# Fussilet Sûresi, 22. Âyet (41:22)

> وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَـٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَـٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ

*Vemâ kuntum testetirûne en yeşhede ‘aleykum sem'ukum velâ ebsârukum velâ culûdukum velâkin zanentum enna(A)llâhe lâ ya'lemu keśîran mimmâ ta'melûn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/41/22

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde azaların şahitliğini ve insanların Allah'ın ilmini küçümsemesini ele almaktadır. Anahtar kavramlar, gizlenme, şahitlik etme, zan ve amel gibi temel fiilleri ve bunların Kur'anî bağlamdaki derin anlamlarını ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَسْتَتِرُونَ","root":"س ت ر","rootLatin":"s-t-r","meaning":"Gizlenmek, örtünmek, saklanmak; ayette ise günah işlerken kimsenin görmediğini sanmak anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'ستر' (setr) kelimesinin bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَسْتَتِرُونَ' ifadesi, insanların günahlarını işlerken, azalarının kendilerine şahitlik edeceğinden çekinmeyerek, yani bu gerçeği göz ardı ederek gizlenmeye çalışmadıklarını, aksine pervasızca davrandıklarını vurgular. Bu, onların Allah'ın her şeyi bildiği gerçeğini idrak edememelerinden kaynaklanan bir gaflettir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'تَسْتَتِرُونَ' kelimesini 'gizlenmiyordunuz' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, insanlar günah işlerken, azalarının kendilerine şahitlik edeceğinden korkarak gizlenmiyorlardı, yani bu gerçeği umursamıyorlardı. Bu, onların ahiret inancındaki zayıflıklarını ve Allah'ın ilmine karşı gösterdikleri küstahlığı ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'setr' kökünün Kur'an'daki kullanımının, genellikle bir şeyi örtme, gizleme ve bazen de Allah'ın günahları örtmesi (setr-i avret) anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette ise, insanların kendi günahlarını azalarından gizleme çabası içinde olmamaları, aksine bu gerçeği göz ardı etmeleri eleştirilmektedir. Bu, onların Allah'ın mutlak ilmini ve ahiretteki hesaplaşmayı hafife almalarının bir göstergesidir."}]},{"word":"يَشْهَدَ","root":"ش ه د","rootLatin":"ş-h-d","meaning":"Şahitlik etmek, tanıklık etmek, hazır bulunmak; ayette azaların kıyamet günü aleyhte tanıklık etmesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'شهادة' (şehâde) kelimesinin, bir şeyi gözlemleyerek veya bilgi sahibi olarak haber vermek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يَشْهَدَ' fiili, kulakların, gözlerin ve derilerin, işlenen günahlara bizzat tanık olmaları ve kıyamet günü bu tanıklıklarını dile getirmeleri anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın adaletinin tecellisi ve insanların kendi amelleriyle yüzleşmesi gerçeğini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'شهادة' kelimesinin hem hazır bulunma hem de tanıklık etme anlamlarını içerdiğini ifade eder. Ayetteki 'يَشْهَدَ' fiili, azaların işlenen günahlara bizzat şahit olmaları ve bu şahitliklerini Allah katında dile getirmeleri demektir. Bu, insanların günahlarını işlerken yalnız olmadıklarını, kendi bedenlerinin bile onlara karşı delil olacağını gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ş-h-d' kökünün Kur'an'da genellikle 'şahitlik etmek', 'tanık olmak', 'hazır bulunmak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, azaların, insanların işlediği fiillere bizzat tanık olmaları ve bu tanıklıklarını ahirette dile getirmeleri şeklinde mecazi bir anlatımdır. Bu, Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini ve insanların amellerinin kaydedildiğini vurgular."}]},{"word":"ظَنَنتُمْ","root":"ظ ن ن","rootLatin":"z-n-n","meaning":"Zannetmek, sanmak, tahmin etmek; ayette ise yanlış bir inançla Allah'ın her şeyi bilmediğini düşünmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'ظن' (zann) kelimesinin, bir şey hakkında kesin bilgiye dayanmayan bir kanaat veya tahmin olduğunu belirtir. Ayetteki 'ظَنَنتُمْ' ifadesi, insanların Allah'ın ilmi hakkında yanlış bir kanaate sahip olduklarını, O'nun her şeyi bilmediğini sandıklarını ifade eder. Bu zan, onları günah işlemeye sevk eden temel yanılgıdır ve ahiretteki pişmanlıklarının kaynağı olacaktır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ظن' kelimesinin hem kesin bilgiye yakın bir kanaat hem de şüphe ve tereddüt içeren bir tahmin anlamına gelebileceğini açıklar. Bu ayetteki 'ظَنَنتُمْ' ifadesi, insanların Allah'ın ilmi konusunda kesin olmayan, yanlış ve batıl bir inanca sahip olduklarını gösterir. Bu zan, onların Allah'ın kudretini ve ahiret hesabını hafife almalarına yol açmıştır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zann' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, yani gerçeğe aykırı, temelsiz bir inanç veya tahmin olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ظَنَنتُمْ' ifadesi, insanların Allah'ın ilmi hakkında besledikleri bu yanlış zannın, onların ahlaki yozlaşmalarının ve ahiretteki azabın temel nedeni olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın mutlak ilmine karşı bir cehalet ve küstahlıktır."}]},{"word":"تَعْمَلُونَ","root":"ع م ل","rootLatin":"a-m-l","meaning":"Yapmak, işlemek, eylemde bulunmak; ayette insanların dünyada işledikleri fiilleri, amelleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'عمل' (amel) kelimesinin, bir irade ve kasıtla yapılan her türlü fiil anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَعْمَلُونَ' ifadesi, insanların dünyada bilinçli olarak işledikleri iyi veya kötü tüm fiilleri kapsar. Bu fiiller, kıyamet günü azaların şahitliğiyle ortaya konacak ve insanlar bu amellerinin karşılığını göreceklerdir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'amel' kelimesinin, bir maksat ve irade ile yapılan iş olduğunu, 'fiil' kelimesinden daha özel bir anlam taşıdığını belirtir. Ayetteki 'تَعْمَلُونَ' ifadesi, insanların Allah'ın ilmini hiçe sayarak işledikleri günahları ve diğer tüm fiilleri ifade eder. Bu, her amelin kaydedildiği ve karşılığının verileceği gerçeğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'a-m-l' kökünün Kur'an'da genellikle 'yapmak', 'işlemek', 'icra etmek' anlamlarında kullanıldığını ve insanın iradesiyle gerçekleştirdiği her türlü eylemi ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'تَعْمَلُونَ' ifadesi, insanların Allah'ın ilmini göz ardı ederek işledikleri günahları ve diğer tüm fiilleri kapsar. Bu, amellerin ahiretteki önemini ve hesabını vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Fussilet, 41:22*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Fussilet, 41:22*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Fussilet, 41:22*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Fussilet, 41:22*
