# Mü'min Sûresi, 3. Âyet (40:3)

> غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ ۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

*Ġâfiri-żżenbi ve kâbili-ttevbi şedîdi-l'ikâbi żî-ttavl(i)(s) lâ ilâhe illâ hu(ve)(s) ileyhi-lmasîr(u)*

**Meal (Diyanet):** (2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/3

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi'nin 3. ayeti, Allah'ın temel sıfatlarını, özellikle günahları bağışlama, tövbeleri kabul etme, cezalandırma ve lütuf sahibi olma yönlerini vurgular. Ayet, tevhid inancını pekiştirerek nihai dönüşün yalnızca O'na olduğunu belirtir.","keyConcepts":[{"word":"غَافِرِ","root":"غ ف ر","rootLatin":"ğ-f-r","meaning":"Günahları örten, bağışlayan anlamında Allah'ın bir sıfatıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğafr (غفر) kelimesi, bir şeyi örterek onu korumak anlamına gelir. Allah'ın 'Ğâfir' olması, kulun günahlarını örterek onu azaptan koruması ve bağışlaması demektir. Ayetteki 'Ğâfiri' ifadesi, Allah'ın bu sıfatının sürekliliğini ve günahları bağışlayıcı olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ğafr, örtmek ve gizlemek demektir. Allah'ın günahları bağışlaması, o günahları kullarından gizlemesi ve onlara azap etmemesidir. Ayetteki 'Ğâfiri' sıfatı, Allah'ın kullarına karşı merhametini ve günahlarını affetme kudretini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Ğafr kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara karşı merhametini ve günahlarını affetme yeteneğini ifade eder. Bu, sadece günahı örtmekle kalmaz, aynı zamanda onu tamamen silerek kişinin temiz bir başlangıç yapmasına olanak tanır. Ayetteki 'Ğâfir' sıfatı, Allah'ın bu affediciliğinin bir tecellisidir."}]},{"word":"ٱلتَّوْبِ","root":"ت و ب","rootLatin":"t-v-b","meaning":"Günah ve hatadan dönerek Allah'a yönelme, pişmanlık duyma eylemidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tevbe (توبة), günahı terk edip Allah'a dönmektir. Bu, pişmanlık, günahı bırakma ve bir daha işlememeye azmetme ile gerçekleşir. Ayetteki 'Kâbili't-Tevb' ifadesi, Allah'ın bu samimi dönüşleri kabul edici olduğunu belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Tevbe, kulun günahından dönerek Allah'a yönelmesidir. Bu, hem kalple pişmanlık duymayı hem de fiilen günahı terk etmeyi içerir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın bu dönüşü kabul etmesi, O'nun rahmetinin ve affediciliğinin bir göstergesidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Tevbe, Kur'an'da hem kulun Allah'a yönelişi hem de Allah'ın kuluna yönelişi (affetmesi) anlamlarında kullanılır. Ayetteki 'Kâbili't-Tevb' ifadesi, kulun samimi pişmanlığını ve dönüşünü Allah'ın kabul etme fiilini vurgular."}]},{"word":"شَدِيدِ","root":"ش د د","rootLatin":"ş-d-d","meaning":"Şiddetli, çetin, güçlü ve zorlu anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şedîd (شديد), kuvvetli ve çetin demektir. 'Şedîdü'l-İkâb' ifadesi, Allah'ın cezasının çok şiddetli ve kaçınılmaz olduğunu, günahkarlar için büyük bir azap olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın adaletinin ve gücünün bir göstergesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şiddet (شدة), bir şeyin kuvvetli ve sağlam olmasıdır. 'Şedîdü'l-İkâb' ifadesi, Allah'ın cezalandırmasının çok güçlü, etkili ve caydırıcı olduğunu, bu cezanın hafifletilemez veya önlenemez olduğunu ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Şedîd, bir şeyin gücünü ve katılığını ifade eder. Ayetteki 'Şedîdü'l-İkâb' terkibi, Allah'ın cezalandırma gücünün ve azabının şiddetini vurgulayarak, kulları günahlardan sakınmaya teşvik eder ve O'nun adaletini hatırlatır."}]},{"word":"ٱلْعِقَابِ","root":"ع ق ب","rootLatin":"'-k-b","meaning":"Bir fiilin ardından gelen ceza veya karşılık.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İkâb (عقاب), bir şeyin ardından gelmesi ve onu takip etmesi anlamındaki 'akab' kökünden türemiştir. Cezalandırma, günahın ardından gelen karşılıktır. Ayetteki 'Şedîdü'l-İkâb' ifadesi, Allah'ın günahkarlara vereceği cezanın kaçınılmaz ve şiddetli olacağını belirtir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"İkâb, bir suçun veya günahın ardından gelen cezadır. Allah'ın 'Şedîdü'l-İkâb' olması, O'nun günahları karşılıksız bırakmayacağını ve adaletiyle cezalandıracağını gösterir. Bu, kulları günahlardan uzak durmaya sevk eden bir uyarıdır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"İkâb, bir fiilin sonucunda gelen karşılıktır, genellikle olumsuz anlamda ceza için kullanılır. Ayetteki 'Şedîdü'l-İkâb' ifadesi, Allah'ın cezalandırma gücünün ve bu cezanın şiddetinin bir tasviridir, bu da O'nun kudretini ve adaletini vurgular."}]},{"word":"ٱلطَّوْلِ","root":"ط و ل","rootLatin":"t-v-l","meaning":"Lütuf, ihsan, zenginlik ve genişlik anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tavl (طول), bir şeyin uzunluğu ve genişliği anlamına gelir. Mecazi olarak, lütuf, ihsan ve zenginlik anlamında kullanılır. 'Zî't-Tavl' ifadesi, Allah'ın lütfunun, ihsanının ve nimetlerinin çok geniş ve bol olduğunu, kullarına karşı cömertliğini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Tavl, fazilet ve genişlik demektir. 'Zî't-Tavl' ifadesi, Allah'ın lütuf ve ihsan sahibi olduğunu, kullarına bolca nimet verdiğini ve cömert olduğunu belirtir. Bu, O'nun rahmetinin ve kereminin bir göstergesidir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Tavl, bir şeyin uzunluğu ve genişliği ile birlikte, mecazi olarak güç, kudret ve cömertlik anlamlarına da gelir. Ayetteki 'Zî't-Tavl' ifadesi, Allah'ın sınırsız lütuf ve ihsan sahibi olduğunu, O'nun nimetlerinin ve cömertliğinin sonsuzluğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْمَصِيرُ","root":"ص ي ر","rootLatin":"s-y-r","meaning":"Dönüş yeri, varış noktası ve nihai akıbet.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Masîr (مصير), 'sâra' (صار) fiilinden türemiş olup, bir şeyin dönüştüğü veya vardığı yer anlamına gelir. Ayetteki 'İleyhi'l-Masîr' ifadesi, tüm varlıkların nihai dönüşünün ve akıbetinin yalnızca Allah'a olduğunu, her şeyin O'na döneceğini vurgular."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Masîr, dönüş ve varış yeridir. 'İleyhi'l-Masîr' ifadesi, kıyamet gününde tüm insanların ve varlıkların Allah'ın huzuruna döneceğini, hesap vermek üzere O'nun katına varacağını belirtir. Bu, ahiret inancının temel bir ifadesidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Masîr kavramı, Kur'an'da genellikle ölümden sonraki nihai dönüşü ve Allah'ın hükmüne tabi olmayı ifade eder. Bu, insanın dünya hayatındaki eylemlerinin bir karşılığı olarak Allah'a döneceği ve hesap vereceği inancını pekiştirir. Ayetteki 'İleyhi'l-Masîr' ifadesi, bu nihai dönüşün kaçınılmazlığını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tevhid","esma-i-husna","tovbe","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"غَافِرِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"غ-ف-ر","rootLatin":"gh-f-r","lemma":"غَافِر","form":"Fâil","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Mevsûf olan 'Allah' lafzının sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"bağışlayan"},{"position":2,"surface":"ٱلذَّنۢبِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ن-ب","rootLatin":"dh-n-b","lemma":"ذَنْب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"günah"},{"position":3,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":3,"surface":"قَابِلِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَابِل","form":"Fâil","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"kabul eden"},{"position":4,"surface":"ٱلتَّوْبِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ت-و-ب","rootLatin":"t-w-b","lemma":"تَوْب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"tevbe"},{"position":5,"surface":"شَدِيدِ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ش-د-د","rootLatin":"sh-d-d","lemma":"شَدِيد","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"şiddetli"},{"position":6,"surface":"ٱلْعِقَابِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ق-ب","rootLatin":"'-q-b","lemma":"عِقَاب","form":"Fi'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"ceza"},{"position":7,"surface":"ذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Hamse","root":"ذ-و-و","rootLatin":"dh-w-w","lemma":"ذُو","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"sahip olan"},{"position":8,"surface":"ٱلطَّوْلِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ط-و-ل","rootLatin":"ṭ-w-l","lemma":"طَوْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"lütuf, ihsan"},{"position":9,"surface":"لَآ","pos":"harf","posDetail":"Nefy-i Cins Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yoktur"},{"position":10,"surface":"إِلَـٰهَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"إِلَٰه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Lâ nefy-i cinsin ismi olduğu için mansûb","gloss":"tanrı"},{"position":11,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ancak"},{"position":12,"surface":"هُوَ","pos":"harf","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mebnîdir, lâ nefy-i cinsin mahzuf haberinin fâili konumundadır","gloss":"O"},{"position":13,"surface":"إِلَيْهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"O'na"},{"position":13,"surface":"هِ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"O"},{"position":14,"surface":"ٱلْمَصِيرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mekân","root":"ص-ي-ر","rootLatin":"ṣ-y-r","lemma":"مَصِير","form":"Mef'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"dönüş"}]
