# Sebe' Sûresi, 46. Âyet (34:46)

> ۞ قُلْ إِنَّمَآ أَعِظُكُم بِوَٰحِدَةٍ ۖ أَن تَقُومُوا۟ لِلَّهِ مَثْنَىٰ وَفُرَٰدَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۟ ۚ مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ لَّكُم بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

*Kul innemâ e'izukum bivâhide(tin)(s) en tekûmû li(A)llâhi meśnâ vefurâdâ śümme tetefekkerû(c) mâ bisâhibikum min cinne(tin)(c) in huve illâ neżîrun lekum beyne yedey ‘ażâbin şedîd(in)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/34/46

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, insanları Allah için düşünmeye ve hakikati idrak etmeye çağıran bir öğüt içermektedir. Anahtar kavramlar, öğüt verme, düşünme eylemi, delilik isnadının reddi ve uyarıcı rolü etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"أَعِظُكُم","root":"و ع ظ","rootLatin":"v-a-z","meaning":"Size öğüt veriyorum, nasihat ediyorum.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'z (وعظ), bir kimseye iyilikle hatırlatmak, korkutarak veya teşvik ederek bir şeyi emretmek veya yasaklamak demektir. Ayetteki 'أَعِظُكُم' ifadesi, Peygamber'in insanlara Allah'ın emir ve yasaklarını hatırlatarak onları doğru yola sevk etme çabasını vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Va'z (وعظ), kalbi yumuşatacak ve öğüt verilecek şeyi hatırlatacak sözdür. Burada Peygamber'in insanlara tek bir öğütle, yani Allah için kalkıp düşünmeleriyle hakikati görmelerini sağlama amacı güdülmektedir."}]},{"word":"تَتَفَكَّرُوا۟","root":"ف ك ر","rootLatin":"f-k-r","meaning":"Düşünmeniz, tefekkür etmeniz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fikr (فكر), bir şeyi idrak etmek için kalbi hareket ettirmektir. Tefekkür (تَفَكُّر), bir şeyi idrak etmek için düşünceyi düzenli bir şekilde kullanmaktır. Ayetteki 'تَتَفَكَّرُوا۟' ifadesi, insanların aceleci hükümlerden kaçınarak, Peygamber'in getirdiği mesaj üzerinde derinlemesine düşünmelerini ve hakikati kendi akıllarıyla bulmalarını teşvik eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'tefekkür' kavramı, sadece zihinsel bir aktivite değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. İnsanların Allah'ın ayetleri ve evren üzerindeki işaretler hakkında düşünerek doğru yolu bulmaları beklenir. Bu ayetteki tefekkür, Peygamber'in mesajının doğruluğunu sorgulama ve anlama sürecini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Fikr (فكر), bir şeyi bilmek için zihnin hareketidir. Tefekkür (تَفَكُّر), bir şeyi idrak etmek için zihni çalıştırmaktır. Ayetteki bağlamda, insanların Peygamber'in durumunu ve getirdiği mesajı tarafsız bir şekilde değerlendirmeleri için zihinsel bir çaba sarf etmeleri istenmektedir."}]},{"word":"جِنَّةٍ","root":"ج ن ن","rootLatin":"c-n-n","meaning":"Delilik, cinnet hali.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cinn (جنّ), örtülü ve gizli olan her şey için kullanılır. Cinnet (جنّة), aklın örtülmesi, yani delilik halidir. Ayetteki 'مِّن جِنَّةٍ' ifadesi, müşriklerin Peygamber'e yönelttiği 'deli' veya 'cinlenmiş' gibi ithamları reddetmekte, onun akıl sağlığının yerinde olduğunu vurgulamaktadır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cünûn (جنون), aklın örtülmesi ve bozulmasıdır. Ayetteki 'جِنَّةٍ' kelimesi, Peygamber'in akli dengesinde bir sorun olmadığını, aksine onun Allah'tan gelen bir uyarıcı olduğunu belirtmek için kullanılmıştır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Cünûn (جنون), aklın bozulmasıdır. Ayetteki 'مِّن جِنَّةٍ' ifadesi, Peygamber'in delilikle itham edilmesinin asılsız olduğunu, onun sözlerinin ve davranışlarının akıllıca ve hikmetli olduğunu göstermektedir."}]},{"word":"نَذِيرٌ","root":"ن ذ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Uyarıcı, korkutucu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İnzâr (إنذار), korkutarak bir şeyden sakındırmaktır. Nezîr (نذير), uyarıcı ve korkutucu demektir. Ayetteki 'نَذِيرٌ' ifadesi, Peygamber'in görevinin insanları çetin bir azaptan önce uyarmak olduğunu, onların iyiliği için bu uyarıyı yaptığını belirtir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Nezîr (نذير), bir şeyin kötü sonucunu haber veren ve ondan sakındıran kişidir. Ayetteki 'نَذِيرٌ لَّكُم بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ' ifadesi, Peygamber'in sadece bir haberci değil, aynı zamanda insanları bekleyen büyük bir tehlikeye karşı önceden uyaran bir elçi olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'nezîr' kavramı, genellikle peygamberlerin temel görevlerinden biri olarak geçer. Onlar, insanları Allah'ın azabına karşı uyaran, doğru yolu gösteren ve sorumluluklarını hatırlatan kişilerdir. Bu ayette de Peygamber'in bu uyarıcı rolü açıkça ifade edilmektedir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *34/46*
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *34/46*
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *34/46*
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *34/46*
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *34/46*
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *34/46*
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Baba 19-53*
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Baba 19-53*
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Baba 19-53*
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Baba 19-53*
