# Ahzâb Sûresi, 8. Âyet (33:8)

> لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّـٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ ۚ وَأَعَدَّ لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا

*Liyes-ele-ssâdikîne ‘an sidkihim(c) vea'adde lilkâfirîne ‘ażâben elîmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** (Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/33/8

---

## Tefsir

{"topics":["sidk","kufur-sirk","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لِّيَسْـَٔلَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-ء-ل","rootLatin":"s-'-l","lemma":"سَأَلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Gizli 'en' ile nasb edici 'lâm-ı ta'lîl'den sonra geldiği için mansûb","gloss":"sormak için"},{"position":2,"surface":"ٱلصَّـٰدِقِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ص-د-ق","rootLatin":"s-d-q","lemma":"صَادِق","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Fiil-i muzâri 'yes'ele'nin mef'ûlün bih'i olduğu için mansûb","gloss":"doğruları"},{"position":3,"surface":"عَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"hakkında"},{"position":4,"surface":"صِدْقِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ص-د-ق","rootLatin":"s-d-q","lemma":"صِدْق","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cer 'an'dan sonra geldiği için mecrûr","gloss":"doğruluğu"},{"position":4,"surface":"هِمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"أَعَدَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-د-د","rootLatin":"'-d-d","lemma":"أَعَدَّ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"hazırladı"},{"position":6,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":6,"surface":"ٱلْكَـٰفِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَافِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cer 'li'den sonra geldiği için mecrûr","gloss":"inkarcılara"},{"position":7,"surface":"عَذَابًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Fiil 'e'adde'nin mef'ûlün bih'i olduğu için mansûb","gloss":"azap"},{"position":8,"surface":"أَلِيمًا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"أ-ل-م","rootLatin":"a-l-m","lemma":"أَلِيم","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isim 'azâben'in sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"can yakıcı"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ahzâb Suresi 8. ayet, Allah'ın peygamberlerden aldığı misakın amacını ve sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, 'sıdk' kavramının hem sorgulanma hem de ilahi adalet bağlamında nasıl bir merkezî rol oynadığını vurgularken, 'küfr' ve 'azab' kavramlarıyla da ilahi cezanın mahiyetini açıklamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"لِّيَسْـَٔلَ","root":"س أ ل","rootLatin":"s-'-l","meaning":"Allah'ın, doğrulardan doğrulukları hakkında bilgi istemesi, sorgulaması.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'se'ele' (سأل) fiilini 'bir şeyin elde edilmesi için talepte bulunmak' veya 'bir şey hakkında bilgi edinmek için sorgulamak' olarak açıklar. Ayetteki 'li-yes'ele' ifadesi, Allah'ın sâdıklardan doğruluklarının mahiyetini, yani verdikleri sözde ne kadar durduklarını ve samimiyetlerini sorgulamasını ifade eder. Bu sorgulama, onların ahde vefalarını ortaya koymak içindir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, Kur'an'daki 'sormak' fiilinin bazen 'bilmek' veya 'ortaya çıkarmak' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki 'li-yes'ele', Allah'ın zaten bildiği bir şeyi sorması değil, sâdıkların sıdkını diğerleri için aşikâr kılmak ve onların durumunu ortaya koymak amacını taşır."}]},{"word":"ٱلصَّـٰدِقِينَ","root":"ص د ق","rootLatin":"s-d-q","meaning":"Sözlerinde, amellerinde ve inançlarında doğru olanlar, ahde vefa gösterenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sıdk' (صدق) kelimesinin 'sözün veya inancın gerçeğe uygun olması' anlamına geldiğini belirtir. 'Sâdıkîn' ise, hem sözlerinde doğru olanları hem de Allah'a verdikleri ahde sadık kalan peygamberleri ve müminleri ifade eder. Ayetteki bağlamda, peygamberlerin Allah'a verdikleri misaka sadakatleri vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sıdk' kavramının Kur'an'da sadece 'doğru sözlülük' değil, aynı zamanda 'samimiyet', 'dürüstlük' ve 'ahde vefa' gibi geniş bir anlam yelpazesini kapsadığını belirtir. 'Sâdıkîn', Allah'a karşı olan yükümlülüklerini içtenlikle yerine getiren ve bu konuda sebat gösteren kimselerdir. Ayette, onların bu niteliklerinin sorgulanması, aslında bu niteliklerin değerini ortaya koymaktır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'sâdık' kelimesinin 'sıdk' kökünden türediğini ve 'doğruluk, gerçeklik' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'sâdıkîn', Allah'ın emirlerine ve peygamberlik görevlerine tam bir sadakatle bağlı olan, sözleri ve fiilleri birbiriyle uyumlu olan kimselerdir."}]},{"word":"صِدْقِهِمْ","root":"ص د ق","rootLatin":"s-d-q","meaning":"Doğruların, sözlerinde ve ahitlerinde gösterdikleri samimiyet ve dürüstlük.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sıdk' kelimesinin 'sözün veya inancın gerçeğe uygun olması' anlamına geldiğini ve 'sıdk'ın zıttının 'kizb' (yalan) olduğunu belirtir. Ayetteki 'sıdkıhim', sâdıkîn'in Allah'a verdikleri sözde ne kadar durduklarını, samimiyetlerini ve dürüstlüklerini ifade eder. Allah'ın bu sıdkı sorması, onların bu niteliğini tescil etme ve ödüllendirme amacını taşır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'sıdk' kavramının Kur'an'da geniş bir semantik alana sahip olduğunu ve 'doğruluk, dürüstlük, samimiyet, ahde vefa' gibi anlamları içerdiğini belirtir. Ayetteki 'sıdkıhim', peygamberlerin Allah'a verdikleri misakı yerine getirmedeki içtenliklerini ve bu misaka olan bağlılıklarını ifade eder."}]},{"word":"وَأَعَدَّ","root":"ع د د","rootLatin":"'-d-d","meaning":"Allah'ın, inkarcılar için azabı önceden hazırlaması, tahsis etmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'i'dâd' (إعداد) kelimesinin 'bir şeyi bir amaç için hazırlamak, donatmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'e'adde', Allah'ın kâfirler için can yakıcı azabı önceden takdir edip hazır kıldığını ifade eder. Bu, ilahi adaletin bir tecellisi olarak, inkarcıların akıbetinin kesin olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'i'dâd'ın 'bir şeyi belirli bir durum veya olay için hazır hale getirmek' olduğunu açıklar. Ayetteki 'e'adde', Allah'ın kâfirlerin inkârlarına karşılık olarak onlara verilecek cezayı, yani azabı, adaletinin bir gereği olarak önceden belirlemiş ve hazırlamış olduğunu vurgular."}]},{"word":"لِلْكَـٰفِرِينَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın varlığını, birliğini, peygamberlerini ve ayetlerini inkâr edenler, nankörlük edenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' (كفر) kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi örtmek' olduğunu, buradan hareketle 'nimeti örtmek' yani 'nankörlük etmek' ve 'hakkı örtmek' yani 'inkâr etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Kâfirîn', Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin getirdiği hakikatleri bile bile reddeden, üzerini örten kimselerdir. Ayette, onların bu inkârcı tutumları nedeniyle azaba müstahak oldukları ifade edilir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da 'Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük' ve 'Allah'ın birliğini ve peygamberliğini inkâr' olmak üzere iki temel anlamda kullanıldığını vurgular. 'Kâfirîn', bu ayette, Allah'ın peygamberler aracılığıyla gönderdiği mesajı ve ahdi reddeden, böylece ilahi adaletin gereği olarak cezayı hak eden kimselerdir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'küfr'ün 'örtmek' ve 'inkâr etmek' anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Kâfirîn', Allah'ın varlığına ve birliğine dair delilleri görmezden gelen, peygamberlerin getirdiği hakikatleri reddeden ve böylece kendilerini ilahi rahmetten mahrum bırakanlardır. Ayette, bu inkârcıların akıbeti olarak 'azâben elîmâ' zikredilir."}]},{"word":"عَذَابًا","root":"ع ذ ب","rootLatin":"'-dh-b","meaning":"İnkârcılara verilecek olan şiddetli ve acı verici ceza.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azâb' (عذاب) kelimesinin 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' anlamından geldiğini ve 'tatlı suyu içmekten alıkoymak' gibi bir çağrışım taşıdığını belirtir. Daha sonra 'acı veren ceza' anlamında kullanılmıştır. Ayetteki 'azâben elîmâ', kâfirlerin inkârları ve nankörlükleri sebebiyle karşılaşacakları, onlara büyük acı ve ızdırap verecek olan ilahi cezayı ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'azâb'ın 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' kök anlamından türediğini ve 'acı veren ceza' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'azâben elîmâ', kâfirlerin dünyada işledikleri günahlar ve inkârları karşılığında ahirette çekecekleri, şiddeti ve acısı büyük olan cezayı ifade eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahzâb Sûresi** · *33/8*
- **Ahzâb Sûresi** · *33/8*
- **Ahzâb Sûresi** · *33/8*
- **Ahzâb Sûresi** · *33/8*
