# Yâsîn Sûresi, 18. Âyet (36:18)

> قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

*Kâlû innâ tetayyernâ bikum(s) le-in lem tentehû lenercumennekum veleyemessennekum minnâ ‘ażâbun elîm(un)*

**Meal (Diyanet):** Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/36/18

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şehir halkı elçilerden uğursuzluk çıkarır ve onları taşlayarak öldürmekle tehdit eder. Tatâyyur (uğursuzluk) ve azap tehdidi kavramları ön plana çıkar.","keyConcepts":[{"word":"تَطَيَّرْنَا","root":"ط ي ر","rootLatin":"T-Y-R","meaning":"Uğursuzluk çıkarmak; kuştan fal açma geleneğinden gelen teşâüm (kötüye yorma) kavramı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Tatâyyur, Arapların kuş uçuşundan fal açma geleneğinden gelir: sola uçan kuş uğursuz sayılırdı. Kur'ân'da bu kavram, inkârcıların peygamberleri şuursuzca uğursuz görmelerini ifade eder."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tatâyyur, kuşla (tâir) fal açma adetinden gelir. Câhiliye Arapları sefere çıkarken kuş uçurur, sağa giderse hayır, sola giderse şer sayarlardı. İnkârcılar elçileri 'uğursuz kuş' yerine koymuşlardır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Tatâyyur mecâzen 'sizden uğursuzluk çıkardık, sizi kötüye yorduk' demektir. İnkârcılar başlarına gelen kıtlık ve belâları elçilere bağlamışlardır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"T-Y-R kökü uçmak anlamındadır. Tâir kuş, tatâyyur ise kuştan fal açmaktır. Kur'ân bu geleneği eleştirir ve gerçek tâirin (kaderin) Allah katında olduğunu bildirir."}]},{"word":"لَنَرْجُمَنَّكُمْ","root":"ر ج م","rootLatin":"R-C-M","meaning":"Taşlamak; hem fiziksel recm (taşlayarak öldürme) hem de sözle taşlama (hakaret, iftira) anlamı taşır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Recm'in asıl anlamı taş atmaktır. Kur'ân'da hem fiziksel taşlama (öldürme tehdidi) hem de sözlü saldırı (hakaret, kötüleme) anlamında kullanılır. Burada fiziksel tehdit ön plandadır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Recm, büyük taşlarla vurmaktır. İnkârcıların elçilere yönelik bu tehdidi, delilsiz kalan inkârın şiddete başvurduğunu gösterir — argüman bittiğinde zor kullanılır."}]},{"word":"عَذَابٌ أَلِيمٌ","root":"ع ذ ب / أ ل م","rootLatin":"A-Ẕ-B / E-L-M","meaning":"Acı veren azap; hem dünyevî ceza tehdidi hem uhrevî azap ihtarı.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Azâb kelimesinin aslı 'tatlı su' anlamındaki 'azb' kökündendir — zıt anlamlıdır. Elîm ise 'acının en derinine işleyen' demektir. Bu terkip Kur'ân'da en şiddetli azap ifadesidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Elîm, mübalağa kalıbıdır: sadece acı veren değil, acının kendisi olan azap. İnkârcıların tehdidine karşı elçilerin uyarısı çok daha büyük bir azabı hatırlatır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kur'ân-ı Kerîm'e Bakış: Terzibaba'nın İşârî Te'vîl ve Tefekkür Anlayışı** — Terzibaba Necdet Ardıç · *36/18-19*
- **Kur'ân-ı Kerîm'e Bakış: Terzibaba'nın İşârî Te'vîl ve Tefekkür Anlayışı** — Terzibaba Necdet Ardıç · *Yâsîn 13-20*
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *36/18-19*
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *36/18-19*
