# Mü'min Sûresi, 16. Âyet (40:16)

> يَوْمَ هُم بَـٰرِزُونَ ۖ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ ۚ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ۖ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

*Yevme hum bârizûn(e)(s) lâ yaḣfâ ‘ala(A)llâhi minhum şey-/(un)(c) limeni-lmulku-lyevm(e)(s) li(A)llâhi-lvâhidi-lkahhâr(i)*

**Meal (Diyanet):** O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hakimiyeti altında tutan Allah'ındır

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/16

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi 16. ayet, kıyamet gününün dehşetini ve Allah'ın mutlak egemenliğini vurgular. Ayet, insanların Allah'ın huzurunda açığa çıkışını, hiçbir şeyin gizli kalmayacağını ve tüm mülkün tek ve kahredici Allah'a ait olduğunu dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"بَارِزُونَ","root":"ب ر ز","rootLatin":"b-r-z","meaning":"Kıyamet günü insanların kabirlerinden çıkarak, hiçbir şeyin gizli kalmayacağı bir şekilde açıkça ortaya çıkmalarıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Berz (برز) kelimesi, bir şeyin gizlilikten çıkıp açığa çıkması anlamına gelir. 'Bârizûn' (بارزون) ise, kıyamet günü insanların kabirlerinden çıkarak, Allah'ın huzurunda hiçbir engelin veya perdenin arkasına saklanamayacakları bir şekilde açıkça görünmelerini ifade eder. Ayetteki kullanımı, o günkü mutlak açıklığı ve hesap verme durumunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Bârizûn (بارزون) ifadesi, insanların kabirlerinden çıkıp, Allah'ın huzurunda, üzerlerinde hiçbir örtü veya gizleyici olmaksızın, apaçık bir şekilde duracakları anlamına gelir. Bu, o günkü hesap verme anının kaçınılmazlığını ve her şeyin ayan beyan ortaya konulacağını mecazi olarak anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'bürûz' (بروز) kavramı, genellikle gizli olanın açığa çıkması, görünür hale gelmesi anlamında kullanılır. Kıyamet bağlamında ise, insanların iç dünyalarının ve amellerinin de dışa vurulması, hiçbir şeyin saklı kalmaması durumunu ifade eder. Bu ayetteki 'bârizûn' kelimesi, Allah'ın mutlak bilgisi karşısında insanın tamamen şeffaf hale gelmesini sembolize eder."}]},{"word":"يَخْفَىٰ","root":"خ ف ي","rootLatin":"h-f-y","meaning":"Hiçbir şeyin Allah'tan gizli kalmaması, O'nun mutlak ilmini ve her şeyi kuşatıcılığını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hafâ (خفى) fiili, bir şeyin gizli kalması, saklanması anlamına gelir. Ayetteki 'lâ yahfâ' (لا يخفى) ifadesi, Allah'ın ilminin her şeyi kuşattığını, insanların amellerinden, düşüncelerinden ve hatta en gizli niyetlerinden hiçbir şeyin O'na gizli kalmayacağını kesin bir dille belirtir. Bu, kıyamet günündeki hesap verme sürecinin adaletinin temelini oluşturur."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Hafâ (خفى) kökünden türeyen 'yahfâ' (يخفى), gizlenmek, örtülmek demektir. Ayetteki olumsuzluk edatıyla birlikte kullanılması, Allah'ın ilminin mutlak ve sınırsız olduğunu, hiçbir varlığın veya olayın O'nun bilgisinin dışında kalamayacağını vurgular. Bu, Allah'ın her şeye kadir ve her şeyi bilen sıfatlarının bir tecellisidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'hafâ' (خفى) kelimesi, genellikle Allah'ın ilminin genişliğini ve her şeyi kapsayıcılığını ifade etmek için kullanılır. 'Lâ yahfâ' (لا يخفى) kalıbı, Allah'ın bilgisi dışında hiçbir şeyin var olamayacağını, en küçük zerrenin bile O'nun ilminden kaçamayacağını belirtir. Bu, kıyamet gününde adaletin tam olarak tecelli edeceğinin bir garantisidir."}]},{"word":"ٱلْمُلْكُ","root":"م ل ك","rootLatin":"m-l-k","meaning":"Mutlak egemenlik, hükümranlık ve otoriteyi ifade eder; kıyamet günü bu mülkün sadece Allah'a ait olduğunun ilanıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mülk (ملك), bir şey üzerinde tam bir tasarruf ve egemenlik hakkına sahip olmak demektir. Ayetteki 'el-Mülk' (الملك) kelimesi, kıyamet günü tüm hükümranlığın, otoritenin ve gücün sadece Allah'a ait olduğunu, başka hiçbir varlığın bu konuda bir iddiada bulunamayacağını kesin bir şekilde ifade eder. Bu, Allah'ın tek ve mutlak hükümdar olduğunun ilanıdır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Mülk (ملك), hem maddi hem de manevi anlamda sahip olma ve yönetme yetkisini ifade eder. Kıyamet gününde 'limeni'l-mülkü'l-yevm' (لمن الملك اليوم) sorusu, o günkü mutlak otoritenin kime ait olduğunu vurgulamak içindir. Cevap olarak 'lillâhi'l-Vâhidi'l-Kahhâr' denilmesi, tüm mülkün tek ve kahredici Allah'a ait olduğunu pekiştirir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'mülk' (ملك) kavramı, sadece dünyevi iktidarı değil, aynı zamanda evrenin ve tüm varlıkların üzerindeki ilahi egemenliği ifade eder. Kıyamet gününde bu mülkün sadece Allah'a ait olduğunun vurgulanması, dünyevi iktidarların geçiciliğini ve Allah'ın mutlak ve ebedi hükümranlığını ortaya koyar. Bu, Allah'ın 'Melik' isminin tecellisidir."}]},{"word":"ٱلْوَٰحِدِ","root":"و ح د","rootLatin":"w-h-d","meaning":"Allah'ın birliğini, tekliğini ve eşsizliğini ifade eden bir sıfattır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vâhid (واحد), bir ve tek olan demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun zatında, sıfatlarında ve fiillerinde eşi ve benzeri olmadığını, ortağı bulunmadığını ifade eder. Ayette 'el-Vâhid' (الواحد) sıfatı, tüm mülkün sadece tek olan Allah'a ait olduğunu vurgulayarak, O'nun mutlak birliğini ve eşsizliğini pekiştirir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Vâhid (واحد), sayısal olarak bir olmanın ötesinde, zatında ve sıfatlarında hiçbir şeye benzemeyen, tek ve yegâne varlık anlamındadır. Ayetteki 'el-Vâhid' (الواحد) kelimesi, Allah'ın hükümranlığının kaynağının O'nun mutlak tekliği olduğunu, bu hükümranlıkta O'na ortak koşulmayacağını açıkça belirtir."}]},{"word":"ٱلْقَهَّارِ","root":"ق ه ر","rootLatin":"k-h-r","meaning":"Allah'ın her şeye gücü yeten, her şeyi boyun eğdiren ve mutlak galip olan sıfatını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kahr (قهر), bir şeye galip gelmek, onu yenmek ve ona boyun eğdirmek demektir. 'el-Kahhâr' (القهار) ise, her şeye mutlak galip gelen, her şeyi kudretiyle boyun eğdiren ve hiçbir şeyin kendisine karşı gelemeyeceği anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde Allah'ın mutlak gücünü ve hükümranlığını, tüm varlıkların O'nun iradesine boyun eğeceğini vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Kahhâr (قهار) ismi, Allah'ın her şeye gücü yeten, her şeyi kendi iradesine tabi kılan ve hiçbir şeyin O'nun kudretinden kaçamayacağı anlamına gelir. Bu ayette 'el-Vâhid' (الواحد) sıfatıyla birlikte kullanılması, tek olan Allah'ın aynı zamanda her şeye mutlak galip olduğunu, O'nun hükümranlığının tartışılmaz ve karşı konulamaz olduğunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'Kahhâr' (قهار) ismi, Allah'ın kudret ve azametini ifade eden önemli bir sıfattır. Bu sıfat, Allah'ın tüm varlıklar üzerinde mutlak bir egemenliğe sahip olduğunu, dilediği her şeyi yapmaya muktedir olduğunu ve hiçbir gücün O'na karşı gelemeyeceğini belirtir. Kıyamet gününde bu sıfatın tecellisi, tüm mülkün O'na ait olduğunun en açık delilidir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","tevhid","hesap-mizan","dirilis"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"gün"},{"position":2,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî mahallen merfû","gloss":"onlar"},{"position":3,"surface":"بَـٰرِزُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ب-ر-ز","rootLatin":"b-r-z","lemma":"بَارِز","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"meydana çıkanlar"},{"position":4,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":5,"surface":"يَخْفَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"خ-ف-ي","rootLatin":"ḫ-f-y","lemma":"خَفَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"gizli kalır"},{"position":6,"surface":"عَلَى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"üzerine"},{"position":7,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'a"},{"position":8,"surface":"مِنْهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"onlardan"},{"position":8,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî mahallen mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":9,"surface":"شَىْءٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ش-ي-ء","rootLatin":"ş-y-ʾ","lemma":"شَيْء","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"bir şey"},{"position":10,"surface":"لِّمَنِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"kimin için"},{"position":10,"surface":"مَنِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî mahallen mecrûr","gloss":"kim"},{"position":11,"surface":"ٱلْمُلْكُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"م-ل-ك","rootLatin":"m-l-k","lemma":"مُلْك","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"hükümranlık"},{"position":12,"surface":"ٱلْيَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"bugün"},{"position":13,"surface":"لِلَّهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"Allah'a aittir"},{"position":13,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah"},{"position":14,"surface":"ٱلْوَٰحِدِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"و-ح-د","rootLatin":"w-ḥ-d","lemma":"وَاحِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"tek"},{"position":15,"surface":"ٱلْقَهَّارِ","pos":"isim","posDetail":"Mübalağalı İsm-i Fâil","root":"ق-ه-ر","rootLatin":"q-h-r","lemma":"قَهَّار","form":"Fa''âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"kahredici, her şeye gücü yeten"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40. sure 16. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40. sure 16. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40. sure 16. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40. sure 16. ayette*
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40. Sûre 16. Âyette*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/16*
- **Zümer Sûresi** · *40/16*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/16*
- **Zümer Sûresi** · *40/16*
- **Zuhruf Sûresi** · *40/16*
- **Mir'at-ül İrfân ve Şerhi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/16*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/16*
