# Lokmân Sûresi, 4. Âyet (31:4)

> ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

*Elleżîne yukîmûne-ssalâte veyu/tûne-zzekâte vehum bil-âḣirati hum yûkinûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/31/4

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müminlerin temel vasıflarını üç ana eylem üzerinden tanımlamaktadır: namazı ikame etmek, zekatı vermek ve ahirete kesin bir şekilde inanmak. Kelimelerin kök anlamları, bu eylemlerin sadece zahiri icraat değil, aynı zamanda derin bir içselleştirme ve kesinlik gerektirdiğini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"يُقِيمُونَ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Namazı dosdoğru ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmek, sürdürmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kıyâm' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyin dik durması' olduğunu belirtir. Namaz için kullanıldığında ise, onu hakkıyla, şartlarına ve rükünlerine riayet ederek eda etmek, devamlılığını sağlamak anlamını taşır. Ayetteki 'yükîmûne' ifadesi, namazı sadece kılmak değil, onu hayatın merkezine koyarak ayakta tutmak ve dosdoğru kılmak manasındadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ikâmetü's-salât' ifadesini 'namazı tamamlamak, eksiksiz kılmak' olarak açıklar. Ona göre bu, namazın tüm farzlarını ve sünnetlerini yerine getirerek, onu tam ve kâmil bir şekilde eda etmek demektir. Ayetteki kullanımı, namazın sadece şeklen değil, ruhen de ikame edilmesini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'salât' kavramının Kur'an'daki önemine değinirken, 'ikâme' fiilinin namazla birlikte kullanılmasının, namazın sadece bir ritüel olmaktan öte, müminin hayatında sürekli ve düzenli bir yer tutması gerektiğini vurguladığını belirtir. Bu, namazın bireyin dindarlığının temel direği olarak 'ayakta tutulması' anlamına gelir."}]},{"word":"ٱلصَّلَوٰةَ","root":"ص ل و","rootLatin":"s-l-v","meaning":"Allah'a yöneliş, dua, ibadet ve kulluğun en temel göstergesi olan namaz ibadeti.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'salât' kelimesinin lügat anlamının 'dua' olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da kullanıldığında, belirli rükünleri ve şartları olan, Allah'a yöneliş ve tazim içeren özel bir ibadet şeklini ifade eder. Ayetteki 'es-salât' kelimesi, müminlerin Allah ile bağlarını güçlendiren bu özel ibadeti kasteder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'salât' kelimesinin asıl anlamının 'dua' ve 'tazim' olduğunu, ancak şeriat dilinde 'belirli fiil ve sözlerden oluşan, Allah'a yöneliş ve O'nu yüceltme ibadeti' olarak kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, müminlerin Allah'a karşı kulluk görevlerini yerine getirdikleri temel ibadeti ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'salât' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, sadece bireysel bir dua olmaktan öte, toplumsal bir ibadet ve disiplin aracı olduğunu vurgular. Ayetteki 'es-salât' ifadesi, müminlerin hem bireysel hem de toplumsal yaşamlarında Allah'a olan bağlılıklarını gösteren merkezi bir eylemi temsil eder."}]},{"word":"وَيُؤْتُونَ","root":"ء ت ي","rootLatin":"e-t-y","meaning":"Zekatı vermek, onu hak sahiplerine ulaştırmak ve bu görevi yerine getirmek.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'îtâ'' fiilinin 'vermek, ulaştırmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Zekat bağlamında ise, maldan belirli bir payı ayırıp, Allah'ın emri gereği hak sahiplerine teslim etmek demektir. Ayetteki 'yü'tûne' ifadesi, zekatın sadece hesaplanması değil, fiilen verilmesi eylemini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'îtâ'' fiilinin 'vermek, ihsan etmek' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da genellikle Allah'ın lütfunu veya kulların bir şeyi başkasına vermesini ifade ettiğini belirtir. Zekatla birlikte kullanıldığında, bu, malın bir kısmını Allah rızası için fakirlere ve diğer hak sahiplerine 'verme' eylemini açıkça ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'îtâ'' kelimesinin 'bir şeyi birine ulaştırmak' anlamına geldiğini ve 'zekat' ile birlikte kullanıldığında, malın belirli bir kısmını fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine 'verme' eylemini ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece bir bağış değil, dini bir yükümlülüğün yerine getirilmesidir."}]},{"word":"ٱلزَّكَوٰةَ","root":"ز ك و","rootLatin":"z-k-v","meaning":"Malın arınması, temizlenmesi ve bereketlenmesi için verilen, belirli şartlara tabi mali ibadet.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'zekât' kelimesinin asıl anlamının 'artmak, temizlenmek, bereketlenmek' olduğunu belirtir. Şeriatta ise, malın belirli bir kısmını fakirlere vererek malı temizleme ve bereketlendirme ibadetidir. Ayetteki 'ez-zekât' ifadesi, müminlerin mali yükümlülüklerini yerine getirerek hem mallarını hem de ruhlarını arındırmalarını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zekât' kelimesinin 'büyüme, artma ve temizlenme' anlamlarını içerdiğini ifade eder. Dini terim olarak ise, maldan belirli bir miktarı ihtiyaç sahiplerine vererek malı temizleme ve bereketlendirme ibadetidir. Ayetteki kullanımı, müminlerin bu mali ibadeti yerine getirerek hem kendilerini hem de toplumlarını arındırdıklarını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zekât' kavramının Kur'an'da sadece bir vergi olmaktan öte, malın 'arınması' ve 'bereketlenmesi' ile doğrudan ilişkili olduğunu vurgular. Bu, malın sadece maddi değil, manevi olarak da temizlenmesi ve sahibine hayır getirmesi anlamını taşır. Ayetteki 'ez-zekât' kelimesi, bu arınma ve bereketlenme sürecini ifade eder."}]},{"word":"بِٱلْـَٔاخِرَةِ","root":"ء خ ر","rootLatin":"e-h-r","meaning":"Dünya hayatından sonraki ebedi hayat, ahiret yurdu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âhiret' kelimesinin 'sonra gelen, son' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da dünya hayatından sonraki ebedi hayatı ifade ettiğini belirtir. Bu, kıyamet, hesap, cennet ve cehennem gibi unsurları içeren nihai varış yeridir. Ayetteki 'bi'l-âhireti' ifadesi, müminlerin bu ebedi hayata olan inançlarını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'âhiret' kavramını 'dünya hayatının zıddı olan, sonraki hayat' olarak tanımlar. Ona göre bu, insanın amellerinin karşılığını göreceği, ebedi kalacağı yerdir. Ayetteki kullanımı, müminlerin dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret hayatının kalıcılığını idrak etmelerini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'âhiret' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini vurgulayarak, bu inancın müminlerin tüm ahlaki ve dini davranışlarını şekillendiren temel bir motivasyon olduğunu belirtir. Ahiret inancı, dünya hayatındaki sorumluluk bilincini artırır. Ayetteki 'bi'l-âhireti' ifadesi, bu derin ve etkileyici inancı işaret eder."}]},{"word":"يُوقِنُونَ","root":"ي ق ن","rootLatin":"y-k-n","meaning":"Kesin bir bilgi ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde inanmak, tam bir kanaate sahip olmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'yakîn' kelimesinin 'şüpheden uzak, kesin bilgi' anlamına geldiğini belirtir. Bu, sadece bilmek değil, aynı zamanda kalben tasdik etmek ve şüpheye mahal bırakmamaktır. Ayetteki 'yûkınûne' ifadesi, müminlerin ahirete dair inançlarının sadece teorik bir bilgi değil, tam bir kesinlik ve içselleştirme olduğunu vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'yakîn' kelimesini 'şüphenin kalkmasıyla elde edilen kesin bilgi' olarak tanımlar. Bu, bilginin en üst seviyesidir ve kalpte tam bir huzur ve kanaat oluşturur. Ayetteki 'yûkınûne' ifadesi, ahiret inancının müminler için sadece bir ihtimal değil, mutlak bir gerçeklik olduğunu gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'yakîn' kelimesinin 'şüphe ve tereddütten arınmış, kesin ve sağlam bilgi' olduğunu belirtir. Bu, sadece akli bir kabul değil, aynı zamanda kalbi bir tasdiktir. Ayetteki 'yûkınûne' ifadesi, müminlerin ahirete olan inançlarının bu en yüksek seviyede olduğunu, yani hiçbir şüphe taşımadıklarını ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["namaz","zekat-infak","iman","kiyamet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"الذي","rootLatin":"allaḏī","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî","gloss":"o kimseler"},{"position":2,"surface":"يُقِيمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"قوم","rootLatin":"q-w-m","lemma":"أَقَامَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"kılarlar"},{"position":3,"surface":"ٱلصَّلَوٰةَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"صلو","rootLatin":"ṣ-l-w","lemma":"صَلَاة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"namazı"},{"position":4,"surface":"وَيُؤْتُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أتى","rootLatin":"ʾ-t-y","lemma":"آتَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki fiile atfedildiği için merfû","gloss":"verirler"},{"position":5,"surface":"ٱلزَّكَوٰةَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"زكو","rootLatin":"z-k-w","lemma":"زَكَاة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"zekatı"},{"position":6,"surface":"وَهُم","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"onlar"},{"position":7,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":7,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"أخر","rootLatin":"ʾ-ḫ-r","lemma":"آخِرَة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ahirete"},{"position":8,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Fasl Zamiri","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fasl zamiri olduğu için mebnî","gloss":"onlar"},{"position":9,"surface":"يُوقِنُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"يقن","rootLatin":"y-q-n","lemma":"أَيْقَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"yakinen inanırlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zekât ve İnfâk** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *31/4*
- **Zekât ve İnfâk** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *31/4*
