# Sâffât Sûresi, 22. Âyet (37:22)

> ۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

*Uhşurû-lleżîne zalemû ve ezvâcehum vemâ kânû ya'budûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/37/22

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde zalimlerin, onlara eşlik edenlerin ve taptıkları putların toplanmasını emreden bir sahneyi tasvir etmektedir. Ayet, 'haşr' (toplama), 'zulüm' (haksızlık), 'ezvâc' (benzerler/eşler) ve 'ibadet' (tapınma) gibi temel kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ٱحْشُرُوا۟","root":"ح ش ر","rootLatin":"h-ş-r","meaning":"Kıyamet günü diriltip bir araya getirme, toplama emri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Haşr (حشر), bir topluluğu bir yerden başka bir yere sevk etmek, onları bir araya getirmektir. Ayetteki 'uhşurû' emri, kıyamet gününde zalimlerin ve taptıklarının hesap vermek üzere toplanmasını ifade eder. Bu, sadece bir araya getirme değil, aynı zamanda belirli bir amaç için sevk etme anlamını taşır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Haşr (حشر), insanları veya hayvanları bir araya toplamaktır. Ayetteki kullanımında, zalimlerin ve putlarının cehenneme sevk edilmek üzere bir araya getirilmesi mecazını içerir. Bu, ilahi bir emirle gerçekleşen zorunlu bir toplamadır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Haşr kelimesi, Kur'an'da genellikle kıyamet günü insanların hesap vermek üzere toplanması bağlamında kullanılır. Buradaki 'uhşurû' emri, ilahi bir buyruk olarak, zalimlerin ve taptıkları varlıkların bir araya getirilerek yargılanma sürecinin başlangıcını işaret eder."}]},{"word":"ظَلَمُوا۟","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Allah'ın koyduğu sınırları aşan, haksızlık eden, şirk koşan kimseler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm (ظلم), bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haksızlık etmek demektir. Ayetteki 'zalemû' ifadesi, Allah'a şirk koşarak veya insanlara haksızlık ederek haddi aşanları, yani ilahi adaletin dışına çıkanları kasteder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm (ظلم), bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymak veya hakkı sahibine vermemektir. Kur'an'da en büyük zulüm, Allah'a şirk koşmaktır. Bu ayetteki 'zalemû' kelimesi, Allah'ın birliğini inkar edenleri ve O'na ortak koşanları kapsar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Zulüm, Kur'an'da sadece haksızlık etmek değil, aynı zamanda ilahi düzene karşı gelmek, Allah'ın sınırlarını çiğnemek anlamında da kullanılır. 'Zalemû' ifadesi, Allah'ın mutlak egemenliğini tanımayan ve O'na ortak koşanları işaret eder."}]},{"word":"وَأَزْوَٰجَهُمْ","root":"ز و ج","rootLatin":"z-v-c","meaning":"Zalimlerin benzerleri, yoldaşları, onlarla aynı inanç ve amelde olanlar.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ezvac (أزواج), burada 'benzerleri' veya 'eşleri' anlamındadır. Yani zalimlerin inanç ve amelde kendilerine benzeyen yoldaşları kastedilmektedir. Bu, sadece karı-koca ilişkisi değil, aynı zamanda fikir ve eylem birliği içinde olanları da içerir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Zevc (زوج) kelimesi, hem erkek hem de kadın için kullanılır ve eş anlamına gelir. Ancak Kur'an'da bazen 'benzer' veya 'türdeş' anlamında da kullanılır. Bu ayetteki 'ezvâcehum' ifadesi, zalimlerin inanç ve amelde kendilerine uyan, onlarla aynı yolu takip eden kimseleri ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Zevc (زوج), bir şeyin benzeri veya eşi demektir. Ayetteki 'ezvâcehum' ifadesi, zalimlerin amellerinde ve inançlarında kendilerine benzeyen, onlarla aynı yolda yürüyenleri kapsar. Bu, kıyamet gününde her grubun kendi benzerleriyle birlikte haşredileceği ilkesini yansıtır."}]},{"word":"يَعْبُدُونَ","root":"ع ب د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Allah'tan başka taptıkları, kulluk ettikleri varlıklar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbadet (عبادة), boyun eğme, itaat etme ve kulluk etme anlamlarına gelir. Ayetteki 'ya'budûn' kelimesi, zalimlerin Allah'ı bırakıp taptıkları putları, heykelleri veya başka varlıkları ifade eder. Bu, tam bir teslimiyet ve tapınma eylemini içerir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"İbadet (عبادة), en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu göstermektir. Ayetteki 'ya'budûn' ifadesi, zalimlerin Allah'tan başkasına gösterdikleri bu tür bir boyun eğme ve tapınma eylemini anlatır. Bu, şirkin temelini oluşturan bir davranıştır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İbadet, Kur'an'da sadece ritüelistik tapınma değil, aynı zamanda bir varlığa mutlak itaat ve teslimiyet gösterme anlamını da taşır. 'Ya'budûn' kelimesi, zalimlerin Allah'ın dışında başka varlıklara yönelttikleri bu mutlak teslimiyet ve tapınma eylemini vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/22-23*
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/22-23*
