# Mü'min Sûresi, 38. Âyet (40:38)

> وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَـٰقَوْمِ ٱتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ

*Ve kâle-lleżî âmene yâ kavmi-ttebi'ûni ehdikum sebîle-rraşâd(i)*

**Meal (Diyanet):** O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/38

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi 38. ayet, Firavun ailesinden imanını gizleyen bir müminin kavmine yaptığı çağrıyı aktarır. Ayet, 'iman', 'kavim', 'tabi olma', 'hidayet' ve 'doğru yol' gibi temel kavramlar üzerinden, doğru rehberliğin ve kurtuluşun yolunu işaret eder. Dilbilimsel olarak bu kavramlar, Kur'an'ın ahlaki ve dini mesajının merkezinde yer alır.","keyConcepts":[{"word":"ءَامَنَ","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"İnanan, iman eden kişi; burada Firavun ailesinden olup imanını gizleyen kişiyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'emn' (أمن) kökünün asıl anlamının 'kalbin sükûnet bulması ve korkudan arınması' olduğunu belirtir. 'İman' (إيمان) ise, 'tasdik' (تصديق) ve 'güven' (ثقة) anlamlarını içerir. Ayetteki 'âmen' (آمن) kelimesi, bu kişinin Allah'a ve O'nun peygamberine kalben tasdik edip güven duyduğunu, dolayısıyla korkudan emin olduğunu ve bu imanıyla kavmine doğru yolu göstermeye çalıştığını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'da sadece 'inanmak'tan öte, 'Allah'a güvenmek, O'na teslim olmak ve O'nun emirlerine uymak' anlamlarını taşıdığını vurgular. Ayetteki 'ellezî âmen' ifadesi, bu kişinin sadece zihinsel bir kabulden ziyade, tüm varlığıyla Allah'a yöneldiğini ve bu yönelişin bir sonucu olarak kavmini doğru yola çağırdığını gösterir."}]},{"word":"قَوْمِ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Bir topluluk, bir millet; burada Firavun'un halkını ve o müminin ait olduğu topluluğu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kavm' (قوم) kelimesinin 'bir araya gelmiş insan topluluğu' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yâ kavmi' (يا قومي) ifadesi, müminin kendi topluluğuna, yani Firavun'un halkına hitap ettiğini, onlarla bir aidiyet bağı hissettiğini ve bu bağlamda onlara nasihatte bulunduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kavm'in 'erkeklerden oluşan topluluk' anlamına geldiğini, ancak mecazen hem erkekleri hem de kadınları kapsayabileceğini ifade eder. Ayetteki kullanım, müminin hitap ettiği topluluğun genelini, yani Firavun'un tebaasını kapsayan geniş bir anlam taşır ve onlara karşı duyduğu sorumluluğu vurgular."}]},{"word":"ٱتَّبِعُونِ","root":"ت ب ع","rootLatin":"t-b-'-","meaning":"Bana uyun, beni takip edin; müminin kavminden kendisini rehber edinmelerini istemesi.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ittebiû' (اتبعوا) fiilinin 'birinin izinden gitmek, peşinden gelmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ittebiûnî' (اتبعوني) ifadesi, müminin kavminden sadece sözlerini dinlemelerini değil, aynı zamanda onun gösterdiği yolu takip etmelerini, onun rehberliğini kabul etmelerini talep ettiğini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ittibâ'' (اتباع) kelimesinin 'bir şeyi veya bir kimseyi izlemek, onun yolundan gitmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki bu emir, müminin kavmine sunduğu yolun, kendisinin de üzerinde olduğu doğru yol olduğunu ve bu yola uymaları halinde kurtuluşa ereceklerini ima eder."}]},{"word":"أَهْدِكُمْ","root":"ه د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Sizi doğru yola eriştireyim, size rehberlik edeyim; müminin kavmine doğru yolu gösterme vaadi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hidyet' (هداية) kelimesinin 'lütuf ve incelikle doğru yola iletmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ehdîküm' (أهديكم) ifadesi, müminin kavmine sadece bir yol göstermekle kalmayıp, aynı zamanda onları bu yola nazikçe yönlendireceğini ve bu sayede onların doğruya ulaşmalarını sağlayacağını vaat ettiğini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hidayet' kavramının Kur'an'da 'doğru yolu bulma, doğru yola iletilme' anlamlarında kullanıldığını ve genellikle Allah'ın bir lütfu olduğunu ifade eder. Ayetteki müminin 'ehdîküm' demesi, kendisinin Allah'ın hidayetine mazhar olduğunu ve bu hidayeti kavmine ulaştırma arzusunu taşıdığını gösterir."}]},{"word":"ٱلرَّشَادِ","root":"ر ش د","rootLatin":"r-ş-d","meaning":"Doğru yol, olgunluk, doğruya ulaşma; hidayetin nihai hedefi olan doğru ve olgunlaşmış yol.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'rüşd' (رشد) kelimesinin 'doğruya isabet etmek, doğru yolu bulmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'sebîle'r-reşâd' (سبيل الرشاد) ifadesi, müminin kavmine vaat ettiği yolun, sapıklıktan uzak, doğru ve olgunluğa ulaştıran bir yol olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'rüşd'ün 'hidayet'in zıddı olan 'gayy' (sapıklık) kelimesinin karşıtı olduğunu ve 'doğruya ulaşma, olgunluk' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'er-reşâd' kelimesi, müminin kavmini çağırdığı yolun, sadece bir yol değil, aynı zamanda akıl ve hikmetle doğruya ulaşmayı sağlayan, nihai kurtuluşa götüren bir yol olduğunu ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tebligh","hidayet-dalalet","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ve kâle"},{"position":2,"translit":"lleżî"},{"position":3,"translit":"âmene"},{"position":4,"translit":"yâ kavmi"},{"position":5,"translit":"ttebi'ûni"},{"position":6,"translit":"ehdikum"},{"position":7,"translit":"sebîle"},{"position":8,"translit":"rraşâd(i)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":1,"surface":"قَالَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَوْل","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dedi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِىٓ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِى","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimse ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Fâil"},{"position":3,"surface":"ءَامَنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ا-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"إِيمَان","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inandı","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":4,"surface":"يَـٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nidâ","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"يَـٰ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ey"},{"position":4,"surface":"قَوْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Münâdâ olduğu için mansûb (izafetle)","gloss":"milletim","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Nidâ harfi"},{"position":5,"surface":"ٱتَّبِعُو","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-ʿ","lemma":"ٱتِّبَاع","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"uyun","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":5,"surface":"نِ","pos":"harf","posDetail":"Nûn-u Vikaye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"beni","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":6,"surface":"أَهْدِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هِدَايَة","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiilin cevabı olduğu için meczûm","gloss":"eriştireyim","irabMarker":"illet harfinin hazfi ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":6,"surface":"كُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"sizi","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"سَبِيلَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-ب-ل","rootLatin":"s-b-l","lemma":"سَبِيل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"yolunu","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih","izafet":"Muzâf"},{"position":8,"surface":"ٱلرَّشَادِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ر-ش-د","rootLatin":"r-ş-d","lemma":"رَشَاد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"doğru","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/38*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/38*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/38*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/38*
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/38*
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/38*
