# Sâffât Sûresi, 148. Âyet (37:148)

> فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ

*Feâmenû femetta'nâhum ilâ hîn(in)*

**Meal (Diyanet):** Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/37/148

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Sâffât Suresi'nde Yunus peygamberin kavminin durumunu anlatmaktadır. Kavmin iman etmesi üzerine Allah'ın onlara belirli bir süreye kadar dünya nimetlerinden faydalanma imkanı tanıdığını ifade eder. Ayet, iman ve dünya hayatının geçiciliği arasındaki ilişkiyi vurgular.","keyConcepts":[{"word":"فَـَٔامَنُوا۟","root":"ء-م-ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Kavmin, Yunus peygamberin getirdiği mesaja inanması ve tasdik etmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (إيمان), 'emn' (أمن) kökünden gelir ve kalbin tasdiki, güven ve emniyet içinde olma halini ifade eder. Ayetteki 'fâmenû' (فَـَٔامَنُوا۟) ifadesi, kavmin Yunus'un tebliğine karşı duydukları korku ve tehdit halinden sonra, onun getirdiği hakikate güvenerek ve kalben tasdik ederek emniyete kavuşmalarını belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre 'iman' kavramı, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a tam bir teslimiyet ve güveni ifade eder. Bu ayetteki 'fâmenû' (فَـَٔامَمُوا۟), kavmin Allah'ın elçisine ve dolayısıyla Allah'a karşı gösterdikleri bu teslimiyet ve güveni, yani dinî bir dönüşümü simgeler."}]},{"word":"فَمَتَّعْنَـٰهُمْ","root":"م-ت-ع","rootLatin":"m-t-'-","meaning":"Allah'ın, iman eden kavme belirli bir süreye kadar dünya nimetlerinden faydalanma imkanı vermesi.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Mecâzî olarak 'metta' (متّع) fiili, bir şeyi bir süre için kullanıma sunmak, faydalandırmak anlamına gelir. Ayetteki 'femettanâhum' (فَمَتَّعْنَـٰهُمْ), Allah'ın kavme, iman etmeleri sebebiyle, dünya hayatının geçici nimetlerinden belirli bir zamana kadar istifade etme izni vermesini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Metâ' (مَتَاع), faydalanılan, istifade edilen şeydir. 'Temtî'' (تمتيع) ise birine bir şeyden faydalanma imkanı sunmaktır. Burada Allah'ın, iman eden kavme dünya hayatının geçici nimetlerinden, belirli bir ecele kadar faydalanma imkanı vermesi kastedilmiştir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Temtî' (تمتيع), bir şeyi bir müddet için kullanıma sunmak ve ondan faydalanmasını sağlamaktır. Ayetteki 'femettanâhum' (فَمَتَّعْنَـٰهُمْ) ifadesi, Allah'ın, kavmin iman etmesi üzerine, onlara dünya hayatında belirli bir süre daha yaşama ve rızıklanma imkanı tanıdığını gösterir."}]},{"word":"حِينٍ","root":"ح-ي-ن","rootLatin":"h-y-n","meaning":"Belirli, tayin edilmiş bir zaman dilimi veya vade.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hîn (حين), Arapçada belirli bir zaman dilimini ifade eder. Bu ayetteki 'ilâ hînin' (إِلَىٰ حِينٍ) ifadesi, Allah'ın kavme tanıdığı dünya nimetlerinden faydalanma süresinin mutlak olmadığını, aksine belirli bir ecel veya vade ile sınırlı olduğunu belirtir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Hîn (حين), bazen kısa bir zamanı, bazen de uzun bir zamanı ifade edebilir. Ancak Kur'an bağlamında genellikle Allah tarafından belirlenmiş, sonu olan bir zaman dilimini ifade eder. Burada 'ilâ hînin' (إِلَىٰ حِينٍ), kavmin dünya hayatındaki nimetlerden faydalanma süresinin Allah katında belirlenmiş bir sona sahip olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hîn (حين), zamanın bir parçasıdır ve belirli bir başlangıcı ve sonu olan bir süreyi ifade eder. Ayetteki 'ilâ hînin' (إِلَىٰ حِينٍ), Allah'ın kavme verdiği mühletin, yani dünya hayatında kalma ve nimetlerden faydalanma süresinin, Allah'ın takdir ettiği belirli bir zamana kadar olduğunu açıklar."}]}]}
