# Mü'min Sûresi, 29. Âyet (40:29)

> يَـٰقَوْمِ لَكُمُ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ظَـٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأْسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَا ۚ قَالَ فِرْعَوْنُ مَآ أُرِيكُمْ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهْدِيكُمْ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ

*Yâ kavmi lekumu-lmulku-lyevme zâhirîne fî-l-ardi femen yensurunâ min be/si(A)llâhi in câenâ(c) kâle fir'avnu mâ urîkum illâ mâ erâ vemâ ehdîkum illâ sebîle-rraşâd(i)*

**Meal (Diyanet):** "Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?" Firavun, "Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum" dedi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/29

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi 29. ayet, Firavun'un halkına hitabını ve kendi otoritesini meşrulaştırma çabasını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, 'mülk', 'zâhirîn', 'be's' ve 'er-reşâd' gibi kavramlar üzerinden güç, üstünlük, ilahi azap ve doğru yol iddialarını semantik derinlikle işlemektedir.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْمُلْكُ","root":"م ل ك","rootLatin":"m-l-k","meaning":"Ayette, Firavun'un halkına hitaben, dünyevi iktidar ve hükümranlık anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mülk (ملك), bir şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmak anlamına gelir. Ayetteki 'لَكُمُ ٱلْمُلْكُ' ifadesi, Firavun'un halkına hitaben, o anki dünyevi egemenliğin ve idari gücün onlarda olduğunu vurgulamaktadır. Bu, Firavun'un kendi otoritesini halkına dayandırma çabasının bir parçasıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Mülk (ملك), burada 'sultan' yani iktidar ve egemenlik anlamındadır. Firavun'un sözünde, halkına hitaben, 'Bugün sizin elinizde olan güç ve otorite' manasına gelir. Bu, onların o anki üstün konumlarını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Mülk kavramı, Kur'an'da hem dünyevi hem de ilahi egemenliği ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Firavun'un ağzından, dünyevi ve geçici bir iktidarı işaret eder. Firavun, halkına bu mülkün onlara ait olduğunu söyleyerek, kendi yönetimini meşrulaştırmaya çalışır ve ilahi mülk kavramına karşı bir duruş sergiler."}]},{"word":"ظَـٰهِرِينَ","root":"ظ ه ر","rootLatin":"z-h-r","meaning":"Ayette, 'üstün gelenler, galip olanlar' anlamında kullanılmış olup, Firavun'un halkının o anki gücünü ve hakimiyetini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zâhirîn (ظاهرين), 'galibîn' yani üstün gelenler, baskın olanlar demektir. Ayetteki 'ظَـٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ' ifadesi, Firavun'un halkının o dönemde Mısır topraklarında sahip olduğu siyasi ve askeri üstünlüğü vurgular. Bu, onların mevcut durumdaki hakimiyetlerini belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zuhûr (ظهور), bir şeyin görünür hale gelmesi, ortaya çıkması ve üstün gelmesi anlamlarına gelir. 'Zâhirîn' kelimesi, burada 'galip ve üstün olanlar' manasındadır. Firavun, halkına hitaben, onların o anki güç ve egemenliklerinin açıkça ortada olduğunu ve kimsenin onlara karşı gelemeyeceğini ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Zâhirîn (ظاهرين), 'üstün ve galip olanlar' anlamında olup, bir topluluğun diğerlerine karşı elde ettiği zaferi ve hakimiyeti ifade eder. Ayetteki bağlamda, Firavun'un halkının Mısır'daki tartışmasız gücünü ve otoritesini pekiştirmek için kullanılmıştır."}]},{"word":"بَأْسِ","root":"ب أ س","rootLatin":"b-'-s","meaning":"Ayette, 'Allah'ın azabı, şiddetli cezası veya musibeti' anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Be's (بأس), şiddet, azap ve korku veren musibet anlamlarına gelir. Ayetteki 'بَأْسِ ٱللَّهِ' ifadesi, Allah'tan gelecek olan şiddetli bir azabı veya cezayı ifade eder. Firavun'un danışmanı, bu ilahi azabın gelmesi durumunda kimsenin onlara yardım edemeyeceğini dile getirerek, Firavun'un gücünün sınırlı olduğunu ima eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Be's (بأس), genellikle korku, şiddet ve azap anlamında kullanılır. Kur'an'da 'be'sullah' (Allah'ın be'si) ifadesi, Allah'ın şiddetli azabını ve cezasını belirtir. Bu ayette, Firavun'un danışmanı, Allah'ın azabının gelmesi halinde dünyevi gücün yetersiz kalacağını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Be's (بأس), şiddet, sıkıntı ve azap anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın göndereceği bir musibet veya cezayı ifade eder ki, bu musibet karşısında Firavun'un ve halkının dünyevi gücünün hiçbir fayda sağlamayacağını belirtir."}]},{"word":"ٱلرَّشَادِ","root":"ر ش د","rootLatin":"r-ş-d","meaning":"Ayette, 'doğru yol, hidayet' anlamında kullanılmış olup, Firavun'un kendi görüşünü doğru ve tek yol olarak sunma iddiasını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Rüşd (رشد), doğru yolu bulmak, olgunlaşmak ve hidayete ermek anlamına gelir. Ayetteki 'سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ' ifadesi, Firavun'un kendi görüşünü 'doğru yol' olarak takdim etme çabasını gösterir. O, halkına sadece kendi gösterdiği yolun doğru olduğunu iddia ederek, onları başka bir yola sapmaktan alıkoymaya çalışır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Rüşd (رشد), doğruya ulaşmak ve hakikati bulmak demektir. Firavun'un 'Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum' sözü, kendi heva ve hevesine dayalı görüşünü, sanki ilahi bir hidayetmiş gibi sunarak halkını manipüle etme amacını taşır. Bu, onun kibir ve otoriter yapısını yansıtır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Rüşd kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi rehberlik ve doğruya ulaşma anlamında kullanılır. Ancak bu ayette, Firavun'un ağzından, bu kavramın anlamı çarpıtılarak, kendi kişisel ve yanlış görüşünü 'doğru yol' olarak empoze etme aracı haline getirilmiştir. Bu, kavramın semantik olarak tersine çevrilmiş bir kullanımıdır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/29*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/29*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/29*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/29*
