# Zümer Sûresi, 48. Âyet (39:48)

> وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

*Ve bedâ lehum seyyi-âtu mâ kesebû ve hâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/39/48

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Zümer Suresi 48. ayet, kıyamet gününde inkarcıların dünyada işledikleri kötü amellerin ve alay ettikleri azabın somut bir şekilde karşılarına çıkacağını ve onları kuşatacağını dilbilimsel bir kesinlikle ifade etmektedir. Ayet, 'bedâ' fiiliyle görünür olmayı, 'seyyiât' ile kötü amelleri, 'kesebû' ile kazanmayı/işlemeyi, 'hâqa' ile kuşatmayı ve 'yestehziûn' ile alay etmeyi vurgulayarak, ilahi adaletin kaçınılmazlığını ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"وَبَدَا","root":"ب د و","rootLatin":"b-d-v","meaning":"Kıyamet gününde, dünyada işledikleri kötü amellerin açığa çıkması, görünür hale gelmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'bedâ' kelimesinin 'bir şeyin gizliliğinin ortadan kalkıp açığa çıkması' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların amellerinin ahirette kendileri için apaçık hale gelmesi, gizlenemez bir gerçek olarak karşılarına çıkmasıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'bedâ' fiilini 'zuhûr' (ortaya çıkma) ve 'inşeraha' (açılma) anlamlarında kullanır. Ayetteki bağlamda, işledikleri günahların ve kötülüklerin, daha önce gizli kalmış veya önemsenmemiş olsa bile, kıyamet günü tüm çıplaklığıyla ortaya konulmasıdır."}]},{"word":"سَيِّـَٔاتُ","root":"س و أ","rootLatin":"s-v-'-","meaning":"İşledikleri kötü ameller, günahlar ve bunların sonuçları.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'seyyie' kelimesini 'insanı üzen, kötü olan her şey' olarak tanımlar ve özellikle 'günah' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'seyyiâtü mâ kesebû' ifadesi, onların dünyada kendi elleriyle işledikleri, kendilerine ve başkalarına zarar veren kötü fiilleri ve bu fiillerin ahiretteki olumsuz sonuçlarını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'seyyie' kavramının Kur'an'da 'kötü fiil, günah' anlamında kullanıldığını ve genellikle 'hasene' (iyi fiil) kavramının zıttı olarak yer aldığını vurgular. Bu ayette, inkarcıların 'kazandıkları' (kesebû) kötü fiillerin, ahiretteki cezalarının temelini oluşturduğunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'seyyie'nin 'insanı üzen, kötü olan şey' olduğunu ve 'günah' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki çoğul kullanımı, inkarcıların işlediği çeşitli ve çok sayıdaki günahları ve kötü amelleri kapsar."}]},{"word":"كَسَبُوا۟","root":"ك س ب","rootLatin":"k-s-b","meaning":"Kendi iradeleriyle, bilinçli olarak işledikleri, kazandıkları ameller.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kesb'i 'insanın kendi iradesiyle bir şeyi elde etmesi' olarak açıklar. Ayetteki 'mâ kesebû' ifadesi, inkarcıların kötü amelleri kendi tercihleriyle, bilinçli bir şekilde yaptığını ve bu amellerin sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kesb'in 'bir şeyi elde etmek için çaba sarf etmek' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, onların kötü amelleri sadece yapmakla kalmayıp, adeta onları 'kazandıklarını', yani bu amellerin birikiminin ve sonuçlarının kendilerine ait olduğunu ifade eder."}]},{"word":"وَحَاقَ","root":"ح ي ق","rootLatin":"h-y-q","meaning":"Alay ettikleri azabın veya kötü sonucun onları çepeçevre kuşatması, sarması ve kaçınılmaz hale gelmesi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hâqa' fiilinin 'vâcib oldu, lâzım geldi, kuşattı' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların alaya aldıkları azabın, artık kendilerinden kaçamayacakları bir şekilde onları tamamen kuşatması ve içine almasıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hâqa bihim' ifadesini 'vâcib oldu, nâzil oldu' şeklinde açıklar. Bu, alay ettikleri şeyin artık bir tehdit olmaktan çıkıp, somut bir gerçeklik olarak üzerlerine gelmesi ve onları sarmasıdır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hâqa' fiilinin 'bir şeyin bir kimseyi kuşatması ve onu içine alması' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, inkarcıların alay ettikleri azabın, tıpkı bir çember gibi onları sarıp sarmalaması ve ondan kurtuluş imkanının kalmamasıdır."}]},{"word":"يَسْتَهْزِءُونَ","root":"ه ز أ","rootLatin":"h-z-'-","meaning":"Allah'ın ayetleriyle, peygamberleriyle ve ahiret azabıyla alay etmeleri, küçümsemeleri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hez' kelimesinin 'bir şeyi küçümsemek, alaya almak' anlamına geldiğini belirtir. 'İstehza' ise bu fiilin mübalağalı ve sürekli yapıldığını ifade eder. Ayetteki kullanım, inkarcıların ahiret azabını ve ilahi uyarıları ciddiye almayıp, sürekli bir alay konusu yapmalarını anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'istihza' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlere ve onların getirdiği mesaja karşı takınılan küçümseyici ve alaycı tavrı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, inkarcıların ahiret azabına yönelik bu alaycı tutumlarının, o azabın kendilerini kuşatmasıyla sonuçlanacağını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'istihza'nın 'bir şeyi hafife almak, küçümsemek ve onunla eğlenmek' olduğunu açıklar. Ayetteki 'yestehziûn' fiili, onların ahiret azabını bir şaka gibi görmelerini ve bu ciddiyetsiz tavırlarının bedelini ödeyeceklerini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","hesap-mizan","cehennem","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَبَدَا","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"بَدَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ب-د-و","rootLatin":"b-d-w","lemma":"بَدَا","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"belli oldu"},{"position":2,"surface":"لَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":2,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":3,"surface":"سَيِّـَٔاتُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ء","rootLatin":"s-w-ʾ","lemma":"سَيِّئَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"kötülükler"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"şeyler"},{"position":5,"surface":"كَسَبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-س-ب","rootLatin":"k-s-b","lemma":"كَسَبَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"işlediler"},{"position":6,"surface":"وَحَاقَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"حَاقَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ح-و-ق","rootLatin":"ḥ-w-q","lemma":"حَاقَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"sardı"},{"position":7,"surface":"بِهِم","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":7,"surface":"هِم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":8,"surface":"مَّا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"şey"},{"position":9,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":10,"surface":"بِهِۦ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":10,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o"},{"position":11,"surface":"يَسْتَهْزِءُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-ز-ء","rootLatin":"h-z-ʾ","lemma":"اِسْتَهْزَأَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"alay ediyorlardı"}]
