# Secde Sûresi, 29. Âyet (32:29)

> قُلْ يَوْمَ ٱلْفَتْحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِيمَـٰنُهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

*Kul yevme-lfethi lâ yenfe'u-lleżîne keferû îmânuhum velâ hum yunzarûn(e)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/32/29

---

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","kufur-sirk","iman","ahiret-mukafat"]}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde inkarcıların imanlarının kendilerine fayda vermeyeceğini ve azaplarının ertelenmeyeceğini vurgulamaktadır. Ayet, 'fetih' kavramını hükmün verildiği gün olarak tanımlayarak, o günün kesinliğini ve geri dönülmezliğini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْفَتْحِ","root":"ف ت ح","rootLatin":"F-T-H","meaning":"Ayette, hükmün verildiği, hak ile batılın ayrıldığı ve ilahi adaletin tecelli ettiği gün anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fetih' kelimesinin temel anlamının bir şeyi açmak olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da bu kelime, hem maddi hem de manevi engellerin kaldırılması, zafer ve hüküm verme anlamlarında kullanılır. Bu ayette ise, Allah'ın hükmünün kesinleştiği, hak ile batılın ayrıldığı ve inkarcılar için kurtuluş kapılarının kapandığı 'hüküm günü'nü ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'yevmu'l-fetih' ifadesini 'yevmu'l-fasl' (ayırma günü) olarak açıklar. Yani, Allah'ın kulları arasında hüküm vereceği, haklıyı haksızdan ayıracağı ve adaleti tesis edeceği gün demektir. Bu bağlamda, inkarcılar için artık bir dönüş veya af kapısının kalmadığı gün vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'fetih' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi yardım ve zaferle ilişkilendirildiğini belirtir. Ancak bu ayetteki 'yevmu'l-fetih', inkarcılar için bir zafer değil, aksine onların aleyhine kesinleşen ilahi hükmün tecelli ettiği, yani ilahi adaletin nihai olarak galip geldiği günü ifade eder."}]},{"word":"يَنفَعُ","root":"ن ف ع","rootLatin":"N-F-A","meaning":"Ayette, inkarcıların kıyamet gününde imanlarının kendilerine hiçbir yarar sağlamayacağı anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'nef'' kelimesini 'fayda, yarar' olarak tanımlar ve bunun zıddının 'darar' (zarar) olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcıların dünyada iman etmeyip, ahirette iman etmelerinin veya o günkü pişmanlıklarının kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını, azaptan kurtaramayacağını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'nef''in bir şeyin iyi ve faydalı yönünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'lâ yenfeu' ifadesi, inkarcıların o günkü imanlarının veya pişmanlıklarının, dünyadaki amelleri karşısında hiçbir olumlu sonuç doğurmayacağını, yani azabı defetme konusunda işe yaramayacağını vurgular."}]},{"word":"كَفَرُوٓا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"K-F-R","meaning":"Ayette, Allah'ın birliğini, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar eden, gerçeği örtbas eden kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'küfr' kelimesinin temel anlamının 'örtmek' olduğunu belirtir. Bu bağlamda, 'kefere' fiili, hakkı, gerçeği, Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin getirdiklerini örtbas eden, inkar eden kimseleri ifade eder. Ayette, bu inkarın ahiretteki sonuçlarına dikkat çekilir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr'ü, Allah'ın nimetlerini örtmek ve şükretmemek olarak tanımlar. Daha geniş anlamda ise, Allah'ın varlığını, birliğini, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar etmektir. Ayetteki 'kefere' fiili, bu inkarın dünyadaki tercihinin, ahiretteki faydasızlığını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve 'iman'ın zıddı olduğunu vurgular. 'Kâfir', Allah'ın mesajını reddeden, gerçeği görmezden gelen kişidir. Bu ayette, 'kefere' fiili, bu reddedişin kıyamet gününde telafisi olmayan bir durum olduğunu ve o günkü imanın geçersizliğini belirtir."}]},{"word":"إِيمَـٰنُهُمْ","root":"ء م ن","rootLatin":"E-M-N","meaning":"Ayette, inkarcıların kıyamet gününde gösterecekleri veya o günkü pişmanlıklarından kaynaklanan imanlarının kendilerine bir fayda sağlamayacağı anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'iman' kelimesinin kök anlamının 'emniyet' ve 'güven' olduğunu belirtir. Dini terim olarak ise, kalple tasdik, dille ikrar ve organlarla amel etmektir. Bu ayetteki 'îmânuhum' ifadesi, inkarcıların dünyada sahip olmadıkları imanın, kıyamet gününde, azabı gördükten sonraki 'mecburi' imanlarının veya pişmanlıklarının kendilerine bir emniyet ve kurtuluş sağlamayacağını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, imanı, Allah'tan gelen her şeyi tereddütsüz kabul etmek ve tasdik etmek olarak tanımlar. Ayetteki 'îmânuhum' ise, bu tasdikin belirli bir zaman dilimi içinde, yani dünya hayatında gerçekleşmesi gerektiğini vurgular. Kıyamet gününde, hakikatin apaçık ortaya çıktığı bir anda gösterilen iman, artık bir imtihan unsuru olmaktan çıktığı için kabul görmeyecektir."}]},{"word":"يُنظَرُونَ","root":"ن ظ ر","rootLatin":"N-Z-R","meaning":"Ayette, inkarcıların azaplarının ertelenmeyeceği, onlara mühlet verilmeyeceği anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'inzâr' kelimesinin 'mühlet vermek, ertelemek' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'lâ yunzârûn' ifadesi, kıyamet gününde inkarcılara azaptan kurtulmaları için hiçbir ek süre veya mühlet verilmeyeceğini, hükmün kesinleştiğini ve hemen uygulanacağını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'unzira' fiilini 'uhhira' (ertelendi) olarak açıklar. Ayetteki olumsuz kullanımı, inkarcıların o günkü durumlarının geri dönülmez olduğunu, azaplarının ertelenmesi veya hafifletilmesi gibi bir beklentilerinin olamayacağını mecazi bir dille ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'inzâr'ın, bir şeyi geciktirmek veya birine mühlet tanımak olduğunu belirtir. Ayetteki 'lâ yunzârûn' ifadesi, inkarcılar için artık mühletin sona erdiğini, dünya hayatında kendilerine verilen sürenin dolduğunu ve ahirette bu sürenin uzatılmayacağını kesin bir dille ifade eder."}]}]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Kul"},{"position":2,"translit":"yevme"},{"position":3,"translit":"l-fethi"},{"position":4,"translit":"lâ"},{"position":5,"translit":"yenfe'u"},{"position":6,"translit":"lleżîne"},{"position":7,"translit":"keferû"},{"position":8,"translit":"îmânuhum"},{"position":9,"translit":"velâ"},{"position":10,"translit":"hum"},{"position":11,"translit":"yunzarûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"De ki","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":2,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"gün","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Zaman zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":3,"surface":"ٱلْفَتْحِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ف-ت-ح","rootLatin":"f-t-h","lemma":"فَتْح","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"hükmün verilmesi","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":4,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ne ... ne de","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":5,"surface":"يَنفَعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ف-ع","rootLatin":"n-f-ʿ","lemma":"نَفَعَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"fayda verir","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":6,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"كَفَرُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":8,"surface":"إِيمَـٰنُهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ا-م-ن","rootLatin":"ʾ-m-n","lemma":"إِيمَان","form":"İf'âl","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"imanları","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Fâil","izafet":"Muzâf"},{"position":8,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":9,"surface":"وَلَا","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve ne de","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"onlar","binaDurumu":"Mebnî (munfasıl zamir)","gorev":"Mübteda"},{"position":11,"surface":"يُنظَرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-ẓ-r","lemma":"نَظَرَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"ertelenirler","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Meçhul muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *32/29*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *32/29*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *32/29*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *32/29*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29. Ayet*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29. Ayet*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *32/29*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *32/29*
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29. Ayet*
