# Mü'min Sûresi, 63. Âyet (40:63)

> كَذَٰلِكَ يُؤْفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ

*Keżâlike yu/feku-lleżîne kânû bi-âyâti(A)llâhi yechadûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Allah'ın ayetlerini inkar etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/40/63

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'min Suresi 63. ayeti, Allah'ın ayetlerini inkar edenlerin hakikatten nasıl saptırıldığını ve yüz çevirdiğini dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Ayet, 'yü'fekûne' fiiliyle bu sapmanın ilahi bir düzen içinde gerçekleştiğini, 'âyât' kelimesiyle de inkar edilenin mahiyetini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يُؤْفَكُ","root":"أ ف ك","rootLatin":"e-f-k","meaning":"Hakikatten saptırılmak, döndürülmek, yüz çevirmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'efk' kökünü 'bir şeyi asıl yönünden çevirmek, saptırmak' olarak açıklar. Ayetteki 'yü'fekûne' fiili, inkar edenlerin Allah'ın ayetlerinden yüz çevirerek hakikatten saptırıldıklarını, bu sapmanın ilahi bir müdahale veya sonuç olduğunu ifade eder. Onların kendi tercihleri sonucu bu duruma düştükleri vurgulanır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'efk' kelimesinin 'yalan söylemek, iftira atmak' anlamlarına da geldiğini belirtir. Ayetteki 'yü'fekûne' ise, inkar edenlerin hakikatten saptırılmaları ve yalan üzere olmaları anlamını taşır. Bu, onların Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve bu yalanlamanın bir sonucu olarak doğru yoldan çevrilmeleri demektir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'efk' kökünün Kur'an'daki kullanımının, 'hakikatten sapma, doğru yoldan ayrılma' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'yü'fekûne', inkar edenlerin Allah'ın ayetlerini reddetmeleri sonucunda, ilahi bir iradeyle veya kendi eylemlerinin doğal sonucu olarak doğru düşünceden ve inançtan uzaklaştırıldıklarını gösterir."}]},{"word":"ٱلَّذِينَ","root":"ا ل ذ","rootLatin":"e-l-z","meaning":"Belirli bir niteliğe sahip olanları işaret eden zamir; 'o kimseler ki'.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ellezî' ve çoğulu 'ellezîne'nin, kendisinden sonra gelen cümleyi açıklayan ve belirli bir özelliği taşıyan varlıkları işaret eden ism-i mevsul olduğunu belirtir. Ayetteki 'ellezîne', 'Allah'ın ayetlerini inkar edenler' grubunu açıkça tanımlar ve bu grubun akıbetine dikkat çeker."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, ism-i mevsullerin kendilerinden sonra gelen sıla cümlesiyle birlikte anlam kazandığını ifade eder. 'Ellezîne' burada, 'Allah'ın ayetlerini inkar edenler' sıfatıyla nitelenen belirli bir insan topluluğuna işaret eder ve onların 'saptırılma' eyleminin öznesi olduğunu gösterir."}]},{"word":"بِـَٔايَـٰتِ","root":"أ ي ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine işaret eden deliller, mucizeler, Kur'an ayetleri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'âyet' kelimesini 'açık alamet, delil' olarak tanımlar. Kur'an bağlamında ise hem evrendeki ilahi delilleri hem de Kur'an'ın kendi ayetlerini kapsar. Ayetteki 'bi-âyâtillâh', inkar edilenin sadece sözlü bir metin değil, aynı zamanda Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren tüm evrensel ve vahyî deliller olduğunu vurgular."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak genellikle 'mucizeler' veya 'açık deliller' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'âyâtillâh', Allah'ın peygamberleri aracılığıyla gönderdiği mucizeleri ve Kur'an'ın kendisini ifade eder ki, inkar edenler bunları bile bile reddetmektedirler."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'âyet' kelimesinin Kur'an'da geniş bir semantik alana sahip olduğunu, 'işaret, delil, ibret, mucize, Kur'an cümlesi' gibi anlamları içerdiğini belirtir. Ayetteki 'bi-âyâtillâh', Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren her türlü açık delili ve Kur'an'ın vahyî mesajlarını kapsar, bu da inkarın ciddiyetini artırır."}]},{"word":"يَجْحَدُونَ","root":"ج ح د","rootLatin":"c-h-d","meaning":"Bile bile inkar etmek, reddetmek, hakkı gizlemek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'cuhûd' kelimesini 'bir şeyi bilerek inkar etmek, hakkı gizlemek' olarak açıklar. Bu, sadece bilmemekten kaynaklanan bir inkar değil, aksine hakikati bildiği halde onu reddetme durumudur. Ayetteki 'yechadûne', inkar edenlerin Allah'ın ayetlerinin doğruluğunu bildikleri halde, kibir veya başka sebeplerle onları reddettiklerini ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'cuhûd'un 'bir şeyi inkar etmek ve onu gizlemek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yechadûne', Allah'ın ayetlerini açıkça gördükleri veya bildikleri halde, onları örtbas etme ve reddetme eylemini vurgular. Bu, onların sapkınlığının temel nedenidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'cuhûd' kavramının Kur'an'da 'hakikati bilerek reddetme, nankörlük' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yechadûne', inkar edenlerin Allah'ın ayetlerine karşı takındıkları tavrın, basit bir cehaletten öte, bilinçli bir karşı çıkış ve nankörlük olduğunu gösterir. Bu durum, onların 'saptırılmalarının' (yü'fekûne) nedenini açıklar."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","kufur-sirk","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih ve İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَذَٰلِكَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece"},{"position":2,"surface":"يُؤْفَكُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-ف-ك","rootLatin":"a-f-k","lemma":"أَفَكَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"döndürülüyor"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":4,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":5,"surface":"بِـَٔايَـٰتِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":5,"surface":"ءَايَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"a-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ayetleri"},{"position":6,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":7,"surface":"يَجْحَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ح-د","rootLatin":"j-h-d","lemma":"جَحَدَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"inkar ediyorlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/63*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/63*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/63*
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** · *40/63*
