# Mü'min Sûresi, 42. Âyet (40:42)

> تَدْعُونَنِى لِأَكْفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشْرِكَ بِهِۦ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ وَأَنَا۠ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلْغَفَّـٰرِ

*Ted'ûnenî li-ekfura bi(A)llâhi ve uşrike bihi mâ leyse lî bihi ‘ilmun ve enâ ed'ûkum ilâ-l'azîzi-lġaffâr(i)*

**Meal (Diyanet):** "Siz beni Allah'ı inkar etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah'a) çağırıyorum."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/42

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, iman ve küfür arasındaki temel ayrımı, Allah'ın birliği ve ortak koşmanın reddi üzerinden vurgulamaktadır. Kavramlar, davet, küfür, şirk ve Allah'ın sıfatları etrafında dönerek tevhid inancının önemini ve şirkten sakınmayı dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"تَدْعُونَنِى","root":"د ع و","rootLatin":"d-a-v","meaning":"Beni çağırıyorsunuz, davet ediyorsunuz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'دعوة' (da've) kelimesinin bir şeyi kendine doğru çekmek, yönlendirmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'تَدْعُونَنِى' ifadesi, Firavun'un kavminin mümini küfre ve şirke çağırmasını, yani onu kendi inançlarına doğru çekme çabasını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'دعا' fiilinin Kur'an'da 'çağırmak, davet etmek' anlamının yanı sıra 'yönlendirmek, teşvik etmek' manasında da kullanıldığını belirtir. Burada müminin, kavmi tarafından Allah'ı inkar etmeye ve şirk koşmaya teşvik edildiğini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'دعوة' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlerin insanları Allah'a çağırması bağlamında kullanıldığını, ancak bu ayette olduğu gibi, bazen de yanlış yola çağırma anlamında da karşımıza çıktığını vurgular. Bu, kavramın hem olumlu hem de olumsuz bir davet eylemini kapsayabildiğini gösterir."}]},{"word":"لِأَكْفُرَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"İnkar etmem için, nankörlük etmem için.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'كفر' kelimesinin asıl anlamının 'örtmek' olduğunu ve bu bağlamda Allah'ın varlığını, birliğini ve nimetlerini örtmek, yani inkar etmek anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'لِأَكْفُرَ بِٱللَّهِ' ifadesi, Allah'ın hakikatini reddetme eylemini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'كفر' kelimesinin 'nimetleri örtmek'ten türediğini ve dinî bağlamda Allah'ın varlığını veya peygamberlerini inkar etmek anlamına geldiğini belirtir. Burada, müminin Allah'ı inkar etmeye çağrılması, tevhid inancından sapma teklifini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfür' kavramının Kur'an'da sadece inançsızlık değil, aynı zamanda Allah'ın lütuflarına karşı nankörlük ve O'nun ayetlerini reddetme anlamlarını da içerdiğini belirtir. Ayetteki kullanım, Allah'a karşı bu tür bir nankörlük ve reddediş eylemine daveti ifade eder."}]},{"word":"وَأُشْرِكَ","root":"ش ر ك","rootLatin":"ş-r-k","meaning":"Ortak koşmam için.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'شرك' kelimesinin 'ortaklık, paydaşlık' anlamına geldiğini ve dinî bağlamda Allah'a ortak koşmak, yani O'nunla birlikte başka ilahlar edinmek veya O'nun sıfatlarını başkalarına atfetmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'وَأُشْرِكَ بِهِۦ' ifadesi, Allah'ın birliğine aykırı bir eyleme daveti gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'شرك' kökünün 'iki şeyi bir araya getirmek' anlamından geldiğini ve Allah'a şirk koşmanın, O'nunla birlikte başka varlıklara ibadet etmek veya O'nunla aynı mertebeye koymak olduğunu açıklar. Bu ayette, müminin bilmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmaya çağrılması, tevhidin ihlali anlamına gelir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'şirk' kavramının Kur'an'da Allah'ın uluhiyetinde, rububiyetinde veya isim ve sıfatlarında O'na ortak koşma eylemini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, müminin 'bilmediği bir şeyi' ortak koşmaya davet edilmesi, bu eylemin temelsiz ve batıl olduğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْعَزِيزِ","root":"ع ز ز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Üstün, güçlü, yenilmez olan.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'عزيز' isminin 'güçlü, galip, yenilmez' anlamlarına geldiğini ve Allah için kullanıldığında O'nun kudretinin ve üstünlüğünün mutlak olduğunu ifade ettiğini belirtir. Ayette, müminin insanları 'el-Azîz'e çağırması, Allah'ın mutlak gücüne ve O'na sığınmanın gerekliliğine vurgu yapar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'عزيز' kelimesinin 'az bulunmak, zor elde edilmek' anlamından türediğini ve Allah için kullanıldığında O'nun erişilmez, eşsiz ve her şeye galip olduğunu ifade ettiğini açıklar. Bu bağlamda, 'el-Azîz'e davet, O'nun kudretine ve yüceliğine teslimiyeti çağrıdır."}]},{"word":"ٱلْغَفَّـٰرِ","root":"غ ف ر","rootLatin":"ğ-f-r","meaning":"Çok bağışlayan, günahları örten.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'غفار' isminin 'çok bağışlayan' anlamına geldiğini ve Allah'ın kullarının günahlarını örten ve affeden olduğunu ifade ettiğini belirtir. Ayette, 'el-Gaffâr'a davet, Allah'ın rahmetinin genişliğine ve tövbe edenleri affediciliğine işaret eder, bu da insanları O'na yönelmeye teşvik eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'غفر' kelimesinin 'örtmek' anlamından geldiğini ve Allah için kullanıldığında günahları örtmek, yani affetmek anlamına geldiğini açıklar. 'el-Gaffâr' ise bu affediciliğin çokluğunu ve sürekliliğini ifade eder. Ayetteki 'el-Gaffâr'a davet, Allah'ın affediciliğine güvenerek O'na yönelme çağrısıdır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/42*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/42*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/42*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/42*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
- **İnci Mercan Tezgâhı — Düşündürücü Nükteler** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Mü’min 40-44*
