# Sâd Sûresi, 21. Âyet (38:21)

> ۞ وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

*Vehel etâke nebeu-lḣasmi iż tesevverû-lmihrâb(e)*

**Meal (Diyanet):** Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/38/21

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Davud'a gelen davacıların hikayesini anlatarak, 'haber', 'davacı' ve 'mihrap' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini ve peygamberin imtihanını dilbilimsel bir derinlikle sunmaktadır. Kelimelerin kök anlamları, olayın mahiyetini ve taşıdığı mesajı güçlendirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"نَبَؤُا۟","root":"ن ب أ","rootLatin":"n-b-ʾ","meaning":"Ayette, Hz. Davud'a ulaşan önemli ve şaşırtıcı haberi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nebe' (نَبَأ), 'büyük ve faydalı haber' anlamına gelir. Ayetteki 'nebâü'l-hasm' ifadesi, sıradan bir haberden ziyade, Hz. Davud'u şaşırtan ve dikkatini çeken, önemli bir olayın bilgisini aktarmaktadır. Bu, sadece bir bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bir uyarı ve imtihanın başlangıcıdır."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nebe' (نَبَأ), 'önemli ve büyük haber'dir. Ayetteki kullanımı, Hz. Davud'a gelen davacıların durumunun, onun için beklenmedik ve üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele olduğunu vurgular. Bu haber, peygamberin hüküm verme yeteneğini sınayan bir olayın başlangıcıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'nebe'' kelimesi, genellikle ilahi bir mesajın veya önemli bir olayın haberini ifade eder. Bu ayetteki 'nebâü'l-hasm', Hz. Davud'a gelen davacıların hikayesinin, ilahi bir imtihanın parçası olarak sunulduğunu ve bu haberin sıradan bir olaydan öte, derin bir anlam taşıdığını gösterir."}]},{"word":"ٱلْخَصْمِ","root":"خ ص م","rootLatin":"h-s-m","meaning":"Ayette, Hz. Davud'a gelen ve aralarında anlaşmazlık olan iki davacıyı ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hasm (خَصْم), 'tartışan, çekişen taraf' anlamına gelir. Ayetteki 'el-hasm' kelimesi, tekil olmasına rağmen çoğul anlamda kullanılmıştır ve 'davacı taraflar'ı ifade eder. Bu durum, Kur'an'ın dilindeki mecazi kullanımlara bir örnektir ve Hz. Davud'un karşısında birden fazla kişinin olduğunu belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasm (خَصْم), 'bir konuda çekişen, muhalif olan kişi veya kişiler'dir. Ayetteki 'el-hasm' kelimesi, Hz. Davud'a gelen ve aralarında bir anlaşmazlık bulunan iki kişiyi temsil eder. Bu kelime, adaletin tecellisi için bir yargılama sürecinin gerekliliğini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Hasm (خَصْم), hem tekil hem de çoğul için kullanılabilen bir masdardır. Ayetteki 'el-hasm' ifadesi, 'iki davacı' anlamında kullanılmıştır. Bu, dilbilgisel bir incelik olup, Hz. Davud'un karşısındaki durumun bir çekişme ve anlaşmazlık olduğunu açıkça belirtir."}]},{"word":"تَسَوَّرُوا۟","root":"س و ر","rootLatin":"s-v-r","meaning":"Ayette, davacıların mabedin duvarına tırmanarak içeri girmelerini ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Tesevver (تَسَوَّرَ), 'duvarı aşmak, tırmanmak' demektir. Ayetteki 'tesevveru'l-mihrâb' ifadesi, davacıların normal giriş yollarını kullanmayıp, beklenmedik bir şekilde duvardan tırmanarak içeri girdiklerini gösterir. Bu durum, olayın olağan dışılığını ve Hz. Davud'un şaşkınlığını pekiştirir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sûr (سُور), 'duvar' anlamına gelir. Tesevvur (تَسَوُّر), 'duvarı aşmak, tırmanarak geçmek' fiilidir. Ayetteki kullanımı, davacıların Hz. Davud'un yanına gizlice veya beklenmedik bir şekilde, normal yolları kullanmadan ulaştıklarını belirtir. Bu, olayın dramatik etkisini artırır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Tesevvur (تَسَوُّر), 'yüksek bir yere tırmanmak, duvarı aşmak' anlamındadır. Ayetteki 'tesevveru'l-mihrâb' ifadesi, davacıların Hz. Davud'un bulunduğu mihraba, yani özel ibadet veya yargılama yerine, alışılmadık bir yolla girdiklerini gösterir. Bu durum, Hz. Davud'un neden ürktüğünü açıklar."}]},{"word":"ٱلْمِحْرَابَ","root":"ح ر ب","rootLatin":"h-r-b","meaning":"Ayette, Hz. Davud'un ibadet ve hüküm verme yeri olan özel mekanı ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mihrab (مِحْرَاب), 'mescitlerin ön tarafında bulunan, imamın durduğu yer' veya 'evlerin en şerefli ve özel yeri' anlamına gelir. Ayetteki 'el-mihrâb', Hz. Davud'un ibadet ettiği ve hüküm verdiği özel mekanını ifade eder. Davacıların buraya girmesi, bu mekanın kutsiyetine ve özel statüsüne bir göndermedir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mihrab (مِحْرَاب), 'bir yerin en şerefli ve özel kısmı'dır. Genellikle mescitlerde imamın durduğu yeri veya evlerde özel bir odayı ifade eder. Ayetteki kullanımı, Hz. Davud'un inzivaya çekildiği, ibadet ve tefekkürle meşgul olduğu, aynı zamanda hüküm verdiği özel bir mekanı işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Mihrab (مِحْرَاب), 'bir yerin en üstün ve en saygın kısmı'dır. Ayetteki 'el-mihrâb', Hz. Davud'un özel ibadet ve yargılama mekanını ifade eder. Davacıların buraya izinsiz girmesi, Hz. Davud'un şaşkınlığını ve durumun ciddiyetini artıran bir unsurdur."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-suleyman-davud","adalet","hukuk-ceza"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"هَلْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَلْ","form":"-","features":{},"irabReason":"İstifham harfi olduğu için mebnî","gloss":"mı/mi"},{"position":2,"surface":"أَتَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-ت-ي","rootLatin":"hamza-t-y","lemma":"أَتَى","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ulaştı"},{"position":2,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"sana"},{"position":3,"surface":"نَبَؤُا۟","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ن-ب-ء","rootLatin":"n-b-hamza","lemma":"نَبَأ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"haber"},{"position":4,"surface":"ٱلْخَصْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"خ-ص-م","rootLatin":"kh-s-m","lemma":"خَصْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"davacıların"},{"position":5,"surface":"إِذْ","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mebnî","gloss":"o zaman ki"},{"position":6,"surface":"تَسَوَّرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"س-و-ر","rootLatin":"s-w-r","lemma":"تَسَوَّرَ","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"tırmandılar"},{"position":7,"surface":"ٱلْمِحْرَابَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ر-ب","rootLatin":"h-r-b","lemma":"مِحْرَاب","form":"Mif'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"mihrabı/mabedi"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sâd Sûresi** · *38/21*
- **Sâd Sûresi** · *38/21*
- **Sâd Sûresi** · *38/21*
- **Sâd Sûresi** · *38/21*
