# Şûrâ Sûresi, 26. Âyet (42:26)

> وَيَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ ۚ وَٱلْكَـٰفِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

*Ve yestecîbu-lleżîne âmenû ve 'amilû-ssâlihâti ve yezîduhum min fadlih(i)(c) velkâfirûne lehum ‘ażâbun şedîd(un)*

**Meal (Diyanet):** Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/42/26

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, iman edenlerin dualarının kabulü ve amellerinin karşılığının artırılması ile inkarcıların akıbeti arasındaki zıtlığı vurgulamaktadır. Temel olarak iman, salih amel, icabet ve fazl kavramları üzerinden ilahi adalet ve lütuf ilişkisini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَسْتَجِيبُ","root":"ج و ب","rootLatin":"c-v-b","meaning":"Allah'ın, iman edenlerin dualarını kabul etmesi ve onlara karşılık vermesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cevap (إجابة), bir davete veya isteğe karşılık vermektir. 'İstecâbe' (استجاب) fiili ise, bir şeyi kabul etmek, bir isteği yerine getirmek anlamındadır. Ayetteki 'yestecîbu' ifadesi, Allah'ın müminlerin dualarına olumlu karşılık vermesi, onların dileklerini kabul etmesi ve onlara lütufta bulunması manasını taşır. Bu, sadece bir işitme değil, aynı zamanda bir eylemle karşılık vermedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"İstecâbe fiili, Kur'an'da genellikle 'icabet etmek', 'karşılık vermek' anlamında kullanılır. Burada Allah'ın müminlerin dualarına icabet etmesi, onların isteklerini yerine getirmesi mecazıyla, Allah'ın onlara olan lütfunu ve yakınlığını ifade eder. Bu, Allah'ın müminlere özel bir muamelesidir."}]},{"word":"ءَامَنُوا۟","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a, peygamberlerine ve indirdiklerine kalpten inanmak, tasdik etmek ve güvenmek.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İman (إيمان) kavramı, Kur'an'da sadece bir tasdik değil, aynı zamanda bir güven ve teslimiyet halidir. 'Âmenû' (آمنوا) fiili, Allah'a ve O'nun gönderdiklerine tam bir itimatla bağlanmayı ifade eder. Bu, sadece zihinsel bir kabul değil, aynı zamanda kalbi bir bağlılık ve eyleme dökülen bir inançtır. Ayetteki kullanımı, salih amellerle birlikte anılarak, imanın eylemle bütünleşmiş bir kavram olduğunu gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Emn (أمن) kökünden türeyen iman, korkunun zıttı olan güven ve emniyet halidir. 'Âmene' (آمن) fiili, bir şeyi tasdik etmek, doğrulamak ve ona güvenmek anlamındadır. Ayetteki 'âmenû' ifadesi, Allah'a ve O'nun vaatlerine tam bir güvenle inanmayı, bu inancın getirdiği huzur ve emniyet duygusunu ifade eder. Bu iman, salih amellerle pekiştirildiğinde Allah'ın icabetine mazhar olur."}]},{"word":"ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ","root":"ص ل ح","rootLatin":"s-l-h","meaning":"İyi, doğru, faydalı ve Allah'ın rızasına uygun olan her türlü amel ve davranış.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Salih (صالح), fesadın zıttıdır ve doğru, iyi, faydalı olanı ifade eder. 'Salihât' (صالحات) ise, Allah'ın emrettiği ve rızasına uygun olan, hem dünya hem de ahiret için hayırlı olan amelleri kapsar. Ayetteki 'amelû's-sâlihât' ifadesi, imanın pratik bir tezahürü olarak, sadece niyetin değil, aynı zamanda fiiliyatın da önemini vurgular. Bu ameller, Allah'ın icabetine ve fazlına vesile olur."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Salihât kavramı, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Sadece ibadetleri değil, aynı zamanda ahlaki erdemleri, toplumsal faydayı gözeten davranışları ve her türlü hayırlı işi içerir. Ayetteki bağlamda, imanla birlikte zikredilmesi, imanın kuru bir iddia olmaktan öte, hayatın her alanına yansıyan yapıcı ve olumlu eylemlerle tamamlanması gerektiğini gösterir."}]},{"word":"فَضْلِهِۦ","root":"ف ض ل","rootLatin":"f-d-l","meaning":"Allah'ın kullarına lütuf ve ihsanı, hak ettiklerinden fazlasını vermesi.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fazl (فضل), bir şeyin aslından veya hak edilenden fazla olmasıdır. Allah'ın fazlı, O'nun kullarına hak ettiklerinden daha fazlasını, bir lütuf ve ihsan olarak vermesidir. Ayetteki 'yezîduhum min fadlihî' ifadesi, Allah'ın iman edip salih amel işleyenlere, amellerinin karşılığını kat kat artırarak, kendi cömertliğinden ve lütfundan vermesini ifade eder. Bu, ilahi cömertliğin ve sınırsız ihsanın bir göstergesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fazl, bir şeyin diğerinden üstün olması veya bir şeye ek olarak verilen fazlalık anlamına gelir. Allah'ın fazlı ise, O'nun kullarına karşılıksız olarak bahşettiği nimetler, ihsanlar ve lütuflardır. Ayetteki bağlamda, müminlerin amellerine karşılık olarak Allah'ın onlara bahşettiği artırılmış mükafat ve bereket, O'nun sonsuz fazlının bir tecellisidir."}]},{"word":"ٱلْكَـٰفِرُونَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Hakkı örten, Allah'ın ayetlerini inkar eden ve nankörlük eden kimseler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Küfr (كفر) kelimesi, aslen bir şeyi örtmek anlamına gelir. 'Kâfir' (كافر) ise, hakkı örten, Allah'ın nimetlerini inkar eden ve O'na nankörlük eden kişidir. Ayetteki 'el-kâfirûn' ifadesi, iman edenlerin ve salih amel işleyenlerin zıttı olarak, Allah'ın varlığını, birliğini ve gönderdiği mesajı reddedenleri ifade eder. Onların akıbeti, iman edenlerin mükafatının aksine, çetin bir azaptır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Küfr kavramı, Kur'an'da sadece bir inançsızlık değil, aynı zamanda bir nankörlük ve gerçeği bilerek reddetme eylemidir. 'Kâfirûn', Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin getirdiği hakikatleri bile bile inkar eden, bu hakikatleri örtbas eden kimselerdir. Ayetteki kullanımı, iman ve salih amelin getirdiği mükafatın karşısında, küfrün getireceği cezanın şiddetini vurgulamak için bir karşıtlık oluşturur."}]},{"word":"عَذَابٌ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"İnkarcılara verilecek olan şiddetli ve acı verici ceza.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak veya acı vermek anlamındadır. Kur'an'da ise, genellikle Allah'ın günahkarlara ve inkarcılara verdiği ceza için kullanılır. Ayetteki 'azâbun şedîd' (عذاب شديد) ifadesi, bu cezanın şiddetli, dayanılmaz ve sürekli olacağını belirtir. Bu, inkarcıların dünya hayatındaki nankörlük ve isyanlarının ahiretteki karşılığıdır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Azâb, nefse acı veren, onu rahatsız eden her şeydir. Şiddetli (şedîd) sıfatıyla birlikte kullanılması, bu azabın niteliğini ve derecesini pekiştirir. Ayetteki 'lehum azâbun şedîd' ifadesi, inkarcılar için kaçınılmaz ve çok ağır bir cezanın varlığını kesin bir dille ifade eder. Bu, Allah'ın adaletinin bir tecellisi olarak, inkarcıların amellerine uygun bir karşılıktır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["iman","ahiret-mukafat","cehennem","dua","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَيَسْتَجِيبُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-و-ب","rootLatin":"j-w-b","lemma":"اِسْتِجَابَة","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"ve icabet eder, kabul eder"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için mebnî; 'yestecîbu' fiilinin fâili konumunda","gloss":"o kimseler ki"},{"position":3,"surface":"ءَامَنُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"أ-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"إِيمَان","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iman ettiler"},{"position":4,"surface":"وَعَمِلُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمَل","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ve yaptılar"},{"position":5,"surface":"ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ص-ل-ح","rootLatin":"s-l-h","lemma":"صَالِحَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"'amilû' fiilinin mef'ûlün bih'i olduğu için mansûb (kesra ile)","gloss":"salih amelleri"},{"position":6,"surface":"وَيَزِيدُهُم","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ز-ي-د","rootLatin":"z-y-d","lemma":"زِيَادَة","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"ve onlara artırır"},{"position":6,"surface":"هُم","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için mebnî; 'yezîdu' fiilinin mef'ûlün bih'i konumunda","gloss":"onlara"},{"position":7,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":8,"surface":"فَضْلِهِۦ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ف-ض-ل","rootLatin":"f-d-l","lemma":"فَضْل","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"lütfundan"},{"position":8,"surface":"هِۦ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için mebnî; 'fadl' kelimesinin muzâfun ileyh'i konumunda","gloss":"O'nun"},{"position":9,"surface":"وَٱلْكَـٰفِرُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَافِر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"inkarcılar ise"},{"position":10,"surface":"لَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"onlar için"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için mebnî; harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr mahallen","gloss":"onlar"},{"position":11,"surface":"عَذَابٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda-i muahhar olduğu için merfû","gloss":"bir azap vardır"},{"position":12,"surface":"شَدِيدٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ش-د-د","rootLatin":"sh-d-d","lemma":"شَدِيد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"'azâbun' kelimesinin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"şiddetli"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmed Avni Konuk · *42/26*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmed Avni Konuk · *42/26*
- **Şûrâ Sûresi** · *42/26*
- **Şu'arâ Sûresi** · *42/26*
- **Şu'arâ Sûresi** · *42/26*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmed Avni Konuk · *42/26*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmed Avni Konuk · *42/26*
- **Şûrâ Sûresi** · *42/26*
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Sûre 26-27*
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Sûre 26-27*
- **Şûrâ Sûresi** · *42/26*
- **Şûrâ Sûresi** · *42/26*
