# Sâffât Sûresi, 180. Âyet (37:180)

> سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

*Subhâne rabbike rabbi-l'izzeti ‘ammâ yasifûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/37/180

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Sâffât Suresi 180. ayet, Allah'ın yüceliğini ve müşriklerin O'na atfettikleri noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu vurgular. Ayet, 'tesbih' kavramı etrafında dönerek, Rabbin izzetini ve vasıflandırmalardan uzaklığını dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"سُبْحَـٰنَ","root":"س ب ح","rootLatin":"s-b-h","meaning":"Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih etme, yüceltme ve O'nun kemal sıfatlarını ikrar etme anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sübhân' kelimesinin 'sebh' kökünden geldiğini ve hızlı hareket etme, yüzme anlamlarına işaret ettiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise, O'nun her türlü noksanlıktan hızla uzaklaşması, arınması ve yüceliği ifade ettiğini vurgular. Ayetteki 'Sübhâne Rabbike' ifadesi, Rabbin, müşriklerin O'na yakıştırdığı her türlü eksiklikten münezzeh olduğunu kesin bir dille beyan eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sübhân' kelimesini 'tenzih' ve 'takdis' anlamında açıklar. Ona göre bu ifade, Allah'ı yüceltme ve O'nu insanların zihinlerinde oluşan yanlış tasavvurlardan arındırma amacı taşır. Ayetteki bağlamda, 'Sübhâne Rabbike', müşriklerin Allah'a ortak koşma veya O'na noksan sıfatlar atfetme gibi yanlış vasıflandırmalarından Rabbin uzak olduğunu mecazi bir anlatımla ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'tesbih' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak aşkınlığını ve yüceliğini ifade eden merkezi bir kavram olduğunu belirtir. 'Sübhân' kelimesi, Allah'ın yaratılmışlara benzemediğini, her türlü beşeri sınırlamanın ötesinde olduğunu vurgular. Bu ayette, 'Sübhâne Rabbike', Rabbin, insanların O'na atfettiği sınırlı ve yanlış vasıfların çok üzerinde olduğunu, O'nun mutlak kemal sahibi olduğunu ifade eder."}]},{"word":"رَبِّكَ","root":"ر ب ب","rootLatin":"r-b-b","meaning":"Terbiye eden, yetiştiren, sahip olan, idare eden ve hükmeden yüce varlık anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen 'terbiye etmek' fiilinden geldiğini ve bir şeyi aşama aşama kemale erdirmek anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise, O'nun tüm varlıkları yaratan, besleyen, idare eden ve nihai olarak kemale erdiren mutlak sahip ve efendi olduğunu ifade eder. Ayetteki 'Rabbike' ifadesi, hitap edilenin (Hz. Peygamber'in) ve dolayısıyla tüm müminlerin Rabbi olan Allah'ın bu yüce vasıflarına işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Rab' kelimesinin 'malik', 'seyyid', 'mürebbî' ve 'muslih' gibi anlamları kapsadığını ifade eder. O'na göre 'Rab', varlıkları yaratan, onları yöneten ve ihtiyaçlarını karşılayan mutlak otoritedir. Ayetteki 'Rabbike', Allah'ın bu kapsamlı egemenliğini ve terbiye ediciliğini vurgulayarak, O'nun vasıflandırmalardan münezzeh oluşunun temelini oluşturur."}]},{"word":"ٱلْعِزَّةِ","root":"ع ز ز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Üstünlük, yücelik, yenilmezlik, güç ve kudret sahibi olma anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'izzet' kelimesinin 'güçlü olmak', 'galip gelmek' ve 'yenilmez olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında, O'nun mutlak kudretini, her şeye galip oluşunu ve hiçbir varlığın O'na karşı gelemeyeceğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbi'l-İzzeti' ifadesi, Rabbin, mutlak güç ve üstünlük sahibi olduğunu, dolayısıyla insanların O'na atfettiği zayıflık ve noksanlıkların O'ndan uzak olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'izzet' kelimesinin 'şeref', 'yücelik', 'güç' ve 'yenilmezlik' gibi anlamları içerdiğini açıklar. O'na göre 'izzet', Allah'ın zatına mahsus bir sıfattır ve O'nun her türlü noksanlıktan münezzeh oluşunun bir göstergesidir. Ayetteki 'Rabbi'l-İzzeti', Allah'ın bu eşsiz ve mutlak gücünü ifade ederek, O'nun vasıflandırmalardan münezzeh oluşunu pekiştirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'izzet' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak kudretini, şerefini ve yenilmezliğini ifade ettiğini belirtir. Bu kavram, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını, her şeyin O'na muhtaç olduğunu gösterir. Ayetteki 'Rabbi'l-İzzeti', Rabbin, insanların O'na yakıştırdığı zayıflık ve acizlik gibi vasıflardan tamamen uzak, mutlak güç ve şeref sahibi olduğunu vurgular."}]},{"word":"يَصِفُونَ","root":"و ص ف","rootLatin":"v-s-f","meaning":"Bir şeyi nitelendirmek, tarif etmek, vasıflandırmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'vasf' kelimesinin bir şeyin halini, niteliğini veya özelliğini anlatmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ammâ yasifûn' ifadesi, müşriklerin Allah'a yakıştırdığı, O'nun yüceliğine yakışmayan, noksan ve yanlış vasıflandırmaları ifade eder. Bu vasıflandırmalar, genellikle Allah'a ortak koşma, O'na çocuk isnat etme veya O'nu yaratılmışlara benzetme şeklindedir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'vasf' kelimesinin bir şeyin dış görünüşünü veya iç niteliklerini tasvir etmek olduğunu açıklar. Ayetteki 'ammâ yasifûn' ifadesi, müşriklerin Allah hakkında yaptıkları, O'nun kemal sıfatlarına aykırı olan, O'nu beşeri özelliklerle sınırlayan veya O'na ortaklar atfeden tüm tasvir ve nitelendirmelerden Rabbin münezzeh olduğunu vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["esma-i-husna","tevhid","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"سُبْحَـٰنَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-ب-ح","rootLatin":"s-b-h","lemma":"سُبْحَان","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i Mutlak olduğu için mansûb","gloss":"münezzehtir"},{"position":2,"surface":"رَبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Rabbin"},{"position":2,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"senin"},{"position":3,"surface":"رَبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin bedeli olduğu için mecrûr","gloss":"Rabbi"},{"position":4,"surface":"ٱلْعِزَّةِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ز-ز","rootLatin":"ʿ-z-z","lemma":"عِزَّة","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"izzet"},{"position":5,"surface":"عَمَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":5,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey"},{"position":6,"surface":"يَصِفُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ص-ف","rootLatin":"w-ṣ-f","lemma":"وَصَفَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"vasıflandırıyorlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. sure 180. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. sure 180. ayette*
- **Sâffât Sûresi** · *37. sure 180. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. sure 180. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. sure 180. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. sure 180. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. sure 180. ayette*
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37. Sûre 180. Âyette*
- **Sâffât Sûresi** · *37/180*
- **Sâffât Sûresi** · *37/180-181*
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/180-181*
- **Sâffât Sûresi** · *37/180-181*
