# Sâd Sûresi, 7. Âyet (38:7)

> مَا سَمِعْنَا بِهَـٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَـٰقٌ

*Mâ semi'nâ bihâżâ fî-lmilleti-l-âḣirati in hâżâ illâ-ḣtilâk(un)*

**Meal (Diyanet):** (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/38/7

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müşriklerin Hz. Muhammed'in getirdiği tevhid inancına karşı gösterdikleri tepkiyi ve bu inancı 'uydurma' olarak nitelendirmelerini dilbilimsel olarak ele almaktadır. Ayet, 'işitme', 'millet' ve 'ihtilak' gibi kavramlar üzerinden, tevhidin onların mevcut inanç sistemleriyle çeliştiğini ve bu durumu reddetme biçimlerini ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"سَمِعْنَا","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-'-","meaning":"İşitmek, duymak fiilinin geçmiş zaman birinci çoğul şahıs çekimi olup, burada bir bilginin veya inancın daha önce kendilerine ulaşmadığını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sem'' kökünü 'sesi idrak etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'mâ semi'nâ' ifadesi, müşriklerin tevhid inancını daha önceki dinlerde veya kendi geleneklerinde duymadıklarını, dolayısıyla bu yeni öğretinin kendileri için yabancı ve kabul edilemez olduğunu vurgular. Bu, onların zihinsel ve kültürel bir reddini gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'sem'' kelimesinin hem fiziksel işitmeyi hem de bir şeyi anlamayı ve kabul etmeyi ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki kullanım, sadece fiziksel bir işitme eksikliği değil, aynı zamanda bu yeni mesajın onların inanç sistemlerine aykırı olduğu için zihinsel olarak da kabul görmediğini ima eder."}]},{"word":"ٱلْمِلَّةِ","root":"م ل ل","rootLatin":"m-l-l","meaning":"Din, şeriat, inanç sistemi anlamına gelir ve burada müşriklerin kendi atalarından devraldıkları geleneksel dinlerini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'millet' kelimesini 'din' ve 'şeriat' olarak açıklar. Ayetteki 'el-milletü'l-âhire' ifadesi, müşriklerin kendi geleneksel dinlerini ve atalarından miras aldıkları inanç sistemlerini kastettiğini gösterir. Onlar, tevhid inancını bu 'son' veya 'mevcut' dinlerinde görmediklerini iddia ederler."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'millet' kelimesinin 'din' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendi dinleri ve inançları dışında bir şeyin kendilerine sunulmasına karşı çıktıklarını, tevhidin kendi 'millet'lerine yabancı olduğunu düşündüklerini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'millet' kavramının Kur'an'da genellikle belirli bir peygamberin getirdiği dinî sistemi ifade ettiğini belirtir. Ancak bu ayette, müşriklerin ağzından kullanıldığında, onların kendi atalarından gelen ve bağlı oldukları geleneksel inanç sistemini temsil eder. Onlar, Hz. Muhammed'in getirdiği mesajı kendi 'millet'lerine aykırı bulmuşlardır."}]},{"word":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","root":"ء خ ر","rootLatin":"'-h-r","meaning":"Son, sonraki anlamına gelir ve burada 'millet' kelimesini niteleyerek, onların içinde bulundukları veya son dönemde takip ettikleri dini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âhir' kelimesini 'bir şeyin sonu' veya 'sonra gelen' olarak açıklar. Ayetteki 'el-milletü'l-âhire' ifadesi, müşriklerin kendi dönemlerinde takip ettikleri veya atalarından kendilerine ulaşan en son dinî geleneği kastettiğini gösterir. Bu, onların tevhidin kendi mevcut inanç sistemlerine uymadığını vurgulamak için kullandıkları bir ifadedir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'âhire' kelimesinin 'son' veya 'en son' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendi 'son' veya 'mevcut' dinlerinde tevhid inancına dair bir şey duymadıklarını iddia etmeleri, onların bu yeni mesaja karşı direnişlerini ve gelenekselciliklerini ortaya koyar."}]},{"word":"ٱخْتِلَـٰقٌ","root":"خ ل ق","rootLatin":"h-l-q","meaning":"Uydurma, yalan, asılsız iddia anlamına gelir ve müşriklerin Hz. Muhammed'in getirdiği tevhid mesajını küçümseyerek nitelendirdikleri bir ifadedir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ihtilak' kelimesini 'yalan uydurmak' ve 'asılsız iddialarda bulunmak' olarak açıklar. Ayetteki 'illâ ihtilâkun' ifadesi, müşriklerin Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği tevhid mesajını tamamen kendi uydurması, asılsız bir iddia olarak gördüklerini ve bu şekilde değersizleştirmeye çalıştıklarını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'halk' kökünün 'bir şeyi yoktan var etmek' veya 'bir şeyi ölçüyle yapmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'İhtilak' ise, 'yalan uydurmak', 'asılsız bir şeyi var etmek' anlamında kullanılır. Müşrikler, tevhid mesajını 'yoktan var edilmiş bir yalan' olarak nitelendirerek, onun ilahi kökenini reddederler."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ihtilak' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'yalan ve iftira uydurmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, müşriklerin tevhid inancını 'uydurma' olarak nitelemesi, onların bu mesaja karşı olan derin inkarlarını ve onu ciddiye almamalarını ifade eder. Bu, aynı zamanda peygamberi yalancılıkla itham etme çabasıdır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","vahiy-kuran","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":2,"surface":"سَمِعْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-ʿ","lemma":"سَمِعَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"işitmedik","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":3,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bu","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":4,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":5,"surface":"ٱلْمِلَّةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"م-ل-ل","rootLatin":"m-l-l","lemma":"مِلَّة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"din","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":6,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ا-خ-ر","rootLatin":"ʾ-ḫ-r","lemma":"آخِر","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"sonuncu","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"},{"position":7,"surface":"إِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":8,"surface":"هَـٰذَآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"bu","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Mübteda"},{"position":9,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":10,"surface":"ٱخْتِلَـٰقٌ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"ḫ-l-q","lemma":"اِخْتِلَاق","form":"İfti'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"uydurma","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Mâ"},{"position":2,"translit":"semi'nâ"},{"position":3,"translit":"bihâżâ"},{"position":4,"translit":"fî"},{"position":5,"translit":"lmilleti"},{"position":6,"translit":"lâḣirati"},{"position":7,"translit":"in"},{"position":8,"translit":"hâżâ"},{"position":9,"translit":"illâ-ḣti"},{"position":10,"translit":"lâk(un)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/7*
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/7*
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/7*
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *38/7*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Sâd, 38:7*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Sâd, 38:7*
