# Rûm Sûresi, 59. Âyet (30:59)

> كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

*Keżâlike yatbe'u(A)llâhu ‘alâ kulûbi-lleżîne lâ ya'lemûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/30/59

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın bilmeyenlerin kalplerini mühürlemesini ifade etmektedir. Anahtar kavramlar, 'mühürleme', 'Allah' ve 'bilmeme' fiilleri etrafında şekillenerek, ilahi iradenin ve cehaletin kalpler üzerindeki etkisini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَطْبَعُ","root":"ط ب ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Allah'ın kalpleri mühürlemesi, üzerini örtmesi ve hakikati idrak etmelerini engellemesi anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'taba' (طبع) kelimesinin asıl anlamının bir şeyi bir şeyin üzerine basmak, şekil vermek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yatba' (يَطْبَعُ) fiili ise, kalbin üzerine bir mühür vurulması gibi, hakikatin içeri girmesini engelleyecek bir durumun oluşmasını ifade eder. Bu, kalbin idrak yeteneğinin kapanması ve hakikati kabul etmeye direnç göstermesi anlamına gelir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'yatba' (يَطْبَعُ) fiilini 'hateme' (ختم) yani mühürlemek ile eş anlamlı olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın bilmeyenlerin kalplerini mühürlemesi, onların hakikati işitme ve anlama yeteneklerinin ortadan kalkması, böylece imana kapalı hale gelmeleri mecazını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'taba' (طبع) kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, Allah'ın bir ceza veya uyarı olarak bazı kalpleri hakikatten uzaklaştırması anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayette, bilmeyenlerin kalplerinin mühürlenmesi, onların kendi cehaletleri ve hakikati reddetmeleri sonucunda ilahi bir müdahale ile hidayetten mahrum kalmalarını ifade eder."}]},{"word":"ٱللَّهُ","root":"ا ل ه","rootLatin":"a-l-h","meaning":"Yüce Yaratıcı, ibadet edilen, varlığı zorunlu olan tek ilah.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'Allah' isminin, bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, ibadete layık tek varlık olduğunu belirtir. Ayetteki 'Allah' (ٱللَّهُ) ismi, kalpleri mühürleme eyleminin faili olarak, mutlak güç ve irade sahibi olan Yaratıcı'yı işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Allah' isminin, zat-ı vacibü'l-vücud'a delalet eden özel bir isim olduğunu ifade eder. Bu ayette, 'Allah' (ٱللَّهُ) ismi, bilmeyenlerin kalplerini mühürleme fiilini gerçekleştiren, her şeyin mutlak hakimi olan ilahi varlığı temsil eder."}]},{"word":"قُلُوبِ","root":"ق ل ب","rootLatin":"k-l-b","meaning":"İnsanların idrak, düşünce, inanç ve duygularının merkezi olan kalpler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kalb' (قلب) kelimesinin, bir şeyin özü ve merkezi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kulûb' (قُلُوبِ) kelimesi, bilmeyenlerin idrak ve anlayış merkezlerini ifade eder ki, bu merkezler mühürlendiğinde hakikati kavrama yetenekleri ortadan kalkar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kalb' (قلب) kelimesinin, hem fiziksel organı hem de insanın akıl, idrak ve irade merkezini ifade ettiğini söyler. Ayetteki 'kulûb' (قُلُوبِ) kelimesi, bilmeyenlerin hakikati kabul etme ve anlama yeteneğinin bulunduğu manevi merkezi temsil eder ve bu merkezin mühürlenmesi, onların hidayetten uzaklaşmasını simgeler."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, Kur'an'da 'kalb' (قلب) kelimesinin genellikle insanın düşünce, anlama, inanma ve hissetme merkezi olarak kullanıldığını vurgular. Bu ayette 'kulûb' (قُلُوبِ) kelimesi, bilmeyenlerin hakikati idrak etme ve iman etme potansiyeline sahip olan iç dünyalarını ifade eder ve bu potansiyelin ilahi bir müdahale ile engellenmesini anlatır."}]},{"word":"يَعْلَمُونَ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Bilmek, anlamak, idrak etmek ve hakikate vakıf olmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilm' (علم) kelimesinin, bir şeyi olduğu gibi idrak etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ ya'lemûn' (لَا يَعْلَمُونَ) ifadesi, hakikati bilmeyen, anlamayan ve dolayısıyla ona göre hareket etmeyen kişileri tanımlar. Bu cehalet, kalplerinin mühürlenmesine yol açan temel sebeptir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ilm' (علم) kelimesini, bir şeyin hakikatini kavramak ve onu diğerlerinden ayırmak olarak açıklar. Ayetteki 'lâ ya'lemûn' (لَا يَعْلَمُونَ) ifadesi, Allah'ın ayetlerini, delillerini ve hakikati bilmeyen, anlamayan ve bu bilgiye karşı kör olan kimseleri ifade eder. Bu durum, onların kalplerinin mühürlenmesinin bir sonucu veya nedeni olarak sunulur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'ilm' (علم) kavramının sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda bu bilginin getirdiği sorumluluğu ve idraki de içerdiğini belirtir. Ayetteki 'lâ ya'lemûn' (لَا يَعْلَمُونَ) ifadesi, sadece bilgi eksikliği değil, aynı zamanda hakikati reddetme veya ona karşı kayıtsız kalma durumunu da ifade eder ki, bu durum kalplerin mühürlenmesiyle sonuçlanır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","kufur-sirk","ilim-hikmet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih ve İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَذَٰلِكَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"böylece"},{"position":2,"surface":"يَطْبَعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ط-ب-ع","rootLatin":"ṭ-b-ʿ","lemma":"طَبَعَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"kapatır"},{"position":3,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fiil-i muzarinin fâili olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":4,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَىٰ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":5,"surface":"قُلُوبِ","pos":"isim","posDetail":"Cemi İsim","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"q-l-b","lemma":"قَلْب","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"kalpleri"},{"position":6,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahallen mebnî","gloss":"o kimseler ki"},{"position":7,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":8,"surface":"يَعْلَمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"ʿ-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"bilirler"}]
