# Fussilet Sûresi, 35. Âyet (41:35)

> وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

*Vemâ yulakkâhâ illâ-lleżîne saberû vemâ yulakkâhâ illâ żû hazzin ‘azîm(in)*

**Meal (Diyanet):** Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/41/35

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Fussilet Suresi'nin 35. ayeti, sabır ve büyük bir nasip sahibi olmanın, iyiliği kötülüğe tercih etme ve affetme gibi yüce ahlaki erdemlere ulaşmanın temel şartları olduğunu vurgular. Ayet, bu erdemlere ancak belirli niteliklere sahip kişilerin erişebileceğini dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"يُلَقَّىٰهَآ","root":"ل ق ي","rootLatin":"l-q-y","meaning":"Bu erdemlere veya bu davranış biçimine kavuşmak, ona nail olmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'لقي' kökünün bir şeye ulaşmak, ona kavuşmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يُلَقَّىٰهَا' ifadesi, bahsedilen yüce ahlaki mertebeye (kötülüğü iyilikle savma) ancak belirli niteliklere sahip kişilerin erişebileceğini, bu mertebenin onlara nasip olacağını ifade eder. Bu, pasif bir 'verilme'den ziyade, aktif bir 'ulaşma' ve 'hak etme' anlamı taşır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'لقي' fiilinin Kur'an'da bazen 'bulmak', 'rastlamak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda ise, bu erdemin ancak sabredenler ve büyük bir nasip sahipleri tarafından 'bulunabileceği', 'elde edilebileceği' mecazi anlamını taşır. Bu, bir tür 'karşılaşma' ve 'elde etme' durumunu ifade eder."}]},{"word":"صَبَرُوا۟","root":"ص ب ر","rootLatin":"s-b-r","meaning":"Zorluklara, sıkıntılara ve nefsin arzularına karşı direnç göstermek, sebat etmek ve tahammül etmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'صبر' kelimesini nefsi hoşlanmadığı şeylerden alıkoymak olarak tanımlar. Ayetteki 'صبروا' ifadesi, kötülüğe iyilikle karşılık verme gibi zorlu bir ahlaki duruşu sergileyebilmek için gerekli olan irade gücünü ve tahammülü ifade eder. Bu, sadece pasif bir bekleyiş değil, aktif bir direnç ve sebat halidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sabır' kavramının Kur'an'daki temel anlamının, zorluklar karşısında metanetini korumak ve Allah'ın emirlerine bağlı kalmak olduğunu belirtir. Fussilet 35'teki 'sabredenler', düşmanlık ve kötülük karşısında bile ahlaki prensiplerinden taviz vermeyen, öfkesini yenen ve affetme erdemini gösterebilen kişilerdir. Bu, Kur'an'ın ideal insan tipinin önemli bir özelliğidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'sabır'ı nefsi şikayetten alıkoymak ve musibetlere karşı dayanmak olarak açıklar. Ayetteki 'صبروا' ifadesi, düşmanın kötülüğüne karşı iyilikle mukabele etmenin getirdiği zorluğa katlanma, nefsin intikam arzusunu bastırma ve bu yüce ahlakı sürdürme yeteneğini vurgular."}]},{"word":"حَظٍّ","root":"ح ظ ظ","rootLatin":"h-z-z","meaning":"Nasip, pay, kısmet ve şans anlamlarına gelir; ayetteki bağlamda ise Allah tarafından bahşedilmiş özel bir lütuf ve imtiyazı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'حظّ' kelimesini bir kişinin elde ettiği pay veya nasip olarak tanımlar. Ayetteki 'ذو حظّ عظيم' ifadesi, kötülüğe iyilikle karşılık verme gibi yüksek bir ahlaki mertebeye ulaşmanın, sadece kişisel çabayla değil, aynı zamanda ilahi bir lütuf ve özel bir nasip ile mümkün olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın seçkin kullarına bahşettiği bir özelliktir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'حظّ' kelimesinin genellikle hayırlı ve güzel şeylerden elde edilen pay için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'büyük nasip' ifadesi, bu ahlaki erdemi gösterebilen kişilerin, Allah katında özel bir konuma sahip olduklarını ve bu yeteneğin onlara verilmiş ilahi bir ihsan olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'حظّ' kelimesinin hem dünyevi hem de uhrevi paylar için kullanılabileceğini ifade eder. Fussilet 35'teki 'büyük nasip', sadece dünyevi bir şans değil, aynı zamanda ahirette de karşılığı olacak, Allah'ın rızasını kazandıracak yüce bir ahlaki erdemi ifade eden manevi bir paydır."}]},{"word":"عَظِيمٍ","root":"ع ظ م","rootLatin":"a-z-m","meaning":"Büyük, yüce, ulu ve önemli anlamlarına gelir; ayetteki bağlamda 'nasip' kelimesini niteleyerek onun değerini ve büyüklüğünü vurgular.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'عظيم' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir şeyin büyüklüğünü, yüceliğini ve önemini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'حظٍّ عظيمٍ' ifadesi, bu nasibin sıradan bir pay olmadığını, aksine Allah katında çok değerli ve büyük bir lütuf olduğunu vurgular. Bu, sabırla elde edilen ahlaki erdemin ne kadar kıymetli olduğunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'azim' kelimesinin Kur'an'da nitelenen şeyin hem nicelik hem de nitelik olarak üstünlüğünü ifade ettiğini belirtir. Fussilet 35'te 'büyük nasip' olarak çevrilen ifade, kötülüğe iyilikle karşılık verme yeteneğinin, sadece bir şans değil, aynı zamanda manevi değeri çok yüksek, Allah tarafından özel olarak bahşedilmiş bir imtiyaz olduğunu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["sabir","imtihan-bela","takva"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"يُلَقَّىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"تَلَقَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"verilir"},{"position":2,"surface":"هَآ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"o (kadın)"},{"position":3,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":4,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":5,"surface":"صَبَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"s-b-r","lemma":"صَبَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"sabrettiler"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":7,"surface":"يُلَقَّىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"تَلَقَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"verilir"},{"position":7,"surface":"هَآ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"o (kadın)"},{"position":8,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":9,"surface":"ذُو","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Hamse","root":"ذ-و","rootLatin":"dh-w","lemma":"ذُو","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için merfû","gloss":"sahip"},{"position":10,"surface":"حَظٍّ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ح-ظ-ظ","rootLatin":"h-z-z","lemma":"حَظّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"nasip, pay"},{"position":11,"surface":"عَظِيمٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"'-z-m","lemma":"عَظِيم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"büyük"}]
