# Sâd Sûresi, 14. Âyet (38:14)

> إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

*İn kullun illâ keżżebe-rrusule fehakka ‘ikâb(i)*

**Meal (Diyanet):** (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/38/14

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, geçmiş ümmetlerin peygamberleri yalanlaması ve bunun sonucunda ilahi azabı hak etmeleri temasını işlemektedir. Anahtar kavramlar, yalanlama eylemi ve bu eylemin doğal sonucu olan azabın gerçekleşmesi üzerine odaklanmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبَ","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Peygamberleri yalanlamak, onların getirdiği mesajı inkâr etmek ve reddetmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezzebe' fiilinin 'yalanlamak, yalan isnat etmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, peygamberlerin tebliğ ettiği hakikatleri ve mucizeleri inkâr etme, onları yalancılıkla itham etme eylemini ifade eder. Bu, sadece sözlü bir inkâr değil, aynı zamanda peygamberlerin getirdiği ilahi mesajı reddetmeyi de içerir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kezzebe' fiilinin Kur'an'da bazen 'inkâr etmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette de, önceki ümmetlerin peygamberlerin risaletini ve getirdikleri vahyi inkâr etmeleri, onları yalanlamaları kastedilmektedir. Bu inkâr, ilahi azabın sebebi olarak sunulmuştur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da sadece bir şeyi yalan söylemekle itham etmekten öte, aynı zamanda o şeyin gerçekliğini ve geçerliliğini reddetmek anlamına geldiğini vurgular. Bu ayette, peygamberlerin getirdiği hakikatin reddedilmesi ve böylece ilahi düzene karşı çıkılması anlamını taşır."}]},{"word":"ٱلرُّسُلَ","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","meaning":"Allah tarafından insanlara doğru yolu göstermek ve ilahi mesajı iletmek üzere gönderilen elçiler, peygamberler demektir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'resûl' kelimesinin 'gönderilen, elçi' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle Allah tarafından insanlara vahiy ile gönderilen peygamberler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'er-rusul' ifadesi, belirli bir peygamberi değil, genel olarak tüm peygamberler zümresini kapsar ve onların yalanlanmasının evrensel bir sonuç doğurduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'resûl'ün, Allah'ın emirlerini ve yasaklarını insanlara ulaştıran kişi olduğunu açıklar. Ayetteki 'er-rusul' kelimesi, geçmiş ümmetlere gönderilen tüm elçileri ifade eder ve onların yalanlanmasının, ilahi emirlere karşı gelmek anlamına geldiğini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'resûl' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker ve peygamberlerin Allah ile insanlar arasındaki iletişimin temel aracı olduğunu belirtir. Bu ayette, peygamberlerin yalanlanması, aslında Allah'ın mesajının reddedilmesi ve dolayısıyla ilahi otoriteye karşı gelme olarak yorumlanır."}]},{"word":"فَحَقَّ","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Bir şeyin gerçekleşmesi, sabit olması, gerekli ve kaçınılmaz hale gelmesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hakka' fiilinin 'bir şeyin sabit olması, gerçekleşmesi, vacip olması' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fehakka ikâbî' ifadesi, peygamberleri yalanlamanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak azabın kesinleştiğini, sabit hale geldiğini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'hak' kelimesinin 'sabit olan, gerçek olan' anlamlarını taşıdığını ve 'hakka' fiilinin de bu sabitliğin ve gerçekleşmenin ifadesi olduğunu açıklar. Bu ayette, peygamberleri yalanlama eyleminin ardından ilahi azabın kesinlikle vuku bulduğunu, bunun bir hakikat olduğunu vurgular."}]},{"word":"عِقَابِ","root":"ع-ق-ب","rootLatin":"a-k-b","meaning":"Bir suç veya günahın ardından gelen ceza, karşılık, azap anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ikâb' kelimesinin 'bir şeyin ardından gelen ceza, karşılık' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ikâbî' (benim azabım) ifadesi, Allah'ın peygamberleri yalanlayanlara verdiği cezayı, yani ilahi azabı ifade eder. Bu azap, yalanlama eyleminin doğrudan bir sonucudur."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ikâb'ın, bir fiilin ardından gelen kötü sonuç, ceza olduğunu açıklar. Ayetteki kullanım, peygamberleri yalanlama fiilinin ardından Allah tarafından takdir edilen ve gerçekleşen cezayı, yani ilahi azabı ifade eder. Bu, ilahi adaletin bir tecellisidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ikâb'ın Kur'an'da genellikle Allah'ın, kullarının isyan ve günahlarına karşılık olarak verdiği cezayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, peygamberleri yalanlama gibi büyük bir günahın ardından gelen ilahi azabı, yani dünyevi veya uhrevi cezayı anlatır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","ahiret-mukafat","kissa-gecmis-kavimler","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"كُلٌّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","lemma":"كُلّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"hepsi"},{"position":3,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":4,"surface":"كَذَّبَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladı"},{"position":5,"surface":"ٱلرُّسُلَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"peygamberleri"},{"position":6,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"da"},{"position":6,"surface":"حَقَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"h-q-q","lemma":"حَقَّ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"haketti"},{"position":7,"surface":"عِقَابِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ق-ب","rootLatin":"ʿ-q-b","lemma":"عِقَاب","form":"Fi'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"azabım"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sâd Sûresi** · *38/14-15*
- **Sâd Sûresi** · *38/14-15*
- **Sâd Sûresi** · *38/14-15*
- **Sâd Sûresi** · *38/14-15*
