# Fâtır Sûresi, 4. Âyet (35:4)

> وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

*Ve-in yukeżżibûke fekad kużżibet rusulun min kablik(e)(c) ve-ila(A)llâhi turce'u-l-umûr(u)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/35/4

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Peygamber'e yönelik bir teselli ve uyarı niteliğindedir. 'Yalanlama' fiili üzerinden peygamberlerin ortak kaderine işaret ederken, 'işlerin Allah'a döndürülmesi' kavramıyla nihai merciin ve hükümranlığın Allah'a ait olduğunu vurgular. Dilbilimsel olarak, fiillerin pasif kullanımı ve isimlerin çoğul formları dikkat çekicidir.","keyConcepts":[{"word":"يُكَذِّبُوكَ","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Seni yalanlamaları, peygamberlik iddianda doğru olmadığını söylemeleri anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezeb' (كذب) kelimesinin asıl anlamının 'sözün gerçeğe aykırı olması' olduğunu belirtir. Ayetteki 'yükezzibûke' (يُكَذِّبُوكَ) formu, 'tekzîb' (تكذيب) babından olup, birini yalanlamak, onun sözünü veya iddiasını doğru bulmamak demektir. Burada Hz. Peygamber'in risaletini inkâr etme bağlamında kullanılmıştır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'tekzîb' (تكذيب) fiilinin Kur'an'da 'inkâr' ve 'reddetme' anlamlarında sıkça kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'yükezzibûke' ifadesi, müşriklerin Hz. Muhammed'in peygamberliğini ve getirdiği mesajı reddetmelerini mecazi bir dille anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'k-z-b' kökünün Kur'an'daki temel anlamının 'gerçeği saptırmak, doğru olmayanı iddia etmek' olduğunu belirtir. 'Tekzîb' (تكذيب) ise, bir başkasının iddiasını yalanlamak, onu yalancı çıkarmak demektir. Bu ayette, peygamberlerin mesajının muhatapları tarafından reddedilmesi ve yalanlanması olgusunu ifade eder."}]},{"word":"كُذِّبَتْ","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Geçmişte peygamberlerin de yalanlandığını, onların mesajlarının da reddedildiğini ifade eden pasif bir fiildir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'küzzibet' (كُذِّبَتْ) fiilinin meçhul (pasif) formda kullanılmasının, yalanlayanların kimliğinden ziyade yalanlama eyleminin ve peygamberlerin maruz kaldığı durumun önemini vurguladığını belirtir. Bu, Hz. Peygamber'e bir teselli niteliğindedir; zira kendisinden önceki peygamberler de benzer muamelelere maruz kalmışlardır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'küzzibet' (كُذِّبَتْ) fiilinin meçhul yapısının, yalanlama fiilinin nesnesine (peygamberlere) odaklandığını ve bu durumun peygamberlik misyonunun doğal bir parçası olduğunu gösterdiğini açıklar. Bu, Hz. Peygamber'in karşılaştığı zorlukların bir istisna olmadığını, aksine bir geleneğin devamı olduğunu vurgular."}]},{"word":"رُسُلٌ","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","meaning":"Allah tarafından insanlara mesaj iletmek üzere gönderilmiş elçiler, peygamberler anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'resûl' (رسول) kelimesinin 'irsâl' (إرسال) kökünden geldiğini ve 'göndermek' anlamına geldiğini belirtir. 'Rusul' (رسل) ise bunun çoğuludur ve Allah'ın emirlerini ve yasaklarını insanlara ulaştırmakla görevli olan elçileri ifade eder. Ayette, Hz. Muhammed'den önceki peygamberlerin genelini kapsar."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ebu'l-Bekâ, 'resûl'ün (رسول) özel bir görevle gönderilen kişi olduğunu ve bu görevin genellikle ilahi bir mesajı tebliğ etmek olduğunu açıklar. 'Rusul' (رسل) kelimesi, Kur'an'da peygamberlerin evrensel misyonunu ve onların ortak kaderini vurgulamak için kullanılır. Bu ayette, Hz. Peygamber'in yalnız olmadığını, kendisinden önce de birçok elçinin benzer zorluklarla karşılaştığını belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'resûl' (رسول) kavramının Kur'an'da 'Allah'ın elçisi' anlamında kullanıldığını ve bu elçilerin temel görevinin vahyi tebliğ etmek olduğunu vurgular. 'Rusul' (رسل) çoğulu, peygamberlik müessesesinin sürekliliğini ve ilahi mesajın farklı zamanlarda farklı elçiler aracılığıyla gönderildiğini gösterir."}]},{"word":"تُرْجَعُ","root":"ر-ج-ع","rootLatin":"r-j-'-","meaning":"Bütün işlerin ve nihai kararların Allah'a döndürüleceği, O'nun hükmüne tabi olacağı anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'rücû'' (رجوع) kelimesinin 'geri dönmek' anlamına geldiğini belirtir. 'Türce'u' (تُرْجَعُ) fiili meçhul (pasif) formda olup, 'geri döndürülür' demektir. Ayetteki kullanımı, tüm işlerin ve kararların nihayetinde Allah'ın iradesine ve hükmüne döneceğini, O'nun mutlak otoritesini ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'rücû'' (رجوع) kavramının Kur'an'da genellikle 'dönüş' ve 'akıbet' anlamlarında kullanıldığını açıklar. 'Türce'u'l-umûr' (تُرْجَعُ الْأُمُورُ) ifadesi, dünya hayatındaki tüm olayların, kararların ve sonuçların ahirette Allah'ın huzuruna getirileceğini ve nihai hükmün O'na ait olacağını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'r-j-'' kökünün Kur'an'daki temel anlamının 'geri dönmek, geri çevrilmek' olduğunu ve bu kavramın genellikle 'Allah'a dönüş' veya 'Allah'ın hükmüne dönüş' bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, tüm evrensel ve insani işlerin nihai olarak Allah'ın kontrolünde olduğunu ve O'nun takdirine bağlı olduğunu ifade eder."}]},{"word":"الْأُمُورُ","root":"أ-م-ر","rootLatin":"'-m-r","meaning":"Bütün işler, meseleler, olaylar ve hükümler anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'emr' (أمر) kelimesinin hem 'iş, mesele' hem de 'emir, hüküm' anlamlarına geldiğini belirtir. 'el-Umûr' (الأمور) ise bunun çoğuludur ve ayetteki bağlamda, dünya hayatındaki tüm olayları, kararları, insanların fiillerini ve bunların sonuçlarını kapsayan geniş bir anlam taşır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'el-umûr' (الأمور) kelimesinin 'emr' (أمر) kelimesinin çoğulu olduğunu ve Kur'an'da genellikle 'Allah'ın işleri, takdiri, hükmü' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, Allah'ın mutlak kudretini ve her şeyin nihai olarak O'nun kontrolünde olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ebu'l-Bekâ, 'emr' (أمر) kelimesinin 'şân' (شأن) yani 'hal, durum, iş' anlamında kullanıldığını ve 'el-umûr' (الأمور) çoğulunun da bu anlamı pekiştirdiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, evrendeki ve insan hayatındaki tüm meselelerin, olayların ve hükümlerin nihai olarak Allah'a ait olduğunu ve O'nun tarafından yönetildiğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","tebligh","dirilis","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Şart harfi olduğu için mebnî","gloss":"eğer"},{"position":2,"surface":"يُكَذِّبُوكَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şart edatı (إِن) ile meczûm olduğu için","gloss":"seni yalanlıyorlarsa"},{"position":2,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"seni"},{"position":3,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Cevap Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Cevap harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":3,"surface":"قَدْ","pos":"harf","posDetail":"Tahkik Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"قَدْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Tahkik harfi olduğu için mebnî","gloss":"gerçekten"},{"position":4,"surface":"كُذِّبَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanlandı"},{"position":5,"surface":"رُسُلٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Nâib-i fâil olduğu için merfû","gloss":"elçiler"},{"position":6,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":7,"surface":"قَبْلِكَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَبْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"senden önce"},{"position":7,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"senin"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":8,"surface":"إِلَى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-e, -a"},{"position":9,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"A-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'a"},{"position":10,"surface":"تُرْجَعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ج-ع","rootLatin":"r-j-ʿ","lemma":"رَجَعَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"döndürülür"},{"position":11,"surface":"ٱلْأُمُورُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-م-ر","rootLatin":"A-m-r","lemma":"أَمْر","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Nâib-i fâil olduğu için merfû","gloss":"işler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Fâtır Sûresi** · *35/4*
- **Fâtır Sûresi** · *35/4*
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/4*
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *35/4*
