# Nisâ Sûresi, 139. Âyet (4:139)

> ٱلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۚ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ ٱلْعِزَّةَ فَإِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا

*Elleżîne yetteḣiżûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmu/minîn(e)(c) eyebteġûne ‘indehumu-l'izzete fe-inne-l'izzete li(A)llâhi cemî'â(n)*

**Meal (Diyanet):** Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/4/139

---

## Tefsir

{"topics":["munafiklar","kufur-sirk","tevhid","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"l-dh-y","rootLatin":"l-dh-y","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnîdir. Cümledeki konumu itibarıyla mübteda olarak mahallen merfûdur.","gloss":"onlar ki"},{"position":2,"surface":"يَتَّخِذُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"dh-dh","rootLatin":"dh-dh","lemma":"اِتَّخَذَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfûdur. Nûn harfinin sabit kalmasıyla merfûdur.","gloss":"edinirler"},{"position":3,"surface":"ٱلْكَـٰفِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"k-f-r","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَافِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"يَتَّخِذُونَ fiilinin mef'ûlün bihi olduğu için mansûbdur. Cemi müzekker sâlim olduğu için yâ ile mansûbdur.","gloss":"kâfirleri"},{"position":4,"surface":"أَوْلِيَآءَ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Teksir","root":"w-l-y","rootLatin":"w-l-y","lemma":"وَلِيّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"يَتَّخِذُونَ fiilinin ikinci mef'ûlün bihi olduğu için mansûbdur. Fetha ile mansûbdur.","gloss":"dostlar"},{"position":5,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"-den, -dan"},{"position":6,"surface":"دُونِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"d-w-n","rootLatin":"d-w-n","lemma":"دُون","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur. Kesra ile mecrûrdur.","gloss":"dışında, gayrı"},{"position":7,"surface":"ٱلْمُؤْمِنِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"a-m-n","rootLatin":"a-m-n","lemma":"مُؤْمِن","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"دُونِ kelimesinin muzâfun ileyhi olduğu için mecrûrdur. Cemi müzekker sâlim olduğu için yâ ile mecrûrdur.","gloss":"müminler"},{"position":8,"surface":"أَيَبْتَغُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"b-gh-y","rootLatin":"b-gh-y","lemma":"اِبْتَغَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfûdur. Nûn harfinin sabit kalmasıyla merfûdur. Baştaki hemze istifham (soru) harfidir.","gloss":"ararlar mı?"},{"position":9,"surface":"عِندَهُمُ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"'-n-d","rootLatin":"'-n-d","lemma":"عِنْدَ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mekân zarfı olduğu için mansûbdur. Fetha ile mansûbdur.","gloss":"yanlarında"},{"position":9,"surface":"هُمُ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olarak mahallen mecrûrdur.","gloss":"onların"},{"position":10,"surface":"ٱلْعِزَّةَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"'-z-z","rootLatin":"'-z-z","lemma":"عِزَّة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"يَبْتَغُونَ fiilinin mef'ûlün bihi olduğu için mansûbdur. Fetha ile mansûbdur.","gloss":"izzeti, şerefi"},{"position":11,"surface":"فَإِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kîd","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir. Baştaki fâ harfi atıf veya ta'lîl (sebep bildirme) içindir.","gloss":"çünkü, muhakkak ki"},{"position":12,"surface":"ٱلْعِزَّةَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"'-z-z","rootLatin":"'-z-z","lemma":"عِزَّة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"إِنَّ harfinin ismi olduğu için mansûbdur. Fetha ile mansûbdur.","gloss":"izzet"},{"position":13,"surface":"لِلَّهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"için, ait"},{"position":13,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"a-l-h","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûrdur. Kesra ile mecrûrdur. إِنَّ'nin haberi olarak mahallen merfûdur.","gloss":"Allah'a"},{"position":14,"surface":"جَمِيعًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"j-m-'","rootLatin":"j-m-'","lemma":"جَمِيع","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûbdur. Fetha ile mansûbdur.","gloss":"tamamen, hepsi"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nisâ 139. ayet, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenlerin yanlış tutumunu ele almakta ve izzetin (şeref, kudret) yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, bu tür bir dostluğun temelindeki yanlış beklentiyi ve izzetin gerçek kaynağını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَتَّخِذُونَ","root":"أخذ","rootLatin":"e-h-z","meaning":"Bir şeyi kendine edinmek, benimsemek, dost tutmak anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'أخذ' (ehaze) fiilinin temel anlamının bir şeyi ele geçirmek, almak olduğunu belirtir. Ayetteki 'yettehizûne' (يتخذون) formu ise 'ittihaz' (اتخاذ) babından olup, bir şeyi kendine edinmek, benimsemek, dost veya veli kılmak anlamını taşır. Burada kâfirleri dost edinme eylemini ifade eder ve bu eylemin bilinçli bir tercih olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ittihaz' (اتخاذ) kelimesinin mecazi olarak bir şeyi kendine dost veya yardımcı kılmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, müminlerin kâfirleri kendilerine veli edinmelerini, yani onlara güvenip dayanmalarını ve onları desteklemelerini ifade eder."}]},{"word":"ٱلْكَـٰفِرِينَ","root":"كفر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın nimetlerini veya hakikati örten, inkâr eden kimselerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' (كفر) kelimesinin asıl anlamının bir şeyi örtmek olduğunu belirtir. 'Kâfir' (كافر) ise hakikati örten, Allah'ın nimetlerini inkâr eden veya şükretmeyen kişidir. Ayetteki 'el-kâfirîn' (الكافرين) ifadesi, Allah'ın birliğini ve peygamberliğini inkâr eden, dolayısıyla müminlerin zıddı olan kişileri ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'nankörlük' ve 'hakikati inkâr' olduğunu vurgular. 'Kâfir' ise bu inkârı ve nankörlüğü gerçekleştiren kişidir. Ayette, müminlerin bu inkârcı ve nankör kişileri dost edinmelerinin yanlışlığına dikkat çekilmektedir, zira bu, onların temel inanç sistemleriyle çelişir."}]},{"word":"أَوْلِيَآءَ","root":"ولي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Dostlar, yardımcılar, koruyucular veya kendilerine güvenilen kişiler anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'velâyet' (ولاية) kelimesinin yakınlık, dostluk, yardım ve idare anlamlarını içerdiğini belirtir. 'Evliyâ' (أولياء) ise 'velî' (ولي) kelimesinin çoğulu olup, dostlar, yardımcılar, koruyucular demektir. Ayette, müminlerin kâfirleri kendilerine veli edinmeleri, yani onlara güvenmeleri, onları desteklemeleri ve onlardan yardım beklemeleri yasaklanmaktadır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'velî' kelimesinin 'yakın' ve 'dost' anlamlarına geldiğini ifade eder. 'Evliyâ' ise bu yakınlık ve dostluk ilişkisini kuranları belirtir. Ayetteki bağlamda, müminlerin kâfirlerle kurdukları bu 'velâyet' ilişkisinin, inançlarına aykırı bir bağlılık olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'velâyet'in hem sevgi ve dostluk hem de yardım ve destek anlamlarını kapsadığını açıklar. Ayetteki 'evliyâ' kelimesi, müminlerin kâfirleri kendilerine dost, sırdaş ve destekçi edinmelerini ifade eder ki bu, Allah'a ve müminlere karşı bir tavır olarak değerlendirilir."}]},{"word":"ٱلْعِزَّةَ","root":"عزز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Şeref, yücelik, kudret, güç ve yenilmezlik anlamlarını taşır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'izzet' (عزة) kelimesinin asıl anlamının 'güçlü olmak, yenilmez olmak' olduğunu belirtir. Bu, hem maddi hem de manevi bir yüceliği ifade eder. Ayette, müminlerin kâfirlerin yanında aradıkları 'izzet'in, aslında onlarda bulunmayan, yalnızca Allah'a ait olan gerçek şeref ve kudret olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'izzet'in 'şeref, yücelik, üstünlük ve galibiyet' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'eyebteğûne indehumu'l-izzete' (أيبتغون عندهم العزة) sorusu, kâfirlerin yanında izzet arayışının boşuna olduğunu, zira gerçek izzetin kaynağının Allah olduğunu belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'izzet' kavramının Kur'an'da 'yenilmez güç, şeref ve üstünlük' anlamında kullanıldığını ve genellikle Allah'a atfedildiğini belirtir. Ayette, bu kavramın kâfirlerden beklenmesinin anlamsızlığına işaret edilerek, gerçek izzetin yalnızca Allah'tan geldiği vurgulanır ve bu, müminlerin kimden güç ve şeref beklemeleri gerektiği konusunda bir uyarıdır."}]}]}
