# Zümer Sûresi, 37. Âyet (39:37)

> وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّ ۗ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزٍ ذِى ٱنتِقَامٍ

*Vemen yehdi(A)llâhu femâ lehu min mudil(lin)(k) eleysa(A)llâhu bi'azîzin żî-ntikâm(in)*

**Meal (Diyanet):** Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/39/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Zümer Suresi'nin 37. ayeti, Allah'ın hidayet ve kudretini vurgulayan temel kavramlar etrafında şekillenmektedir. Ayet, Allah'ın hidayetine mazhar olanın saptırılamayacağını ve O'nun 'Azîz' ve 'Zü'ntikâm' sıfatlarıyla mutlak güç ve adalet sahibi olduğunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَهْدِ","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Allah'ın bir kimseyi doğru yola iletmesi, hidayet etmesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hedy' kelimesinin 'lütuf ve incelikle doğru yola ulaştırmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yehdî' fiili, Allah'ın kullarını iradesiyle ve hikmetiyle doğruya yönlendirmesini ifade eder ki bu, kulun çabasıyla birlikte Allah'ın tevfikini gerektirir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hedâ' fiilini 'beyân etmek, açıklamak' ve 'doğru yolu göstermek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanlara doğru yolu hem göstermesi hem de o yolda sabit kılması anlamını taşır, böylece kimsenin onu saptıramayacağı vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hidayet' kavramını Kur'an'ın merkezi temalarından biri olarak ele alır ve Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi, onları hakikate ulaştırması olarak tanımlar. Bu ayetteki 'yehdî', Allah'ın mutlak iradesiyle gerçekleşen, dışarıdan hiçbir gücün engelleyemeyeceği bir yönlendirmeyi ifade eder."}]},{"word":"مُّضِلٍّ","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Saptıran, doğru yoldan çıkaran, şaşırtan anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'dalâl' kelimesini 'doğru yoldan sapmak, kaybolmak' olarak açıklar. 'Muddil' ise bu sapmaya sebep olan, saptıran demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın hidayet ettiği kimseyi hiçbir gücün saptıramayacağını, yani onu doğru yoldan çıkaramayacağını vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'dalâl' kelimesinin 'doğru yoldan ayrılmak' olduğunu belirtir. 'Muddil' ise başkasını bu sapmaya sürükleyen demektir. Ayette, Allah'ın hidayetinin mutlaklığı karşısında hiçbir saptırıcı gücün etkili olamayacağı ifade edilir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'dalâl' kökünün 'doğru yoldan sapma, şaşırma, kaybolma' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. 'Muddil' ise bu sapmayı gerçekleştiren faildir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın hidayetinin karşıtı olarak, insanı doğru yoldan uzaklaştırmaya çalışan her türlü etkeni kapsar."}]},{"word":"عَزِيزٍ","root":"ع-ز-ز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Üstün, güçlü, yenilmez, şerefli ve kudretli olan anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azîz' kelimesini 'yenilmesi zor, galip, güçlü' olarak açıklar. Ayetteki 'Azîz' sıfatı, Allah'ın mutlak kudretini, hiçbir gücün O'na karşı gelemeyeceğini ve O'nun iradesinin üstünlüğünü vurgular. Bu, hidayet ve saptırma konusundaki mutlak yetkisini pekiştirir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azîz' kelimesinin 'galip, yenilmez, şerefli' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'Azîz' sıfatı, Allah'ın hidayetine kimsenin karşı koyamayacağını ve O'nun hükmünün mutlak olduğunu ifade eder, böylece O'nun iradesinin üstünlüğü pekiştirilir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'Azîz' ismini Allah'ın 'mutlak güç ve kudret' sahibi olmasıyla ilişkilendirir. Bu ayetteki 'Azîz', Allah'ın hidayet etme ve saptırma konusundaki mutlak yetkisini ve bu konudaki iradesinin hiçbir şekilde engellenemeyeceğini gösterir."}]},{"word":"ٱنتِقَامٍ","root":"ن-ق-م","rootLatin":"n-q-m","meaning":"İntikam alma, cezalandırma, hak ettiği karşılığı verme anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'intikâm' kelimesini 'bir suçtan dolayı cezalandırmak, hak ettiği karşılığı vermek' olarak tanımlar. Ayetteki 'Zü'ntikâm' sıfatı, Allah'ın adaleti gereği, hidayeti reddedenleri veya saptırmaya çalışanları cezalandırma gücüne sahip olduğunu ifade eder. Bu, O'nun mutlak adaletini ve kudretini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'intikâm' kelimesinin 'cezalandırmak, birine yaptığı kötülüğün karşılığını vermek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Zü'ntikâm' sıfatı, Allah'ın sadece güçlü olmakla kalmayıp, aynı zamanda adaleti tesis eden ve hak edenleri cezalandıran olduğunu gösterir, bu da O'nun mutlak otoritesini pekiştirir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'intikâm'ın 'birine yaptığı kötülüğün karşılığını vermek suretiyle ondan öç almak' olduğunu açıklar. Ayetteki 'Zü'ntikâm' sıfatı, Allah'ın hidayetine karşı çıkanlara veya insanları saptıranlara karşı adil bir karşılık vereceğini, yani O'nun adaletinin tecelli edeceğini vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","tevhid","esma-i-husna","kader"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَمَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i şart olduğu için mebnî","gloss":"kim"},{"position":2,"surface":"يَهْدِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هَدَى","form":"Fa'ala","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"İsm-i şart olan 'مَن'in fiil-i şartı olduğu için meczûm","gloss":"hidayet ederse"},{"position":3,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fiil-i muzari 'يَهْدِ'nin fâili olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":4,"surface":"فَمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cevap","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Cevap harfi olduğu için mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"yoktur"},{"position":5,"surface":"لَهُۥ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":5,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ona"},{"position":6,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Zâide)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"den"},{"position":7,"surface":"مُّضِلٍّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"مُضِلّ","form":"İf'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Zâide harf-i cer 'مِن'den sonra geldiği için lafzen mecrûr, mahallen merfû (mübteda)","gloss":"saptırıcı"},{"position":8,"surface":"أَلَيْسَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"İstifham harfi olduğu için mebnî","gloss":"değil mi"},{"position":8,"surface":"لَيْسَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Nâkıs","root":"ل-ي-س","rootLatin":"l-y-s","lemma":"لَيْسَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"değildir"},{"position":9,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fiil-i nâkıs 'لَيْسَ'nin ismi olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":10,"surface":"بِعَزِيزٍۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Zâide)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":10,"surface":"عَزِيزٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ع-ز-ز","rootLatin":"'-z-z","lemma":"عَزِيز","form":"Fa'îl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Zâide harf-i cer 'بِ'den sonra geldiği için lafzen mecrûr, mahallen mansûb ('لَيْسَ'nin haberi)","gloss":"güçlü"},{"position":11,"surface":"ذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Hamse","root":"ذ-و-و","rootLatin":"dh-w-w","lemma":"ذُو","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"sahibi"},{"position":12,"surface":"ٱنتِقَامٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ن-ق-م","rootLatin":"n-q-m","lemma":"ٱنتِقَام","form":"İfti'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"intikam"}]
