# Zümer Sûresi, 70. Âyet (39:70)

> وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ

*Ve vuffiyet kullu nefsin mâ ‘amilet ve huve a'lemu bimâ yef'alûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/39/70

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde herkesin amellerinin karşılığını eksiksiz alacağını ve Allah'ın kullarının yaptıklarını en iyi bilen olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, amellerin tam olarak ödenmesi, nefsin bireyselliği ve Allah'ın ilminin kuşatıcılığı etrafında şekillenir.","keyConcepts":[{"word":"وُفِّيَتْ","root":"و ف ي","rootLatin":"v-f-y","meaning":"Amellerin karşılığının eksiksiz ve tam olarak verilmesi, ödenmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vefâ (وفاء) kelimesi, bir şeyi tam ve eksiksiz olarak yerine getirmek, tamamlamak anlamına gelir. Ayetteki 'vuffiyet' (وُفِّيَتْ) fiili, kıyamet gününde her nefsin amellerinin karşılığının hiçbir eksiklik olmaksızın, tam olarak ödeneceğini ifade eder. Bu, ilahi adaletin tecellisidir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Vefâ, bir şeyin tamamlanması ve kemale ermesi demektir. 'Veffâ' (وفّى) fiili, birine hakkını tam olarak vermek, borcunu ödemek anlamında kullanılır. Ayetteki pasif form 'vuffiyet', her nefsin amellerinin karşılığının Allah tarafından tam ve eksiksiz bir şekilde verileceğini, hiçbir amelin zayi olmayacağını belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"V-f-y kökü, bir şeyin tamamlanması, eksiksiz olması ve vaadin yerine getirilmesi anlamlarını içerir. 'Vuffiyet' fiili, ahirette amellerin karşılığının tam olarak ödeneceği, yani yapılan iyiliklerin mükafatının, kötülüklerin ise cezasının eksiksiz bir şekilde verileceği ilkesini vurgular. Bu, ilahi adalet ve hesap gününün kesinliğini gösterir."}]},{"word":"نَفْسٍ","root":"ن ف س","rootLatin":"n-f-s","meaning":"Bireysel varlık, can, ruh, şahsiyet; her bir insan veya canlı varlık.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nefs (نفس), Kur'an'da genellikle ruh, can, şahıs ve zat anlamlarında kullanılır. Bu ayette 'küllü nefsin' (كل نفس) ifadesi, her bir bireyin, her bir insanın kendi amellerinin karşılığını alacağını, sorumluluğun bireysel olduğunu vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nefs, bazen ruh, bazen beden, bazen de her ikisinin toplamı olan insan varlığı için kullanılır. Ayetteki 'küllü nefsin' ifadesi, her bir bireysel varlığın, yani her bir insanın, kendi iradesiyle yaptığı amellerden sorumlu tutulacağını ve karşılığını göreceğini belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Nefs kavramı, Kur'an'da insanın benliğini, özünü ve bireysel varlığını ifade eder. Bu ayette 'küllü nefsin' ifadesi, ahiretteki hesaplaşmanın bireysel olacağını, her bir nefsin kendi amelleriyle yüzleşeceğini ve başkasının yükünü taşımayacağını gösterir. Bu, Kur'an'ın bireysel sorumluluk ilkesini pekiştirir."}]},{"word":"عَمِلَتْ","root":"ع م ل","rootLatin":"a-m-l","meaning":"Yapılan iş, eylem, fiil, amel.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Amel (عمل), yapılan iş, fiil ve eylem anlamına gelir. Ayetteki 'mâ amilet' (ما عملت) ifadesi, her nefsin dünyada iken yaptığı tüm iyi veya kötü fiilleri, sözleri ve niyetleri kapsar. Bunların karşılığının eksiksiz ödeneceği belirtilir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Amel, iradeye dayalı olarak yapılan her türlü fiildir. Ayetteki 'mâ amilet' ifadesi, sadece bedensel eylemleri değil, aynı zamanda kalbi amelleri, niyetleri ve düşünceleri de içerir. Her nefsin bu amellerinin karşılığını tam olarak alacağı vurgulanır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Amel kelimesi, Kur'an'da insanın bilinçli olarak yaptığı her türlü fiili ifade eder. Bu ayette 'mâ amilet' ifadesi, kıyamet gününde her bireyin dünyada iken gerçekleştirdiği tüm eylemlerin, sözlerin ve niyetlerin bir karşılığı olacağını ve bu karşılığın eksiksiz bir şekilde verileceğini belirtir. Bu, ilahi adaletin ve hesap gününün temelini oluşturur."}]},{"word":"أَعْلَمُ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"En iyi bilen, her şeyi kuşatıcı bilgiye sahip olan.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"İlim (علم), bir şeyi olduğu gibi idrak etmek, kavramak ve bilmektir. 'A'lemu' (أعلم) ise ism-i tafdil olup, 'en iyi bilen' anlamına gelir. Ayette Allah'ın 'a'lemu bimâ yef'alûn' (أعلم بما يفعلون) olması, kulların açık ve gizli, iyi ve kötü tüm amellerini, niyetlerini ve düşüncelerini en ince ayrıntısına kadar bildiğini ifade eder. Bu, ilahi ilmin kuşatıcılığını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İlim, bir şeyin hakikatini kavramaktır. Allah için 'a'lemu' sıfatı, O'nun bilgisinin mutlak, sınırsız ve her şeyi kapsayıcı olduğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kulların yaptıklarını (yef'alûn) en iyi bilen olması, O'nun adaletinin ve hesap gününün temelini oluşturur; zira O, hiçbir şeyi unutmaz ve hiçbir şey O'na gizli kalmaz."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İlim kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak ve her şeyi kuşatan bilgisi için kullanılır. 'A'lemu' ifadesi, Allah'ın sadece görüneni değil, görünmeyeni, gizli olanı ve insanların niyetlerini de bildiğini vurgular. Bu, insanların amellerinin karşılığını alacak olmalarının temelinde Allah'ın her şeyi bilen oluşunun yattığını gösterir ve ilahi denetimin sürekliliğini ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hesap-mizan","ahiret-mukafat","dirilis","kader"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"وُفِّيَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"و-ف-ي","rootLatin":"w-f-y","lemma":"وَفَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ödendi"},{"position":2,"surface":"كُلُّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","lemma":"كُلّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için merfû","gloss":"her"},{"position":3,"surface":"نَفْسٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ف-س","rootLatin":"n-f-s","lemma":"نَفْس","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"kişi"},{"position":4,"surface":"مَّا","pos":"harf","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî","gloss":"şey"},{"position":5,"surface":"عَمِلَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"işledi"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"هُوَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"o"},{"position":7,"surface":"أَعْلَمُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"أَعْلَم","form":"Ef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"en iyi bilen"},{"position":8,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":8,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî","gloss":"şey"},{"position":9,"surface":"يَفْعَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-ع-ل","rootLatin":"f-'-l","lemma":"فَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"yapıyorlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Zümer, 39:69-70*
