemeleri istenmez.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'isti'tâb' (استعتاب) kelimesinin, birinden razı olmasını istemek, onu hoşnut etmeye çalışmak veya tövbe etme fırsatı bulmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يُسْتَعْتَبُونَ' ifadesi, kıyamet gününde zalimlere artık tövbe etme, Allah'ın rızasını kazanma veya af dileme gibi bir fırsatın verilmeyeceğini, çünkü bu fırsatın dünyada iken sona erdiğini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'atb' (عتب) kökünün, birinden razı olmasını istemek, onu hoşnut etmeye çalışmak anlamlarına geldiğini ifade eder. 'İsti'tâb' ise bu fiilin 'istif' babından türemiş olup, birinden hoşnutluk veya rıza talep etmek demektir. Ayetteki kullanımı, zalimlerin ahirette artık Allah'ın rızasını kazanma veya tövbe etme imkanlarının kalmadığını, dünyadaki fırsatlarını yitirdiklerini gösterir."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'isti'tâb'ın, bir kimsenin kendisinden razı olunmasını istemesi veya bir kusurundan dolayı özür dilemesi anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, zalimlerin kıyamet gününde Allah'tan af dileme, O'nu hoşnut etme veya tövbe etme gibi bir şanslarının olmayacağı, çünkü bu tür eylemlerin ancak dünya hayatında geçerli olduğu vurgulanır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","hesap-mizan","ahiret-mukafat","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":1,"surface":"يَوْمَئِذٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"o gün"},{"position":2,"surface":"لَّا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":3,"surface":"يَنفَعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ف-ع","rootLatin":"n-f-ʿ","lemma":"نَفَعَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"fayda verir"},{"position":4,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî","gloss":"o kimseler ki"},{"position":5,"surface":"ظَلَمُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"ẓ-l-m","lemma":"ظَلَمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"zulmettiler"},{"position":6,"surface":"مَعْذِرَتُهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ر","rootLatin":"ʿ-dh-r","lemma":"مَعْذِرَة","form":"Mef'ale","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"mazeretleri"},{"position":6,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"onların"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":8,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"onlar"},{"position":9,"surface":"يُسْتَعْتَبُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ت-ب","rootLatin":"ʿ-t-b","lemma":"اِسْتَعْتَبَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"razı edilmeleri istenmez"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Rûm Sûresi** · *30/57*
- **Rûm Sûresi** · *30/57*
- **Rûm Sûresi** · *30/57*
- **Rûm Sûresi** · *30/57*
