# Nisâ Sûresi, 36. Âyet (4:36)

> ۞ وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا ۖ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَـٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

*Va'budû(A)llâhe velâ tuşrikû bihi şey-â(en)(s) vebilvâlideyni ihsânen vebiżî-lkurbâ velyetâmâ velmesâkîni velcâriżî-lkurbâ velcâri-lcunubi ve-ssâhibi bilcenbi vebni-ssebîli vemâ meleket eymânukum(k) inna(A)llâhe lâ yuhibbu men kâne muḣtâlen feḣûrâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/4/36

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nisâ 36. ayet, tevhid inancının temelini atarak Allah'a kulluğu emretmekte ve ardından geniş bir sosyal sorumluluk yelpazesini 'ihsan' kavramı etrafında şekillendirmektedir. Ayet, hem inançsal hem de ahlaki yükümlülükleri dilbilimsel bir derinlikle sunmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"وَٱعْبُدُوا۟","root":"ع ب د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Allah'a boyun eğmek, itaat etmek ve O'na kulluk etmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'abd' kelimesinin asıl anlamının 'boyun eğmek, zelil olmak' olduğunu belirtir. İbadet ise, kulun Allah'a karşı en üst düzeyde boyun eğmesi ve tevazu göstermesidir. Ayetteki 'va'budû' emri, bu mutlak teslimiyeti ve Allah'ın emirlerine uymayı ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, ibadeti, 'Allah'a karşı tam bir huşu ve teslimiyetle boyun eğmek' olarak tanımlar. Bu, sadece zahiri fiillerle değil, kalbi bir yönelişle de gerçekleşir. Ayetteki kullanım, Allah'ın tek ilah olduğu bilinciyle O'na yönelme ve O'nun hükümlerine tabi olma çağrısıdır."}]},{"word":"تُشْرِكُوا۟","root":"ش ر ك","rootLatin":"ş-r-k","meaning":"Allah'a ortak koşmak, O'nun uluhiyetinde veya rububiyetinde başkasını denk tutmaktır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'şirk' kelimesinin 'ortaklık' anlamına geldiğini ve burada Allah'a ortak koşmanın, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmek veya O'nun sıfatlarında başkalarını O'na denk tutmak olduğunu belirtir. Ayetteki nehiy, tevhidin zıddı olan bu inanç ve eylemi yasaklar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'şirk' kavramını Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve onu 'Allah'ın mutlak birliğini ve tekliğini ihlal eden her türlü eylem veya inanç' olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ tuşrikû' emri, Allah'ın eşsiz ve benzersiz olduğunu vurgulayarak, O'nunla birlikte başka bir güce tapınmayı veya O'na ortak koşmayı kesin bir dille reddeder."}]},{"word":"إِحْسَـٰنًا","root":"ح س ن","rootLatin":"h-s-n","meaning":"İyilik yapmak, güzellikle muamele etmek ve görevini en güzel şekilde yerine getirmektir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ihsan' kelimesinin 'güzel amel' ve 'iyilik' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 've bi'l-vâlideyni ihsânen' ifadesi, anne babaya karşı en güzel şekilde davranmayı, onlara karşı görevleri eksiksiz ve iyi niyetle yerine getirmeyi emreder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'ihsan'ı 'bir şeyi güzel yapmak' ve 'başkasına iyilikte bulunmak' olarak açıklar. Bu, sadece maddi yardım değil, aynı zamanda sözlü ve fiili olarak nazik, anlayışlı ve merhametli olmayı da kapsar. Ayetteki geniş kapsamlı kullanımı, anne babadan başlayarak tüm sosyal çevreyi kapsayan bir iyilik halini ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ihsan'ın Kur'an'da hem 'bir işi en iyi şekilde yapmak' hem de 'başkasına iyilikte bulunmak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'a kulluktan sonra gelen bu emir, sosyal ilişkilerde mükemmeliyetçi bir iyilik ve güzellik anlayışını teşvik eder."}]},{"word":"ٱلْقُرْبَىٰ","root":"ق ر ب","rootLatin":"k-r-b","meaning":"Yakınlık, akrabalık ve komşuluk ilişkilerini ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'kurba' kelimesinin 'yakınlık' anlamına geldiğini ve burada hem kan bağıyla olan akrabaları hem de coğrafi yakınlıktan kaynaklanan komşuları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'zî'l-kurbâ' ve 'el-câri zî'l-kurbâ' ifadeleri, bu iki tür yakınlığa da iyilik yapma sorumluluğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Halebî, 'kurba'nın 'nesep yakınlığı' ve 'mekân yakınlığı' olmak üzere iki temel anlamı olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, hem akrabalık bağlarının hem de yakın komşuluk ilişkilerinin korunması ve gözetilmesi gerektiğini gösterir."}]},{"word":"ٱلْجُنُبِ","root":"ج ن ب","rootLatin":"c-n-b","meaning":"Uzak, yabancı veya yan tarafında bulunan anlamlarına gelir; burada uzak komşuyu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'cünub' kelimesinin 'uzak' anlamına geldiğini ve 'el-câri'l-cünub' ifadesinin 'uzak komşu' veya 'yabancı komşu' olarak anlaşıldığını belirtir. Bu, sadece yakın komşulara değil, daha geniş bir çevredeki komşulara da iyilik yapma sorumluluğunu içerir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'cenb' kökünün 'yan taraf' ve 'uzaklık' anlamlarını taşıdığını ifade eder. 'Cünub' ise, 'uzak olan' veya 'yabancı olan' demektir. Ayetteki 'el-câri'l-cünub' ifadesi, akraba olmayan veya coğrafi olarak daha uzakta bulunan komşulara karşı da ihsan prensibinin uygulanması gerektiğini vurgular."}]},{"word":"مُخْتَالًا","root":"خ ي ل","rootLatin":"h-y-l","meaning":"Kendini beğenmiş, kibirli ve gururlu olan kimseyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'hayl' kökünden türeyen 'muhtâl' kelimesinin 'kendini büyük gören, gururlu' anlamına geldiğini belirtir. Bu, kişinin kendi nefsini beğenmesi ve başkalarına karşı üstünlük taslaması halidir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın bu tür kibirli davranışları sevmediğini açıkça ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ihtiyâl'in 'kibir ve gurur' olduğunu ve 'muhtâl'in de 'kibirli kişi' anlamına geldiğini açıklar. Bu, kişinin kendisini başkalarından üstün görmesi ve bu üstünlüğü davranışlarına yansıtmasıdır. Ayet, bu olumsuz ahlaki özelliği kınayarak, tevazu ve alçakgönüllülüğün önemini dolaylı olarak vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Nisa 4-80*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Nisa 4-80*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Nisâ, 4:36*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Nisâ, 4:36*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Nisâ, 4:36*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Nisâ, 4:36*
- **Kelime-i İdrîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *4/36*
