# Mü'min Sûresi, 54. Âyet (40:54)

> هُدًى وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ

*Huden ve żikrâ li-ulî-l-elbâb(i)*

**Meal (Diyanet):** (53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/54

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Musa'ya verilen hidayet ve İsrailoğullarına miras bırakılan Kitab'ın, akıl sahipleri için bir öğüt ve yol gösterici olduğunu vurgulamaktadır. Temel olarak hidayet, zikir ve akıl kavramları üzerinden ilahi rehberliğin ve uyarının önemini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"هُدًى","root":"ه د ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu gösterme, rehberlik etme, yol gösterme anlamındadır ve burada ilahi rehberliği ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hüdâ (هُدًى), Allah'tan gelen doğru yolu gösterme, irşad etme ve hakikate ulaştırma anlamındadır. Ayette, Musa'ya verilen ve İsrailoğulları için de geçerli olan ilahi rehberliği, yani Tevrat'ın yol gösterici niteliğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Hüdâ (هُدًى) kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi, onları sapkınlıktan kurtarıp hakikate iletmesi anlamında kullanılır. Bu ayette, Tevrat'ın İsrailoğulları için bir 'hidayet' kaynağı olması, onların doğru inanç ve yaşam biçimine yönlendirilmesini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hüdâ (هُدًى), mecazi olarak 'yol gösterici kitap' veya 'rehber' anlamına gelir. Ayette, Musa'ya verilen ve İsrailoğullarına miras bırakılan Kitab'ın, onlara doğru yolu gösteren bir rehber olduğunu belirtir."}]},{"word":"ذِكْرَىٰ","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Hatırlatma, öğüt, ibret alma ve anma anlamlarına gelir; burada ilahi uyarı ve öğüdü ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zikrâ (ذِكْرَىٰ), bir şeyi hatırlatma, öğüt verme ve ibret alınacak bir uyarıda bulunma manasındadır. Ayette, Tevrat'ın akıl sahipleri için bir 'zikrâ' olması, onların geçmiş kavimlerin akıbetlerinden ders çıkarmalarını ve ilahi emirleri hatırlamalarını sağlar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Zikrâ (ذِكْرَىٰ), kalpteki bir şeyi canlandırma, unutulanı hatırlatma ve öğüt verme anlamında kullanılır. Bu ayette, Kitab'ın 'zikrâ' olması, İsrailoğullarının Allah'ın ayetlerini ve geçmiş peygamberlerin kıssalarını hatırlayarak doğru yola dönmeleri için bir vesile olduğunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Zikrâ (ذِكْرَىٰ) kelimesi, Kur'an'da genellikle 'öğüt, hatırlatma, uyarı' anlamlarında geçer. Ayetteki bağlamda, Tevrat'ın akıl sahipleri için bir 'zikrâ' olması, onun sadece bilgi aktaran bir metin değil, aynı zamanda insanları düşündüren, uyaran ve doğruya yönlendiren bir öğüt kitabı olduğunu vurgular."}]},{"word":"لِأُو۟لِى","root":"أ و ل","rootLatin":"'-w-l","meaning":"Sahip olanlar, malik olanlar anlamındadır ve burada 'akıl sahipleri' tamlamasının bir parçasıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ülâ (أُو۟لِى), 'sahip olanlar' anlamına gelir ve genellikle 'ulu'l-elbâb' (akıl sahipleri) gibi tamlamalarda kullanılır. Ayette, hidayet ve zikranın hitap ettiği özel bir zümreyi, yani aklını kullananları işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ülâ (أُو۟لِى), bir şeye sahip olma, bir şeyle nitelenme anlamını taşır. 'Ulu'l-elbâb' terkibinde, 'elbâb'a sahip olanlar, yani aklı olanlar manasına gelir. Bu, ilahi mesajdan ancak aklını doğru kullananların faydalanabileceğini gösterir."}]},{"word":"ٱلْأَلْبَـٰبِ","root":"ل ب ب","rootLatin":"l-b-b","meaning":"Akıl, öz, iç kısım anlamındadır; burada 'saf akıl', 'gerçek akıl' sahiplerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İسْفَهَانِي","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Lübb (لُبّ), bir şeyin özü, en halis ve saf kısmı demektir. İnsan için kullanıldığında, aklın en saf ve hikmetli kısmını ifade eder. 'Ulu'l-elbâb' (أُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ) ise, sadece düşünen değil, aynı zamanda düşündükleriyle doğruya ulaşan, hikmet sahibi akıl sahiplerini belirtir. Ayette, Tevrat'ın hidayet ve zikrâsından ancak bu nitelikteki kişilerin faydalanabileceği vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Lübb (لُبّ) kelimesi, Kur'an'da 'akıl'ın en üst düzeyini, yani sadece mantıksal çıkarım yapabilen değil, aynı zamanda hakikati idrak edebilen ve hikmetle hareket edebilen aklı ifade eder. 'Ulu'l-elbâb' (أُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ) tamlaması, ilahi mesajları derinlemesine kavrayabilen, basiret sahibi kişileri tanımlar. Bu ayette, Tevrat'ın bu tür akıl sahipleri için bir rehber ve öğüt olduğu belirtilir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Lübb (لُبّ), aklın en temiz ve saf kısmı, yani hikmet ve basiret sahibi akıldır. 'Ulu'l-elbâb' (أُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ) ifadesi, Kur'an'da sıkça geçen ve Allah'ın ayetlerinden ders çıkaran, düşünen ve idrak eden kimseleri tanımlar. Ayette, Tevrat'ın bu nitelikteki akıl sahipleri için özel bir değer taşıdığına işaret edilir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ilahi-kitaplar","vahiy-kuran","hidayet-dalalet","ilim-hikmet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"هُدًى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هُدًى","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"doğruluk rehberi"},{"position":2,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":2,"surface":"ذِكْرَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"dh-k-r","lemma":"ذِكْرَىٰ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki kelimeye atfedildiği için mansûb","gloss":"öğüt"},{"position":3,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":3,"surface":"أُو۟لِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Cem'","root":"أ-و-ل","rootLatin":"a-w-l","lemma":"أُولُو","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sahipleri"},{"position":4,"surface":"ٱلْأَلْبَـٰبِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Cem'","root":"ل-ب-ب","rootLatin":"l-b-b","lemma":"لُبّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"akıl"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/53-54*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *40/53-54*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/54*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/54*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/54*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/54*
