# Yâsîn Sûresi, 37. Âyet (36:37)

> وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

*Veâyetun lehumu-lleylu nesleḣu minhu-nnehâra fe-iżâ hum muzlimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/36/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Yâsîn Suresi'nin 37. ayeti, Allah'ın kudretinin ve birliğinin delillerinden biri olarak gece ve gündüzün birbirini takip etmesini ele alır. Ayet, 'sıyırmak' fiiliyle gündüzün geceden ayrılışını mecazi bir dille ifade ederek, bu kozmik olayın insanlar üzerindeki etkisini 'karanlıkta kalmak' fiiliyle vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ءَايَةٌ","root":"أ ي ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Bu ayette 'ayet', Allah'ın varlığına ve kudretine işaret eden bir delil, bir alamet anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ayet' kelimesinin aslen açık bir alamet olduğunu, Allah'ın varlığına ve birliğine delalet eden her şeye 'ayet' denildiğini belirtir. Bu ayette gece, Allah'ın kudretinin açık bir delili olarak sunulur."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ayet' kelimesini 'alamet' ve 'nişane' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla gece, Allah'ın yaratma gücünün ve düzeninin bir nişanesi olarak insanlara sunulmaktadır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'ayet' kavramının sadece bir işaret değil, aynı zamanda Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren bir 'mucize' veya 'delil' anlamı taşıdığını vurgular. Burada gece, Allah'ın evrendeki düzeninin bir mucizesi olarak işlev görür."}]},{"word":"ٱلَّيْلُ","root":"ل ي ل","rootLatin":"l-y-l","meaning":"Ayette 'leyl', gündüzün zıddı olan, karanlığın hüküm sürdüğü zaman dilimini ifade eder ve Allah'ın kudretinin bir delili olarak sunulur.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'leyl' kelimesinin bilinen anlamıyla karanlık zaman dilimi olduğunu belirtir. Ayette gece, gündüzün sıyrılmasıyla ortaya çıkan ve Allah'ın kudretini gösteren bir olgu olarak yer alır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'leyl' kelimesinin 'örtmek, gizlemek' anlamındaki 'leyle' kökünden geldiğini ve karanlığıyla her şeyi örttüğü için bu ismi aldığını ifade eder. Ayette gece, gündüzün örtüsünün kalkmasıyla beliren bir durumdur."}]},{"word":"نَسْلَخُ","root":"س ل خ","rootLatin":"s-l-kh","meaning":"Bu ayette 'nesleḫu', gündüzün geceden ayrılmasını, bir şeyin derisinin yüzülmesi gibi mecazi bir şekilde ifade ederek, bu ayrılığın keskinliğini ve belirginliğini vurgular.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'selh' fiilinin asıl anlamının deriyi yüzmek olduğunu ve bu ayette gündüzün geceden ayrılmasının, bir derinin etten ayrılması gibi mecazi bir ifadeyle anlatıldığını belirtir. Bu, gündüzün geceden tamamen ve belirgin bir şekilde ayrıldığını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'selh' kelimesinin 'bir şeyi diğerinden ayırmak, çıkarmak' anlamında kullanıldığını ve bu ayette gündüzün geceden sıyrılıp ayrılmasını ifade ettiğini açıklar. Bu ayrılık, Allah'ın kudretinin bir göstergesidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'nesleḫu' fiilinin 'gündüzü geceden soyup çıkarmak' anlamında kullanıldığını ve bu ifadenin, gündüzün gecenin içinden çekilip alınması gibi bir manayı taşıdığını belirtir. Bu, Allah'ın evrendeki düzenleyici gücünü vurgular."}]},{"word":"ٱلنَّهَارَ","root":"ن ه ر","rootLatin":"n-h-r","meaning":"Ayette 'nehâr', gecenin zıddı olan, aydınlığın hüküm sürdüğü zaman dilimini ifade eder ve geceden sıyrılan bir varlık olarak tasvir edilir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'nehâr' kelimesinin bilinen anlamıyla aydınlık zaman dilimi olduğunu belirtir. Ayette gündüz, geceden ayrılan ve böylece gecenin karanlığını ortaya çıkaran bir unsur olarak yer alır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'nehâr' kelimesinin 'aydınlanmak, ortaya çıkmak' anlamındaki kökten geldiğini ve aydınlığıyla her şeyi ortaya çıkardığı için bu ismi aldığını ifade eder. Ayette gündüz, geceden sıyrıldığında karanlığın belirginleşmesine neden olan bir unsurdur."}]},{"word":"مُّظْلِمُونَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Bu ayette 'muẓlimûn', gündüzün çekilmesiyle karanlıkta kalan, karanlığa giren kimseler anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zulm' kökünün aslen 'karanlık' anlamına geldiğini ve 'eẓleme' fiilinin 'karanlığa girmek' veya 'karanlık olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayette insanlar, gündüzün çekilmesiyle karanlığa girenler olarak tasvir edilir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"es-Sicistânî, 'muẓlimûn' kelimesinin 'karanlığa girenler' veya 'karanlıkta kalanlar' anlamında olduğunu açıklar. Bu ayette, gündüzün çekilmesiyle insanların doğal olarak karanlık bir ortama girmesi ifade edilir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'zulm' kökünün Kur'an'da hem 'karanlık' hem de 'haksızlık' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise 'muẓlimûn' kelimesi, gündüzün sıyrılmasıyla oluşan fiziksel karanlık durumunu ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tabiat-ayetleri","yaratilis"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ءَايَةٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"a-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"bir delil"},{"position":2,"surface":"لَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":2,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":3,"surface":"ٱلَّيْلُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-ي-ل","rootLatin":"l-y-l","lemma":"لَيْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda'nın haberi olduğu için merfû","gloss":"gece"},{"position":4,"surface":"نَسْلَخُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-ل-خ","rootLatin":"s-l-kh","lemma":"سَلَخَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"sıyırırız"},{"position":5,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"dan/den"},{"position":5,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ondan"},{"position":6,"surface":"ٱلنَّهَارَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ه-ر","rootLatin":"n-h-r","lemma":"نَهَار","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"gündüzü"},{"position":7,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece"},{"position":7,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":8,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"onlar"},{"position":9,"surface":"مُّظْلِمُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","lemma":"مُظْلِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"karanlıkta kalanlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Yâsîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *36/37*
