# Mü'min Sûresi, 10. Âyet (40:10)

> إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَـٰنِ فَتَكْفُرُونَ

*İnne-lleżîne keferû yunâdevne lemaktu(A)llâhi ekberu min maktikum enfusekum iż tud'avne ilâ-l-îmâni fetekfurûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/10

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi 10. ayet, inkarcıların ahirette karşılaşacakları ilahi gazabı ve bu gazabın dünyadaki inkarlarının bir sonucu olduğunu vurgular. Ayet, 'küfür', 'makt' ve 'iman' gibi temel kavramlar üzerinden, Allah'ın gazabının büyüklüğünü ve inkarcıların imana davet karşısındaki tutumlarını dilbilimsel bir derinlikle ele alır.","keyConcepts":[{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"İnkâr etmek, gerçeği örtmek, nankörlük etmek anlamlarına gelir ve ayette Allah'ın birliğini ve peygamberlerin getirdiklerini reddedenleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' kelimesinin aslının bir şeyi örtmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'keferû' fiili, imanı örtmek, yani Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerin getirdiği hakikatleri bile bile reddetmek anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece bir inanmama hali değil, aynı zamanda gerçeği gizleme ve nankörlük etme eylemidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramını 'iman'ın zıddı olarak ele alır ve Kur'an'da Allah'ın lütuflarını inkâr etme, nankörlük etme ve O'na karşı isyan etme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'keferû' fiili, imana çağrıya rağmen bu çağrıyı reddederek Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük edenlerin durumunu ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'küfr' kelimesinin bazen 'örtmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'keferû' fiili, imanı ve hakikati örtbas etme, gizleme ve bu şekilde Allah'a karşı gelme eylemini mecazi olarak anlatır."}]},{"word":"مَقْتُ","root":"م ق ت","rootLatin":"m-k-t","meaning":"Şiddetli nefret, gazap ve öfke anlamına gelir; ayette Allah'ın inkarcılara duyduğu büyük gazabı ve onların kendi nefislerine karşı duydukları öfkeyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'makt' kelimesini 'şiddetli buğz ve nefret' olarak tanımlar. Ayetteki 'maktullah' (Allah'ın gazabı), inkarcıların dünyadaki küfürleri sebebiyle ahirette karşılaşacakları ilahi öfkenin büyüklüğünü vurgular. 'Maktikum enfusekum' ise, onların imana çağrıldıklarında inkar etmeleriyle kendi kendilerine verdikleri zarardan kaynaklanan pişmanlık ve öfkeyi ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'makt' kelimesinin 'şiddetli buğz ve nefret' olduğunu ve özellikle Allah'ın kullarına karşı duyduğu gazap için kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanım, Allah'ın inkarcılara yönelik gazabının, onların kendi aralarındaki veya kendilerine karşı duydukları öfkeden çok daha büyük ve şiddetli olduğunu açıkça ortaya koyar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'makt' kelimesinin 'şiddetli nefret' anlamına geldiğini ve Kur'an'da hem Allah'ın kullarına hem de kulların birbirlerine karşı duyduğu öfke için kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki 'lemaktu'l-lahi ekberu min maktikum enfusekum' ifadesi, Allah'ın gazabının büyüklüğünü, inkarcıların kendi nefislerine karşı duydukları öfkeyle kıyaslayarak çarpıcı bir şekilde ortaya koyar."}]},{"word":"تُدْعَوْنَ","root":"د ع و","rootLatin":"d-'-v","meaning":"Çağrılmak, davet edilmek anlamına gelir; ayette inkarcıların imana davet edildiklerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'da'v' kelimesinin 'bir şeyi kendine doğru çekmek, çağırmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tüd'avne' fiili, inkarcıların dünyada iken Allah'ın birliğine ve peygamberlerin getirdiği hakikatlere davet edildiklerini, ancak bu daveti reddettiklerini gösterir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'da'v' kelimesinin 'çağırmak, davet etmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'tüd'avne ile'l-îmân' ifadesi, inkarcıların imana yönelmeleri için kendilerine yapılan çağrının açık ve net olduğunu, ancak buna rağmen inkar ettiklerini vurgular."}]},{"word":"ٱلْإِيمَـٰنِ","root":"ء م ن","rootLatin":"'-m-n","meaning":"İnanmak, tasdik etmek, güvenmek anlamına gelir; ayette Allah'a, peygamberlere ve ahiret gününe inanmayı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'iman' kelimesinin aslının 'emniyet'ten geldiğini ve 'tasdik etmek, güvenmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-îmân' kavramı, inkarcıların reddettiği, Allah'ın birliğine ve peygamberlerin getirdiği hakikatlere kalben tasdik ve güvenle bağlanma halini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'iman'ı Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve Allah'a, O'nun elçilerine ve vahyine tam bir teslimiyet ve güvenle inanma olarak tanımlar. Ayetteki 'ilâ'l-îmân' ifadesi, inkarcıların bu temel dinî inanca davet edildiklerini, ancak bu daveti kabul etmediklerini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'iman' kelimesinin Kur'an'da 'tasdik, güven ve emniyet' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda 'el-îmân', inkarcıların reddettiği, Allah'ın birliğine ve peygamberlerin getirdiği mesajlara kalben ve fiilen bağlanma çağrısını temsil eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10. ÂYETLER*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/10*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/10*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/10*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/10*
