# Mü'min Sûresi, 31. Âyet (40:31)

> مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعِبَادِ

*Miśle de/bi kavmi nûhin ve 'âdin ve śemûde velleżîne min ba'dihim(c) vema(A)llâhu yurîdu zulmen lil'ibâd(i)*

**Meal (Diyanet):** (30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/31

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi 31. ayet, geçmiş kavimlerin akıbetleri üzerinden bir uyarıda bulunmakta ve Allah'ın kullarına zulmetme niyetinde olmadığını vurgulamaktadır. Ayet, 'دأب' kelimesiyle geçmiş milletlerin alışkanlıklarını ve akıbetlerini, 'ظلم' kelimesiyle ise Allah'ın adaletini ve kullarına karşı tutumunu merkeze almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"دَأْبِ","root":"د أ ب","rootLatin":"d-'-b","meaning":"Geçmiş kavimlerin adetleri, halleri, işleri ve akıbetleri anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'دأب' kelimesinin aslen 'devamlı ve yorucu iş' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'دأب قوم نوح' ifadesi, Nuh kavminin sürekli olarak peygamberlerini yalanlama ve isyan etme adetini, bu adetlerinin sonucunda başlarına gelen helakı ifade eder. Yani onların alışkanlık haline getirdikleri kötü fiiller ve bu fiillerin getirdiği akıbet kastedilmektedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'دأب' kelimesini 'adet' ve 'hal' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin peygamberlerine karşı takındıkları tavırların ve bu tavırların neticesinde yaşadıkları durumların bir benzerinden bahsedilmektedir. Onların 'işleri' ve 'halleri' yani peygamberleri yalanlama ve isyan etme alışkanlıkları ve bunun sonucunda başlarına gelenler kastedilir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'دأب' kelimesinin 'adet, şan, hal, iş' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, geçmiş kavimlerin peygamberlere karşı sergiledikleri tutumların ve bu tutumların yol açtığı felaketlerin bir 'benzeri'nden korkulduğunu belirtir. Bu, onların kötü adetlerinin ve bu adetlerin getirdiği sonuçların bir özeti gibidir."}]},{"word":"قَوْمِ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Belirli bir peygamberin gönderildiği veya belirli bir özelliği paylaşan insan topluluğu, millet.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'قوم' kelimesinin aslen 'ayakta duran topluluk' anlamına geldiğini ve daha sonra 'insan topluluğu' için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'قوم نوح', 'قوم عاد' ve 'قوم ثمود' ifadeleri, her bir peygamberin tebliğde bulunduğu ve kendilerine özel bir akıbetin tayin edildiği belirli insan topluluklarını ifade eder. Bu topluluklar, peygamberlerini yalanlamalarıyla öne çıkmışlardır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'kavm' kelimesinin genellikle belirli bir peygamberin muhatap olduğu, ortak bir kaderi paylaşan ve genellikle peygamberlerine karşı çıkan toplulukları ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanım, bu kavimlerin peygamberleri yalanlama 'adeti' ve bunun sonucunda uğradıkları helak ile ilişkilidir, bu da onların ortak kaderini vurgular."}]},{"word":"يُرِيدُ","root":"ر و د","rootLatin":"r-v-d","meaning":"İstemek, dilemek, arzu etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'irade' kelimesinin 'bir şeyi talep etmek, ona yönelmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'وما الله يريد ظلما للعباد' ifadesi, Allah'ın kullarına zulmetme gibi bir niyetinin, isteğinin veya arzusunun olmadığını kesin bir dille ifade eder. Bu, Allah'ın adaletinin ve kullarına karşı merhametinin bir beyanıdır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'irade'nin bir şeyin gerçekleşmesini talep etmek ve ona meyletmek olduğunu açıklar. Ayetteki 'Allah zulüm dilemez' ifadesi, Allah'ın fiillerinin adalet ve hikmet üzere olduğunu, O'nun zatına zulmün asla yakışmadığını ve kullarına haksızlık yapma gibi bir isteğinin olamayacağını vurgular."}]},{"word":"ظُلْمًا","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık etmek, haddi aşmak, bir şeyi ait olduğu yerden başka yere koymak, zulmetmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zulüm' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi ait olduğu yerden başka yere koymak' olduğunu belirtir. Ayetteki 'وما الله يريد ظلما للعباد' ifadesi, Allah'ın kullarına karşı herhangi bir haksızlık yapmayı, onlara hak etmedikleri bir cezayı vermeyi veya onların haklarını çiğnemeyi dilemediğini ifade eder. Allah'ın cezalandırması, kulların kendi fiillerinin bir sonucudur, O'nun zulmü değildir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'zulüm' kavramının genellikle Allah'ın adaletine zıt bir eylem olarak ele alındığını ve Allah'ın asla zulmetmeyeceğinin sıkça vurgulandığını belirtir. Ayetteki 'Allah kullara zulüm dilemez' ifadesi, Allah'ın mutlak adaletini ve kullarına karşı olan merhametini pekiştirir; geçmiş kavimlerin helakının kendi fiillerinin bir sonucu olduğunu ima eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'zulüm' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve 'haksızlık, haddi aşma, şirk' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kullarına karşı herhangi bir haksızlık yapma niyetinde olmadığını, aksine onların kendi fiilleriyle kendilerine zulmettiklerini vurgular. Allah'ın cezalandırması, adaletin bir gereğidir, zulüm değildir."}]},{"word":"لِّلْعِبَادِ","root":"ع ب د","rootLatin":"'-b-d","meaning":"Allah'a kulluk eden, O'nun yaratıkları olan insanlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'abd' kelimesinin 'köle, kul' anlamına geldiğini ve 'ibadet'in de 'kul olma hali' olduğunu belirtir. Ayetteki 'لِّلْعِبَادِ' ifadesi, Allah'ın yarattığı ve kendisine kulluk etmesi gereken tüm insanları kapsar. Allah'ın bu kullarına zulüm dilememesi, O'nun yaratıcı olarak kullarına karşı olan merhametini ve adaletini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'abd' kelimesinin 'itaat eden, boyun eğen' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'لِّلْعِبَادِ' ifadesi, Allah'ın yarattığı ve kendisine boyun eğmesi gereken tüm insanlara yönelik bir vurgudur. Allah'ın onlara zulüm dilememesi, onların kendi iradeleriyle yaptıkları seçimlerin sonuçlarına katlanacaklarını, ancak Allah'ın onlara haksızlık yapmayacağını belirtir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","musrikler","adalet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"مِثْلَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"م-ث-ل","rootLatin":"m-s-l","lemma":"مِثْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"gibi"},{"position":2,"surface":"دَأْبِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"د-أ-ب","rootLatin":"d-'-b","lemma":"دَأْب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"durumu"},{"position":3,"surface":"قَوْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"kavmi"},{"position":4,"surface":"نُوحٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ن-و-ح","rootLatin":"n-w-ḥ","lemma":"نُوح","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Nuh'un"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"عَادٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ع-و-د","rootLatin":"ʿ-w-d","lemma":"عَاد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"Ad"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"ثَمُودَ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ث-م-د","rootLatin":"s̱-m-d","lemma":"ثَمُود","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki isme atfedildiği için mecrûr (gayr-ı munsarıf olduğu için fetha ile mecrûr)","gloss":"Semud"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki isme atfedildiği için mebnî","gloss":"o kimseler ki"},{"position":8,"surface":"مِنۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den"},{"position":9,"surface":"بَعْدِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-ʿ-d","lemma":"بَعْد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sonra"},{"position":9,"surface":"هِمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":10,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":10,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Nefiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":11,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":12,"surface":"يُرِيدُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-و-د","rootLatin":"r-w-d","lemma":"أَرَادَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"dilemez"},{"position":13,"surface":"ظُلْمًۭا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"ẓ-l-m","lemma":"ظُلْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"zulüm"},{"position":14,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":14,"surface":"لْعِبَادِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-ب-د","rootLatin":"ʿ-b-d","lemma":"عِبَاد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"kullara"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/31*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/31*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/31*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/31*
