# Lokmân Sûresi, 5. Âyet (31:5)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

*Ulâ-ike ‘alâ huden min rabbihim(s) veulâ-ike humu-lmuflihûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/31/5

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Lokmân Suresi'nin 5. ayeti, hidayet ve felah kavramları üzerinden müminlerin nihai başarısını vurgular. Ayet, Allah'ın rehberliğine uyanların dünya ve ahiretteki kurtuluşunu dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"هُدًى","root":"ه د ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Allah'ın doğru yolu göstermesi, rehberlik etmesi ve bu rehberliğe uyma halidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hüdâ (هُدًى), Allah tarafından doğru yola iletmek, yol göstermek anlamına gelir. Ayetteki 'Rablerinin yolunda olanlardır' ifadesi, Allah'ın lütfuyla doğru yolu bulmuş ve o yolda istikamet üzere olan kimseleri tanımlar. Bu, sadece yol göstermek değil, aynı zamanda o yolda sebat etmeyi de içerir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hüdâ (هُدًى), burada 'beyan' (açıklama) ve 'irşad' (doğruya yöneltme) anlamındadır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kullarına hakikati açıklayarak onları doğruya yöneltmesini ve onların da bu yönelişi kabul etmesini ifade eder. Bu, mecazi olarak doğru yolun kendisi olarak da anlaşılabilir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Hüdâ (هُدًى) Kur'an'da merkezi bir kavram olup, Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi ve bu yolda onlara rehberlik etmesi anlamını taşır. Ayetteki 'Rablerinin yolunda olanlardır' ifadesi, bu ilahi rehberliğe tabi olan ve onunla hareket eden kişileri tanımlar. Bu, sadece bilgi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve ahlaki bir duruşu ifade eder."}]},{"word":"رَبِّهِمْ","root":"ر ب ب","rootLatin":"r-b-b","meaning":"Terbiye eden, yetiştiren, sahip olan, yöneten ve nimet veren yüce yaratıcıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Rab (رَبّ) kelimesi, terbiye eden, bir şeyi kademe kademe kemale erdiren, sahip olan ve yöneten anlamlarına gelir. Ayetteki 'Rablerinin' ifadesi, Allah'ın müminler üzerindeki mutlak otoritesini, onları hidayete sevk etmesini ve tüm işlerini idare etmesini vurgular. Bu, aynı zamanda Allah'ın kullarına karşı şefkat ve merhametini de içerir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Rab (رَبّ), malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve mutasarrıf demektir. Ayetteki 'Rablerinin' ifadesi, Allah'ın müminlerin tüm varlıkları üzerindeki egemenliğini, onları doğru yola iletme ve koruma görevini ifade eder. Bu, aynı zamanda Allah'ın kullarına karşı olan lütuf ve ihsanını da gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Rab (رَبّ) kavramı Kur'an'da Allah'ın yaratıcı, besleyici, koruyucu ve yönetici sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'Rablerinin' ifadesi, müminlerin Allah'ın mutlak otoritesi altında olduğunu, O'nun rehberliğine tabi olduklarını ve O'nun tarafından terbiye edildiklerini gösterir. Bu, Allah ile kul arasındaki özel ve bağımlı ilişkiyi vurgular."}]},{"word":"الْمُفْلِحُونَ","root":"ف ل ح","rootLatin":"f-l-h","meaning":"Dünya ve ahirette kurtuluşa, başarıya ve saadete ulaşanlardır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Felâh (فلاح), bir şeyi elde etmek için çaba sarf ettikten sonra başarıya ulaşmak ve kurtuluşa ermektir. Ayetteki 'saadete erenlerdir' ifadesi, hidayet yolunda olanların nihai olarak dünya ve ahirette arzu ettikleri her şeye kavuşacaklarını, sıkıntı ve zorluklardan kurtulacaklarını belirtir. Bu, hem maddi hem de manevi bir başarıyı kapsar."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Müflih (مُفْلِح), felaha eren, yani kurtuluşa ve başarıya ulaşan demektir. Ayetteki 'saadete erenlerdir' ifadesi, Allah'ın hidayetine tabi olanların, dünya hayatında da ahiret hayatında da en iyi sonuca ulaşacaklarını, umduklarına nail olacaklarını ve korktuklarından emin olacaklarını ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Felâh (فلاح), hayra ulaşmak ve şerden kurtulmaktır. Ayetteki 'el-Müflihûn' (الْمُفْلِحُونَ) ifadesi, Allah'ın emirlerine uyan, O'nun yolunda giden kimselerin, hem bu dünyada huzur ve bereket bulacaklarını hem de ahirette cennete girerek ebedi kurtuluşa ereceklerini müjdeler. Bu, kapsamlı bir başarı ve mutluluk halidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Felâh (فلاح) kavramı, Kur'an'da genellikle dünya ve ahiret mutluluğunu, kurtuluşu ve başarıyı ifade eder. Ayetteki 'el-Müflihûn' (الْمُفْلِحُونَ) ifadesi, Allah'ın hidayetine sarılanların, hem dünyevi sıkıntılardan kurtulup huzura ermelerini hem de ahirette cennetle mükafatlandırılmalarını kapsayan geniş bir anlam taşır. Bu, ilahi vaadin bir tecellisidir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","takva","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfûdur, mebnîdir.","gloss":"İşte onlar"},{"position":2,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَىٰ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnîdir.","gloss":"üzerinde"},{"position":3,"surface":"هُدًۭى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هُدًى","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"hidayet"},{"position":4,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnîdir.","gloss":"-den, -dan"},{"position":5,"surface":"رَّبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur.","gloss":"Rabbi"},{"position":5,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûrdur, mebnîdir.","gloss":"onların"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnîdir.","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfûdur, mebnîdir.","gloss":"işte onlar"},{"position":7,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Fasl Zamiri","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fasl zamiri olduğu için mebnîdir, i'râbda mahalli yoktur.","gloss":"onlar"},{"position":8,"surface":"ٱلْمُفْلِحُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ف-ل-ح","rootLatin":"f-l-h","lemma":"مُفْلِح","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfûdur.","gloss":"kurtuluşa erenler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *31/5*
