# Fussilet Sûresi, 49. Âyet (41:49)

> لَّا يَسْـَٔمُ ٱلْإِنسَـٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌ قَنُوطٌ

*Lâ yes-emu-l-insânu min du'â-i-lḣayri ve-in messehu-şşerru feyeûsun kanût(un)*

**Meal (Diyanet):** İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/41/49

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, insanın iyilik karşısındaki doyumsuzluğunu ve zorluklar karşısındaki çabuk ümitsizliğe düşüşünü dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'ye'seme', 'duâ' ve 'şerr' kavramları üzerinden insan psikolojisinin zıt kutupları vurgulanmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَسْـَٔمُ","root":"س-ء-م","rootLatin":"s-e-m","meaning":"İnsanın iyilik istemekten bıkmaması, usanmaması halini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'se'm' kelimesini bir şeyden bıkmak, usanmak ve ondan yüz çevirmek olarak açıklar. Ayetteki 'lâ yes'emu' ifadesi, insanın hayır talep etmekten asla bıkmadığını, sürekli daha fazlasını istediğini vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'se'm' kelimesini 'melâl' (bıkkınlık) ile eş anlamlı kullanır. Ayetteki bağlamda, insanın hayır isteme konusunda bir bıkkınlık veya yorgunluk hissetmediğini, aksine sürekli talepkar olduğunu belirtir."}]},{"word":"ٱلْإِنسَـٰنُ","root":"أ-ن-س","rootLatin":"e-n-s","meaning":"Akıl ve irade sahibi, sosyal bir varlık olan insan türünü ifade eder.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'insan' kavramının Kur'an'da genellikle zayıf, aceleci, nankör ve unutkan yönleriyle ele alındığını belirtir. Bu ayette de insanın iyilik karşısındaki doyumsuzluğu ve kötülük karşısındaki ümitsizliğiyle bu zayıf yönüne işaret edilmektedir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'insan'ı 'nisyân' (unutkanlık) kökünden türemiş olarak kabul eden görüşe yer verir. Ayetteki bağlamda, insanın iyiliklere karşı doyumsuz, kötülükler karşısında ise çabuk ümitsizliğe düşen unutkan ve zayıf tabiatına vurgu yapılır."}]},{"word":"دُعَآءِ","root":"د-ع-و","rootLatin":"d-a-v","meaning":"İyilik talep etme, isteme ve dua etme eylemini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'duâ'yı bir şeyi kendine doğru çekmek, çağırmak veya birinden yardım istemek olarak tanımlar. Ayetteki 'duâi'l-hayr' ifadesi, insanın sürekli olarak hayrı, iyiliği ve menfaati talep etme eğilimini gösterir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'duâ' kelimesini 'talep' (istek) anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda, insanın dünyevi iyilikleri ve menfaatleri talep etmekten asla bıkmadığını, sürekli bu yönde bir istek içinde olduğunu belirtir."}]},{"word":"ٱلْخَيْرِ","root":"خ-ي-ر","rootLatin":"h-y-r","meaning":"İnsanın arzu ettiği, faydalı ve güzel olan her şeyi kapsayan iyilik kavramını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hayr'ı, herkesin arzu ettiği ve faydalı gördüğü şey olarak tanımlar. Ayetteki 'duâi'l-hayr' ifadesi, insanın maddi ve manevi tüm iyilikleri, menfaatleri ve güzellikleri talep etme arzusunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'hayr' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve genellikle 'şerr'in zıttı olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette, insanın sürekli olarak kendisine fayda sağlayacak şeyleri isteme eğilimine işaret eder."}]},{"word":"ٱلشَّرُّ","root":"ش-ر-ر","rootLatin":"ş-r-r","meaning":"İnsana dokunan, zarar veren, hoş olmayan her türlü kötülük, musibet ve olumsuzluğu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'şerr'i, insanın nefret ettiği ve hoşlanmadığı şey olarak tanımlar. Ayetteki 'messehü'ş-şerr' ifadesi, insana bir musibet, sıkıntı veya zarar dokunduğunda gösterdiği tepkiyi, yani ümitsizliğe düşmesini anlatır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'şerr'in 'hayr'ın zıttı olduğunu ve genellikle hoşa gitmeyen, kötü sonuçlar doğuran durumları ifade ettiğini belirtir. Ayette, insanın başına gelen olumsuzluklar karşısındaki psikolojik çöküşünü vurgular."}]},{"word":"فَيَـُٔوسٌ","root":"ي-ء-س","rootLatin":"y-e-s","meaning":"Umutsuzluğa düşen, çaresiz kalan ve beklentisi kalmayan kişiyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ye's'i, bir şeyin gerçekleşmesinden ümidi kesmek olarak açıklar. Ayetteki 'fey'eûsün' ifadesi, insana bir kötülük dokunduğunda hemen ümitsizliğe kapıldığını, Allah'ın rahmetinden ve yardımından ümidini kestiğini gösterir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ye's' kelimesini 'kunut' (ümitsizlik) ile eş anlamlı olarak kullanır. Ayetteki 'fey'eûsün kanûtun' ifadesi, insanın başına gelen musibetler karşısında derin bir ümitsizliğe ve karamsarlığa düştüğünü pekiştirir."}]},{"word":"قَنُوطٌ","root":"ق-ن-ط","rootLatin":"k-n-t","meaning":"Derin bir ümitsizliğe kapılan, Allah'ın rahmetinden ümidini kesen kişiyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kunût'u, hayırdan ümidi kesmek ve ümitsizliğe düşmek olarak tanımlar. Ayetteki 'kanûtun' kelimesi, 'ye's' kelimesini pekiştirerek, insanın başına gelen kötülükler karşısında tam bir çaresizlik ve karamsarlık içine girdiğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kunût' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın rahmetinden ümit kesme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de insanın zorluklar karşısında Allah'ın yardımından ve rahmetinden ümidini keserek derin bir karamsarlığa düştüğünü ifade eder."}]}]}
