# Fussilet Sûresi, 48. Âyet (41:48)

> وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ ۖ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

*Ve dalle ‘anhum mâ kânû yed'ûne min kabl(u)(s) ve zannû mâ lehum min mehîs(in)*

**Meal (Diyanet):** Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/41/48

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde müşriklerin durumunu tasvir ederken, daha önce taptıkları ilahların kendilerinden uzaklaştığını ve kaçış yollarının kalmadığını vurgulamaktadır. Ayet, 'dalâl', 'duâ', 'zann' ve 'mahîs' gibi temel kavramlar üzerinden bu çaresizliği ve hakikatin ortaya çıkışını dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"وَضَلَّ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Kaybolmak, sapmak, uzaklaşmak, bir şeyi bulamamak anlamında olup, burada taptıkları şeylerin onlardan uzaklaşması ve fayda vermemesi kastedilir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'dalâl' kelimesini doğru yoldan sapmak, hedeften şaşmak olarak tanımlar. Ayetteki 'وَضَلَّ عَنْهُم' ifadesi, taptıkları putların veya ilahların onlara fayda sağlamaktan aciz kalması, kaybolup gitmesi ve onlardan uzaklaşması anlamındadır. Bu, onların bekledikleri yardımın gerçekleşmemesi ve putların bir hiç olduğunu anlamalarıdır."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'dalâl' kelimesinin bazen 'kaybolmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, müşriklerin taptıkları ilahların kıyamet günü onlardan kaybolması, yani onlara hiçbir fayda sağlayamaması ve ortadan kalkması manasındadır. Onların umut bağladıkları şeylerin yok oluşunu ifade eder."}]},{"word":"يَدْعُونَ","root":"د ع و","rootLatin":"d-'-v","meaning":"Çağırmak, yalvarmak, ibadet etmek, yardım dilemek anlamında olup, burada müşriklerin önceden taptıkları ve yardım diledikleri ilahları ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'دعاء' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, bunlardan birinin de 'ibadet etmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ' ifadesi, müşriklerin Allah'tan başka taptıkları, yalvardıkları ve kendilerinden medet umdukları putları veya varlıkları kasteder. Bu, onların şirk koşma eylemlerini dile getirir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'دعاء' kelimesinin 'ibadet' ve 'yardım isteme' anlamlarını vurgular. Ayetteki kullanım, müşriklerin dünyadayken taptıkları ve kendilerinden yardım bekledikleri sahte ilahları ifade eder. Kıyamet günü bu ilahların onlara hiçbir fayda sağlamayacağı gerçeğini ortaya koyar."}]},{"word":"وَظَنُّوا۟","root":"ظ ن ن","rootLatin":"z-n-n","meaning":"Sanmak, zannetmek, kesin olarak bilmek veya tahmin etmek anlamında olup, burada kesin bir bilgiye ulaşma, gerçeği idrak etme manasındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zann' kelimesinin bazen 'yakîn' (kesin bilgi) anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'وَظَنُّوا۟' ifadesi, müşriklerin kıyamet günü kaçacak yerlerinin olmadığını kesin olarak anlamaları, bu gerçeği idrak etmeleri manasındadır. Artık şüpheye yer bırakmayacak şekilde hakikati görmüşlerdir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zann' kelimesinin Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, yani kesin olmayan bilgi veya yanlış tahmin anlamında kullanıldığını, ancak bazı bağlamlarda 'yakîn' (kesin bilgi) anlamını da taşıyabildiğini belirtir. Bu ayetteki 'ظَنُّوا۟', onların artık kaçışlarının olmadığını kesin bir şekilde idrak etmelerini, yani bu gerçeği 'bilmelerini' ifade eder."}]},{"word":"مَّحِيصٍ","root":"ح ي ص","rootLatin":"h-y-s","meaning":"Kaçacak yer, sığınak, kurtuluş yolu anlamında olup, burada kıyamet gününde azaptan kaçış imkanının kalmadığını ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'محِيص' kelimesini 'kaçış yeri' veya 'sığınak' olarak açıklar. Ayetteki 'مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ' ifadesi, kıyamet günü müşrikler için azaptan kaçacak, sığınacak veya kurtulacak hiçbir yerin kalmadığını, çaresiz bir durumda olduklarını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'حاص يحِيص حَيصاً' fiilinin 'kaçmak, uzaklaşmak' anlamına geldiğini ve 'محِيص' kelimesinin de 'kaçış yeri' veya 'kaçış imkanı' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, onların artık ilahi adaletten veya azaptan kurtulma şanslarının olmadığını, tüm yolların kapandığını kesin bir dille ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","ahiret-mukafat","cehennem","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ضَلَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"ضَلَّ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"uzaklaştı"},{"position":2,"surface":"عَنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den"},{"position":2,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":3,"surface":"مَّا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"şeyler"},{"position":4,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":5,"surface":"يَدْعُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"د-ع-و","rootLatin":"d-'-w","lemma":"دَعَا","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb/cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"yalvarıyorlardı"},{"position":6,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den"},{"position":7,"surface":"قَبْلُ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَبْل","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İzafetten kesildiği ve zamme üzere mebnî olduğu için","gloss":"önce"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":8,"surface":"ظَنُّوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ظ-ن-ن","rootLatin":"z-n-n","lemma":"ظَنَّ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"sandılar"},{"position":9,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"yoktur"},{"position":10,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":10,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":11,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Zâide Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"hiçbir"},{"position":12,"surface":"مَّحِيصٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar Mîmî","root":"ح-ي-ص","rootLatin":"h-y-s","lemma":"مَحِيص","form":"Mef'il","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû (lafzen mecrûr, mahallen merfû)","gloss":"kaçacak yer"}]
