# Ahzâb Sûresi, 67. Âyet (33:67)

> وَقَالُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠

*Ve kâlû rabbenâ innâ eta'nâ sâdetenâ vekuberâenâ feedallûnâ-ssebîlâ*

**Meal (Diyanet):** Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/33/67

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ahzâb Suresi 67. ayet, kıyamet gününde müşriklerin veya günahkarların Allah'a yönelerek dünyadaki liderlerini suçlamalarını ve onlara beddua etmelerini konu edinir. Ayet, 'itaat', 'yöneticiler', 'büyükler' ve 'saptırma' gibi kavramlar üzerinden toplumsal hiyerarşi ve sorumluluk meselesini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَطَعْنَا","root":"ط و ع","rootLatin":"t-v-'-","meaning":"İtaat etmek, boyun eğmek, emre uymak anlamına gelir ve ayette geçmiş zamanda yöneticilere gösterilen bağlılığı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'tav' (طوع) kelimesinin asıl anlamının 'kolaylık ve yumuşaklık' olduğunu belirtir. İtaat (إطاعة) ise, bir emre kolaylıkla ve isteyerek boyun eğmek demektir. Ayetteki 'eta'nâ' (أطعنا) ifadesi, dünyada liderlere gösterilen bu isteyerek boyun eğme halini vurgular, ancak bu itaatin yanlış bir yola sevk ettiğini ima eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'tâ'a' (طاعة) kelimesini 'boyun eğme' ve 'emre uyma' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, insanların dünyada liderlerinin sözlerine ve emirlerine kayıtsız şartsız uymalarını, onların peşinden gitmelerini mecazi olarak ifade eder. Bu itaat, ahirette pişmanlık duyulan bir eylem olarak sunulur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'itaat' kavramını Kur'an'da genellikle Allah'a ve Resulü'ne karşı kullanıldığını, ancak burada olduğu gibi insanlara karşı kullanıldığında, bu itaatin sonuçlarının sorgulandığını belirtir. Ayetteki 'eta'nâ', yanlış bir otoriteye gösterilen bağlılığın ahiretteki vahim sonuçlarını gösteren bir anahtar kelimedir."}]},{"word":"سَادَتَنَا","root":"س و د","rootLatin":"s-v-d","meaning":"Efendilerimiz, liderlerimiz, ileri gelenlerimiz anlamına gelir ve ayette dünyada kendilerine itaat edilen yöneticileri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'seyyid' (سيد) kelimesinin 'kavminin işlerini idare eden, onlara önderlik eden kişi' anlamına geldiğini belirtir. 'Sâdetenâ' (سادتنا) ifadesi, ayette, insanların dünyada kendilerini takip ettikleri, sözlerine itibar ettikleri ve emirlerine uydukları toplumsal liderleri ve ileri gelenleri işaret eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'seyyid' kelimesinin 'efendi, reis, önder' gibi anlamlara geldiğini ve 'sâde' (سادة) kelimesinin bunun çoğulu olduğunu ifade eder. Ayetteki 'sâdetenâ', dünyada kendilerine tabi olunan, toplumsal ve siyasi nüfuza sahip kişileri temsil eder ve onların ahiretteki sorumluluklarına dikkat çeker."}]},{"word":"وَكُبَرَآءَنَا","root":"ك ب ر","rootLatin":"k-b-r","meaning":"Büyüklerimiz, ileri gelenlerimiz, yaşça veya makamca üstün olanlarımız anlamına gelir ve ayette yöneticilerle birlikte anılarak onların otoritesini pekiştirir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kebîr' (كبير) kelimesinin 'büyük, yüce' anlamlarına geldiğini ve 'küberâ' (كبراء) kelimesinin bunun çoğulu olduğunu belirtir. Ayetteki 'küberâenâ', sadece yaşça büyük olanları değil, aynı zamanda toplumda sözü dinlenen, nüfuz sahibi ve saygın konumdaki kişileri ifade eder. Bu kişiler, itaat edilen liderler sınıfına dahil edilir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kibr' (كبر) kökünden türeyen kelimelerin genellikle 'büyüklük, yücelik' anlamlarını taşıdığını ifade eder. 'Küberâ' kelimesi, ayette, toplumsal hiyerarşide üst konumda bulunan, karar alma mekanizmalarında etkili olan ve halkın üzerinde bir otoriteye sahip olan kişileri tanımlar. Bu bağlamda, 'sâdetenâ' ile birlikte kullanılması, onların hem siyasi hem de sosyal nüfuzunu vurgular."}]},{"word":"فَأَضَلُّونَا","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Bizi saptırdılar, yoldan çıkardılar anlamına gelir ve ayette liderlerin insanları doğru yoldan uzaklaştırmadaki rollerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'dalâl' (ضلال) kelimesinin 'doğru yoldan sapmak, kaybolmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Edallûnâ' (أضلّونا) ifadesi, liderlerin insanları bilerek veya bilmeyerek hakikatten uzaklaştırdığını, onları yanlış inançlara veya eylemlere sevk ettiğini gösterir. Ayette, bu saptırmanın ahiretteki pişmanlığın temel nedeni olduğu vurgulanır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'dalâl' kelimesini 'haktan sapma' olarak açıklar. Ayetteki 'edallûnâ', liderlerin insanları doğru yoldan uzaklaştırmalarını, onları batıla yönlendirmelerini mecazi olarak ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir yol sapması değil, aynı zamanda inanç ve ahlak açısından da bir sapmadır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'dalâl' kavramının Kur'an'da genellikle 'hidayetin zıttı' olarak kullanıldığını ve 'doğru yoldan sapma, şaşırma, kaybolma' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'edallûnâ' fiili, liderlerin, kendilerine itaat edenleri bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde hakikatten uzaklaştırarak, onları ahirette azaba sürükleyen bir duruma düşürdüklerini ifade eder."}]},{"word":"ٱلسَّبِيلَا","root":"س ب ل","rootLatin":"s-b-l","meaning":"Yol, doğru yol anlamına gelir ve ayette liderlerin insanları saptırdığı yolu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sebîl' (سبيل) kelimesinin 'yol' anlamına geldiğini ve hem maddi hem de manevi yollar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'es-sebîlâ' ifadesi, liderlerin insanları 'doğru yoldan', yani Allah'ın belirlediği hidayet yolundan saptırdığını vurgular. Bu, sadece bir yön sapması değil, aynı zamanda dinî ve ahlakî bir sapmadır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'sebîl' kelimesinin 'tarîk' (طريق) ile eş anlamlı olduğunu ve 'gidilen yer' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'es-sebîlâ', liderlerin insanları şaşırtarak, onları hakikatten uzaklaştırdığı ve ahirette azaba götürecek olan yanlış yolu temsil eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sebîl' kavramının Kur'an'da sıklıkla 'Allah'ın yolu' veya 'doğru yol' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'edallûnâ es-sebîlâ' ifadesi, liderlerin insanları bu ilahi yoldan, yani kurtuluşa götüren yoldan saptırdıklarını ve onları yanlış bir istikamete yönlendirdiklerini gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *33/67*
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *33/67*
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *33/67*
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *33/67*
