# Nisâ Sûresi, 66. Âyet (4:66)

> وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ أَوِ ٱخْرُجُوا۟ مِن دِيَـٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ ۖ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا۟ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا

*Velev ennâ ketebnâ ‘aleyhim eni-ktulû enfusekum evi-ḣrucû min diyârikum mâ fe'alûhu illâ kalîlun minhum(s) velev ennehum fe'alû mâ yû'azûne bihi lekâne ḣayran lehum veeşedde teśbîtâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/4/66

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nisâ 66. ayet, Allah'ın insanlara ağır yükümlülükler yüklemesi durumunda gösterecekleri tepkiyi ve öğütlere uymanın faydalarını ele almaktadır. Ayet, 'öldürmek', 'çıkmak', 'yapmak' ve 'öğütlenmek' gibi fiiller üzerinden imtihan, itaat ve istikamet kavramlarını dilbilimsel bir derinlikle işler.","keyConcepts":[{"word":"ٱقْتُلُوٓا۟","root":"ق ت ل","rootLatin":"k-t-l","meaning":"Ayette, kişinin kendi canına kıyması veya ağır bir fedakarlıkta bulunması anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'katl' kelimesini canı bedenden ayırmak olarak tanımlar. Ayetteki 'kendinizi öldürün' ifadesi, zahiri anlamının ötesinde, nefsin arzularına karşı gelmek veya Allah yolunda büyük fedakarlıklar yapmak gibi mecazi bir anlam taşır. Bu, müminlerden istenen en zorlu imtihanlardan birini temsil eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, Kur'an'daki mecazi kullanımlara dikkat çeker. 'Kendinizi öldürün' ifadesi, burada mecazi bir emir olup, İsrailoğulları'nın buzağıya tapma günahından tövbe etmeleri için birbirlerini öldürmeleri emrine benzer şekilde, nefse ağır gelen bir itaati ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın emrine mutlak itaatin zorluğunu vurgular."}]},{"word":"ٱخْرُجُوا۟","root":"خ ر ج","rootLatin":"h-r-j","meaning":"Ayette, kişinin vatanından, yurdundan ayrılması, hicret etmesi veya sürgün edilmesi anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hurûc' kelimesini bir yerden ayrılmak, çıkmak olarak açıklar. Ayetteki 'memleketinizden çıkın' emri, kişinin en temel aidiyetlerinden biri olan vatanından vazgeçmesini gerektiren, canını feda etmek kadar zorlu bir imtihanı ifade eder. Bu, Allah yolunda yapılan fedakarlıkların boyutunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hurûc' kelimesinin farklı bağlamlardaki anlamlarını detaylandırır. Ayetteki kullanımı, kişinin alışkanlıklarını, konfor alanını ve sosyal çevresini terk etmesini gerektiren, iman uğruna göze alınması gereken büyük bir fedakarlığı simgeler. Bu, imanın gerektirdiği zorlu bir eylemdir."}]},{"word":"فَعَلُوهُ","root":"ف ع ل","rootLatin":"f-'-l","meaning":"Ayette, bir emri yerine getirmek, bir eylemi gerçekleştirmek anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'fiil' kelimesini genel olarak bir işi yapmak, bir eylemi gerçekleştirmek olarak tanımlar. Ayetteki 'mâ fe'alûhu' ifadesi, Allah'ın emrettiği zorlu görevleri (kendini öldürmek veya hicret etmek gibi) insanların çoğunun yerine getirmeyeceğini, ancak az bir kısmının buna güç yetireceğini belirtir. Bu, insan doğasının zorluklar karşısındaki zaafını gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'fiil' kavramının Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel bir eylemi değil, aynı zamanda bir irade beyanını ve sorumluluğu da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'yapmazlardı' ifadesi, emre karşı gelme veya emri yerine getirmeme eylemini, yani itaatsizliği vurgular. Bu, imtihanın bir parçası olarak insanların tercihlerini ortaya koyar."}]},{"word":"يُوعَظُونَ","root":"و ع ظ","rootLatin":"v-'-z","meaning":"Ayette, öğüt verilmek, nasihat edilmek, hatırlatılmak anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'va'z' kelimesini, kalbi yumuşatacak, korkutacak veya teşvik edecek sözlerle nasihat etmek olarak açıklar. Ayetteki 'mâ yû'azûne bihî' ifadesi, Allah'ın insanlara gönderdiği ilahi öğütleri, emir ve yasakları ifade eder. Bu öğütlere uymanın, dünya ve ahiret için hayırlı ve sağlam bir yol olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'va'z' kavramının Kur'an'da sadece bir bilgi aktarımı değil, aynı zamanda dinleyicinin kalbine etki etmeyi ve onu doğru yola sevk etmeyi amaçlayan bir hitabet biçimi olduğunu belirtir. Ayetteki 'kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı' ifadesi, ilahi rehberliğe uymanın, bireysel ve toplumsal istikrar için ne kadar önemli olduğunu gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Nisa 4-80*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Nisa 4-80*
