# Fâtır Sûresi, 18. Âyet (35:18)

> وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۚ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ ۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

*Velâ teziru vâziratun vizra uḣrâ(c) ve-in ted'u muśkaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey-un velev kâne żâ kurbâ(k) innemâ tunżiru-lleżîne yaḣşevne rabbehum bilġaybi veekâmû-ssalâ(te)(c) vemen tezekkâ fe-innemâ yetezekkâ linefsih(i)(c) ve-ila(A)llâhi-lmasîr(u)*

**Meal (Diyanet):** Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/35/18

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Fâtır Suresi 18. ayet, bireysel sorumluluk, ahiret bilinci ve arınma kavramlarını vurgular. Ayet, kimsenin başkasının günahını yüklenmeyeceğini, ancak Allah'tan gıyaben korkanların uyarıdan fayda göreceğini ve arınmanın kişinin kendi menfaatine olduğunu dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"تَزِرُ","root":"و ز ر","rootLatin":"v-z-r","meaning":"Bir kimsenin günahını veya yükünü yüklenmek, taşımak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vezr (وزر) kelimesi, aslen ağır yük anlamına gelir. Kur'an'da ise genellikle günah yükü için kullanılır. 'Lâ teziru vâziratun vizra uhrâ' ifadesi, her nefsin kendi günahından sorumlu olduğunu, kimsenin başkasının günahını yüklenmeyeceğini belirtir. Bu ayetteki 'teziru' fiili, bu sorumluluğu yüklenme eylemini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Vezr (وزر) kelimesi, mecazi olarak günah ve sorumluluk anlamında kullanılır. Ayetteki 'lâ teziru vâziratun vizra uhrâ' ifadesi, bir kişinin diğerinin günahını üstlenmeyeceği, yani her bireyin kendi amellerinden sorumlu olacağı ilkesini vurgular. 'Teziru' fiili, bu sorumluluğun taşınması eylemini anlatır."}]},{"word":"وِزْرَ","root":"و ز ر","rootLatin":"v-z-r","meaning":"Günah, yük, sorumluluk.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vizr (وزر), ağır yük ve günah anlamlarına gelir. Bu ayette 'vizra uhrâ' ifadesiyle, başka bir nefsin günahı kastedilir. Yani, bir günahkarın günahı, başka bir kimseye yüklenmez, her nefis kendi günahının sorumluluğunu taşır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Vizr (وزر), hem maddi ağırlık hem de manevi yük, yani günah ve mesuliyet için kullanılır. Ayetteki 'vizra uhrâ' ifadesi, ahiretteki bireysel sorumluluğu net bir şekilde ortaya koyar; kimse başkasının günahını taşımaz, her birey kendi amellerinin karşılığını görür."}]},{"word":"مُثْقَلَةٌ","root":"ث ق ل","rootLatin":"s-q-l","meaning":"Günah yükü ağırlaşmış, ağırlaştırılmış kimse.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sikl (ثقل), ağırlık anlamına gelir. 'Müskale' (مثقلة) ise, üzerine ağır bir yük yüklenmiş, ağırlaştırılmış demektir. Bu ayette, günahları sebebiyle yükü ağırlaşmış bir kişiyi ifade eder. Bu kişi, günahlarının ağırlığı altında ezilen ve ondan kurtulmak isteyen bir durumdadır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Müskale (مثقلة), 'eskalet' (أثقلت) fiilinden türemiş bir ism-i mef'uldür ve 'ağırlaştırılmış' anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, günahları sebebiyle manevi bir ağırlık taşıyan, sorumlulukları altında ezilen bir kişiyi tasvir eder. Bu durum, ahiretteki hesaplaşmanın ciddiyetini vurgular."}]},{"word":"يَخْشَوْنَ","root":"خ ش ي","rootLatin":"h-ş-y","meaning":"Korkmak, çekinmek, saygı duymak.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Haşyet (خشية), genellikle Allah'a karşı duyulan, bilgiye dayalı ve saygıyla karışık bir korkuyu ifade eder. Bu, cehaletten kaynaklanan bir korku (havf) değil, Allah'ın azametini ve kudretini idrak etmekten doğan bir huşu ve çekinmedir. Ayetteki 'yahşevne' fiili, gıyaben dahi olsa Allah'ın varlığını ve gücünü bilerek O'ndan korkanları tanımlar, bu da uyarıdan fayda görecek kişilerin niteliğidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Haşyet (خشية), bir şeyin büyüklüğünden ve azametinden dolayı duyulan korkudur. Bu ayette 'yahşevne Rabbehum bi'l-ğayb' ifadesi, Allah'ı görmedikleri halde O'nun azametini idrak ederek korkanları anlatır. Bu tür bir korku, kişiyi Allah'ın emirlerine uymaya ve günahlardan sakınmaya sevk eder, dolayısıyla uyarıdan istifade etmelerini sağlar."}]},{"word":"تَزَكَّىٰ","root":"ز ك و","rootLatin":"z-k-v","meaning":"Arınmak, temizlenmek, nefsini tezkiye etmek.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Zekâ (زكا) kökü, artmak, temizlenmek ve bereketlenmek anlamlarına gelir. 'Tezekkâ' (تزكّى) fiili, kişinin kendi nefsini arındırması, günahlardan temizlemesi ve böylece manevi olarak yücelmesi demektir. Ayetteki 've men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li-nefsihi' ifadesi, bu arınma çabasının kişinin kendi faydasına olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Zekât ve tezkiye kavramları, hem maddi hem de manevi temizliği ve arınmayı ifade eder. 'Tezekkâ' fiili, kişinin kendi iradesiyle günahlardan uzaklaşarak, ahlaki ve manevi olarak kendini geliştirmesini, nefsini arındırmasını anlatır. Bu arınma, başkası için değil, kişinin kendi ruhsal gelişimi ve ahiret saadeti içindir."}]},{"word":"الْمَصِيرُ","root":"ص ي ر","rootLatin":"s-y-r","meaning":"Dönüş yeri, varış noktası, nihai akıbet.","sources":[{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Masîr (مصير), 'sâra' (صار) fiilinden türemiş bir masdar olup, bir şeyin dönüştüğü veya varacağı yer anlamına gelir. Bu ayette 've ilallâhi'l-masîr' ifadesi, tüm varlıkların ve amellerin nihai dönüş yerinin Allah olduğunu belirtir. Bu, ahiret inancının ve hesap gününün kaçınılmazlığını vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Masîr (مصير), bir şeyin nihayetinde ulaşacağı yer veya durumdur. Kur'an'da sıkça kullanılan bu ifade, ölümden sonraki dirilişi ve tüm insanların Allah'ın huzuruna döneceğini anlatır. Ayetteki kullanımı, insanın tüm eylemlerinin sonucunda Allah'a döneceği ve orada karşılığını bulacağı gerçeğini hatırlatır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk · *35/18*
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/18*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk · *35/18*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk · *35/18*
