# Sâd Sûresi, 5. Âyet (38:5)

> أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَـٰهًا وَٰحِدًا ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

*Ece'ale-l-âlihete ilâhen vâhidâ(en)(s) inne hâżâ leşey-un ‘ucâb(un)*

**Meal (Diyanet):** "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/38/5

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müşriklerin Hz. Muhammed'in tebliğine karşı gösterdikleri şaşkınlığı ve itirazı dile getirmektedir. Özellikle 'ilahları tek bir ilah mı yaptı?' şeklindeki ifadeleri, tevhid inancına karşı direnişlerini ve bu durumu 'tuhaf' bulmalarını vurgular. Ayet, tevhidin müşrik zihniyetindeki radikal değişim talebini ve bunun yol açtığı şaşkınlığı dilbilimsel olarak ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْـَٔالِهَةَ","root":"أ ل ه","rootLatin":"e-l-h","meaning":"Çok tanrılı inanç sistemindeki tapınılan varlıklar, putlar veya tanrılar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilah' kelimesinin 'el-ileh' kökünden geldiğini ve 'tapınılan, ibadet edilen' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-âlihe' ise çoğul olup, müşriklerin taptığı birden fazla tanrı veya putları ifade eder. Onlar, bu çoklu tanrı anlayışının tek bir ilaha indirgenmesini şaşırtıcı bulmuşlardır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ilah' kelimesinin 'ma'bûd' (tapınılan) anlamına geldiğini vurgular. Ayetteki 'el-âlihe' ifadesi, müşriklerin kendi inanç sistemlerinde yücelttikleri ve ibadet ettikleri varlıkları temsil eder. Onlar için bu varlıkların tek bir 'ilah'a dönüştürülmesi, alışılmadık ve kabul edilemez bir durumdur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ilah' kavramının Kur'an öncesi Arap toplumunda 'yüce varlık, tapınılan güç' anlamında kullanıldığını, ancak Kur'an'ın bu kavramı 'Allah' ile özdeşleştirerek tevhidî bir anlam kazandırdığını belirtir. Ayetteki 'el-âlihe' ise bu tevhid öncesi çok tanrılı anlayışın bir yansımasıdır ve müşriklerin bu eski anlayıştan vazgeçmek istemeyişlerini gösterir."}]},{"word":"إِلَـٰهًا","root":"أ ل ه","rootLatin":"e-l-h","meaning":"Tek ve biricik tapınılan, ibadet edilen varlık; Allah.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilah' kelimesinin 'el-ileh' kökünden türediğini ve 'ibadet edilen, kendisine yönelinen' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'ilâhen vâhidâ' (tek bir ilah) ifadesi, Kur'an'ın temel mesajı olan tevhid inancını, yani ibadetin yalnızca tek bir varlığa yöneltilmesi gerektiğini vurgular. Müşrikler bu tekliğe şaşırmışlardır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ilah' kelimesinin 'hayranlık duyulan, kendisine sığınılan' anlamlarını da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ilâhen vâhidâ' ifadesi, müşriklerin çok tanrılı sisteminden, her türlü hayranlık ve sığınmanın tek bir varlığa yöneldiği tevhid inancına geçişin zorluğunu ve bu durumun onlar için ne kadar 'tuhaf' olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ilah' kavramının Kur'an'da mutlak ve aşkın bir varlık olan Allah'ı ifade ettiğini, O'nun eşi ve benzeri olmadığını vurgular. Ayetteki 'ilâhen vâhidâ' ifadesi, Kur'an'ın bu yeni ve radikal tevhid anlayışını temsil ederken, müşriklerin bu anlayışı kendi çok tanrılı sistemleriyle bağdaştıramadıklarını ve bu yüzden şaşkınlıklarını dile getirdiklerini gösterir."}]},{"word":"وَٰحِدًا","root":"و ح د","rootLatin":"v-h-d","meaning":"Tek, biricik, eşsiz ve benzersiz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'vâhid' kelimesinin 'tek, bir' anlamına geldiğini ve 'Allah'ın sıfatlarından biri' olduğunu belirtir. Ayetteki 'ilâhen vâhidâ' ifadesi, Allah'ın birliğini, eşsizliğini ve ibadette ortağı olmadığını vurgular. Müşriklerin şaşkınlığı, bu mutlak birliğin kendi çok tanrılı inançlarıyla çelişmesinden kaynaklanmaktadır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'vâhid' kelimesinin 'bölünemez, parçalanamaz' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'ilâhen vâhidâ' ifadesi, Allah'ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olduğunu, hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve hiçbir ortağı bulunmadığını anlatır. Müşrikler için bu, kendi tanrılarını 'bölüp parçalayarak' tek bir varlığa indirgeme fikriydi ve bu yüzden tuhaf geliyordu."}]},{"word":"عُجَابٌ","root":"ع ج ب","rootLatin":"a-c-b","meaning":"Çok şaşırtıcı, hayret verici, tuhaf ve alışılmadık bir şey.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ucâb' kelimesinin 'acîb'den daha mübalağalı olduğunu ve 'çok şaşırtıcı, hayret verici' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'le-şey'un ucâb' ifadesi, müşriklerin Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği tevhid inancını, yani çok tanrılı sistemden tek tanrıya geçişi son derece tuhaf, akıl almaz ve alışılmadık bulduklarını gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ucâb' kelimesinin 'hayret ve şaşkınlık uyandıran' anlamında kullanıldığını ve 'acîb' kelimesine göre daha yoğun bir şaşkınlık ifade ettiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, müşriklerin 'tanrıları tek bir tanrı mı yaptı?' sorusuna verdikleri 'bu tuhaf bir şeydir' cevabı, onların tevhid inancına karşı duydukları derin şaşkınlığı ve yadırgamayı vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'acb' kökünün 'beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlık' anlamına geldiğini belirtir. 'Ucâb' ise bu şaşkınlığın şiddetini artırır. Ayetteki 'le-şey'un ucâb' ifadesi, müşriklerin kendi yerleşik inanç sistemlerinin kökten değiştirilmesi teklifine karşı gösterdikleri aşırı tepkiyi ve bu durumu akıllarına sığdıramadıklarını dilbilimsel olarak ortaya koyar."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tevhid","musrikler","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"mı/mi"},{"position":1,"surface":"جَعَلَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yaptı"},{"position":2,"surface":"ٱلْـَٔالِهَةَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"إِلَٰه","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"tanrıları"},{"position":3,"surface":"إِلَـٰهًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"إِلَٰه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih-i sânî (ikinci mef'ûl) olduğu için mansûb","gloss":"tanrı"},{"position":4,"surface":"وَٰحِدًا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"و-ح-د","rootLatin":"w-h-d","lemma":"وَاحِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin (إِلَـٰهًۭا) sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"tek"},{"position":5,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"muhakkak ki"},{"position":6,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mahallen mansûb","gloss":"bu"},{"position":7,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid (Lâm-ı İbtida)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"elbette"},{"position":7,"surface":"شَىْءٌ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ش-ي-ء","rootLatin":"sh-y-'","lemma":"شَىْء","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"İnne'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"bir şey"},{"position":8,"surface":"عُجَابٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ع-ج-ب","rootLatin":"'-j-b","lemma":"عُجَاب","form":"Fu'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin (شَىْءٌ) sıfatı olduğu için merfû","gloss":"tuhaf"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/5*
- **Sâd Sûresi** · *38/5*
- **Sâd Sûresi** · *38/5*
- **Kâf Sûresi** · *38/5*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk · *38/5*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk · *38/5*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk · *38/5*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk · *38/5*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk · *38/5*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk · *38/5*
- **Kelime-i Hârûniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *38/5*
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/5*
