# Sâd Sûresi, 46. Âyet (38:46)

> إِنَّآ أَخْلَصْنَـٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

*İnnâ aḣlasnâhum biḣâlisatin żikrâ-ddâr(i)*

**Meal (Diyanet):** Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/38/46

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Sâd Suresi 46. ayet, Allah'ın bazı kullarını 'halis' kıldığını ve bu halisiyetin 'ahiret yurdunu anma' ile ilişkilendirildiğini ifade etmektedir. Ayet, 'ihlas' ve 'zikir' kavramlarının derinliğini ve bunların ahiret bilinciyle olan bağlantısını vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَخْلَصْنَـٰهُم","root":"خ ل ص","rootLatin":"h-l-s","meaning":"Biz onları halis kıldık, arındırdık, seçkinleştirdik.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'خَلَصَ' (halasa) kelimesinin bir şeyin kirden ve karışıklıktan arınması, saf hale gelmesi anlamına geldiğini belirtir. 'أَخْلَصَهُ' (ahlesahu) ise bir şeyi bu hale getirmek, onu saf ve katışıksız kılmaktır. Ayetteki 'أَخْلَصْنَـٰهُم' ifadesi, Allah'ın o kulları, dünya meşgalelerinden ve nefsanî arzulardan arındırarak, sadece ahiret yurdunu düşünen, samimi ve seçkin kimseler kıldığını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'إخلاص' (ihlas) kavramını, bir şeyi başka şeylerden ayırıp saf hale getirmek olarak tanımlar. Özellikle ibadet ve amellerde ihlas, kulun niyetini sadece Allah'a yöneltmesi, riyadan ve gösterişten uzak durmasıdır. Ayetteki kullanım, Allah'ın bu kişileri, ahiret yurdunu anma konusunda diğer düşüncelerden arındırıp, bu konuda samimi ve tek odaklı kıldığını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ihlas' kavramının Kur'an'da genellikle 'Allah'a karşı samimi ve içten olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu samimiyet, kişinin tüm eylemlerini Allah rızası için yapması ve başka hiçbir motivasyonun olmamasıdır. Ayetteki 'أَخْلَصْنَـٰهُم' ifadesi, Allah'ın bu kişilere bahşettiği özel bir lütuf olup, onları ahiret yurdunu düşünme konusunda tam bir samimiyet ve adanmışlık seviyesine yükselttiğini vurgular."}]},{"word":"بِخَالِصَةٍ","root":"خ ل ص","rootLatin":"h-l-s","meaning":"Halis bir özellikle, samimi bir nitelikle.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'خالصة' (halisa) kelimesinin burada 'sıfat' anlamında kullanıldığını, yani 'halis bir haslet, halis bir özellik' manasına geldiğini belirtir. Bu, Allah'ın onlara verdiği, onları diğerlerinden ayıran, saf ve katışıksız bir niteliktir. Ayetteki bağlamda bu nitelik, 'ahiret yurdunu anma' ile açıklanmaktadır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'خالصة' kelimesinin burada 'masdar' olarak değil, 'sıfat' olarak kullanıldığını ve 'halis bir haslet' veya 'halis bir özellik' anlamına geldiğini ifade eder. Bu, Allah'ın o kullara bahşettiği, onları diğer insanlardan ayıran, samimi ve saf bir niteliktir. Bu nitelik, ayetin devamında 'zikra' (anma) ile açıklanır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'halis' kelimesinin Kur'an'da saflık, arınmışlık ve samimiyet anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Bihalisatin' ifadesi, bu kişilerin sahip olduğu özelliğin, yani ahiret yurdunu anmanın, tamamen saf, katışıksız ve samimi olduğunu vurgular. Bu, onların bu konudaki niyetlerinin ve odaklarının ne kadar güçlü olduğunu gösterir."}]},{"word":"ذِكْرَى","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Anma, hatırlama, zikretme.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ذكرى' (zikra) kelimesinin 'hatırlama, anma' anlamına geldiğini belirtir. Bu, sadece dilde bir tekrar değil, aynı zamanda kalpteki bir idrak ve sürekli bir bilinç halidir. Ayetteki 'zikra' ifadesi, bu kişilerin ahiret yurdunu sürekli akıllarında tuttuklarını, onu unutmadıklarını ve ona göre yaşadıklarını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ذكر' (zikr) kelimesinin hem kalple hatırlama hem de dille anma anlamlarına geldiğini açıklar. 'ذكرى' ise bu anmanın bir sonucu veya bir şeklidir. Ayetteki 'ذِكْرَى ٱلدَّارِ' ifadesi, bu kişilerin ahiret yurdunu sürekli akıllarında tutarak, onun gereklerine göre hareket ettiklerini ve dünya hayatında ahireti unutmadıklarını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zikr' kavramının Kur'an'da sadece 'hatırlamak' değil, aynı zamanda 'uyanık olmak, bilinçli olmak' anlamlarını da taşıdığını belirtir. 'Zikra' ise bu uyanıklığın ve bilincin bir tezahürüdür. Ayetteki 'ذِكْرَى ٱلدَّارِ' ifadesi, bu kişilerin ahiret yurduna karşı sürekli bir bilinç ve farkındalık içinde olduklarını, dünya hayatının geçiciliğini ve ahiretin kalıcılığını asla akıllarından çıkarmadıklarını vurgular."}]},{"word":"ٱلدَّارِ","root":"د و ر","rootLatin":"d-w-r","meaning":"Yurt, mesken, ev.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'دار' (dar) kelimesinin 'mesken, konut' anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da genellikle 'dünya yurdu' (darü'd-dünya) ve 'ahiret yurdu' (darü'l-âhire) şeklinde kullanılır. Ayetteki 'ٱلدَّارِ' ifadesi, 'ahiret yurdu'nu kastetmektedir ve bu kişilerin odaklandığı nihai meskenin dünya değil, ahiret olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'دار' kelimesinin etrafı çevrili, içinde ikamet edilen yer anlamına geldiğini ifade eder. Kur'an'da bu kelime, genellikle dünya ve ahiret hayatının bir metaforu olarak kullanılır. Ayetteki 'ٱلدَّارِ' ifadesi, bu kişilerin zihinlerinde ve kalplerinde sürekli olarak ahiret yurdunu canlı tuttuklarını, dünya hayatının geçiciliğine aldanmadıklarını gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","ihlas","dunya-ahiret-dengesi"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"Şüphesiz"},{"position":1,"surface":"ـآ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mahallen mansûb","gloss":"biz"},{"position":2,"surface":"أَخْلَصْنَـٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"خ-ل-ص","rootLatin":"ḫ-l-ṣ","lemma":"أَخْلَصَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"halis kıldık"},{"position":2,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"خَالِصَةٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ل-ص","rootLatin":"ḫ-l-ṣ","lemma":"خَالِصَة","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"halis bir şey"},{"position":4,"surface":"ذِكْرَى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"ḏ-k-r","lemma":"ذِكْرَى","form":"Fi'lâ","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"hatırlama, anma"},{"position":5,"surface":"ٱل","pos":"harf","posDetail":"Tarif Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ال","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"el-"},{"position":5,"surface":"دَّارِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"د-و-ر","rootLatin":"d-w-r","lemma":"دَار","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"yurt"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/46*
- **Sâd Sûresi** · *38/46*
- **Sâd Sûresi** · *38/46*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/46*
- **Sâd Sûresi** · *38/46*
- **Sâd Sûresi** · *38/46*
