# Sâffât Sûresi, 29. Âyet (37:29)

> قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

*Kâlû bel lem tekûnû mu/minîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/37/29

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, inkarcıların ahiretteki karşılıklı suçlamalarını ve birbirlerini imansızlıkla itham etmelerini dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'mü'minîn' kelimesi, imanın sadece bir iddia değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu vurgular.","keyConcepts":[{"word":"قَالُوا۟","root":"ق و ل","rootLatin":"k-v-l","meaning":"Onların (inkarcıların) birbirlerine veya kendilerini saptıranlara söyledikleri sözü ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kavl (قول), bir düşünceyi veya anlamı ifade etmek için kullanılan her türlü sözlü veya yazılı beyanı kapsar. Ayetteki 'kâlû' (قالوا) ifadesi, ahiretteki pişmanlık ve suçlamanın sözlü bir dışavurumu olarak, onların bu dünyadaki inkarlarının bir sonucu olarak ortaya çıkan karşılıklı ithamlarını belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kavl (قول), bir fikrin veya inancın dille ifade edilmesidir. Bu ayette 'kâlû' (قالوا) fiili, inkarcıların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların ve mazeretlerin sözlü olarak dile getirilişini, yani kendi durumlarını açıklama çabalarını gösterir."}]},{"word":"تَكُونُوا۟","root":"ك و ن","rootLatin":"k-v-n","meaning":"Geçmişte veya belirli bir zamanda bir hal üzere bulunma, var olma veya bir niteliğe sahip olma durumunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kevn (كون), bir şeyin varlığını veya bir niteliğe sahip olmasını ifade eder. Ayetteki 'tekûnû' (تكونوا) ifadesi, inkarcıların geçmişte 'mü'minîn' (müminler) vasfına sahip olmadıklarını, yani iman halinin kendilerinde bulunmadığını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Kevn (كون) fiili, bir durumun veya niteliğin gerçekleşmesini veya devam etmesini gösterir. Burada 'lem tekûnû' (لم تكونوا) olumsuz yapısıyla kullanılarak, muhatapların geçmişte iman vasfına sahip olmadıkları, yani iman halinin onlarda hiç bulunmadığı kesin bir dille ifade edilir."}]},{"word":"مُؤْمِنِينَ","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a ve O'nun gönderdiklerine kalben tasdik edip güvenen, bu güveniyle emniyet ve huzur bulan kimselerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (إيمان), kalbin tasdikiyle birlikte emniyet ve güven duygusunu ifade eder. Mü'min (مؤمن), Allah'a ve O'nun vaatlerine güvenen, bu güvenle emniyet bulan kişidir. Ayetteki 'mü'minîn' (مؤمنين) kelimesi, inkarcıların birbirlerine yönelttikleri suçlamada, karşı tarafın gerçek anlamda Allah'a güvenip tasdik etmediğini, dolayısıyla iman vasfından yoksun olduğunu belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İman (إيمان) kavramı, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a tam bir güven ve teslimiyet halidir. Mü'min (مؤمن), bu güveni hayatına yansıtan, Allah'ın emirlerine uyan ve O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyan kişidir. Ayetteki 'mü'minîn' (مؤمنين) kelimesi, inkarcıların birbirlerini, bu derin anlamdaki imandan yoksun olmakla itham ettiklerini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Emn (أمن) kökünden türeyen iman (إيمان), bir şeyi tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmak anlamlarını taşır. Mü'min (مؤمن), bu tasdik ve güveni kalbinde taşıyan ve bu sayede bir tür içsel huzura erişen kişidir. Ayetteki 'mü'minîn' (مؤمنين) kelimesi, inkarcıların birbirlerine yönelttikleri suçlamada, karşı tarafın bu temel güven ve tasdikten mahrum olduğunu, dolayısıyla gerçek bir mümin olmadığını ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["iman","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Kâlû"},{"position":2,"translit":"bel"},{"position":3,"translit":"lem"},{"position":4,"translit":"tekûnû"},{"position":5,"translit":"mu/minîn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"بَلْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İbtidâ/İdrâb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بَلْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"bilakis, hayır","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":3,"surface":"لَّمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cezm","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Cezm edatı"},{"position":4,"surface":"تَكُونُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatından (لَمْ) sonra geldiği için meczûm","gloss":"oldunuz","irabMarker":"nûnun hazfi ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâkıs muzâri fiil"},{"position":5,"surface":"مُؤْمِنِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ا-م-ن","rootLatin":"hamz-m-n","lemma":"مُؤْمِن","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"كَانَ fiilinin haberi olduğu için mansûb","gloss":"inananlar","irabMarker":"yâ ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâkıs fiilin haberi"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/29*
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/29*
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/29*
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *37/29*
