# Şûrâ Sûresi, 41. Âyet (42:41)

> وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِۦ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِم مِّن سَبِيلٍ

*Velemeni-ntesara ba'dezulmihi feulâ-ike mâ ‘aleyhim min sebîl(in)*

**Meal (Diyanet):** Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/42/41

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, zulme uğrayan ve sonrasında hakkını arayan kişilerin durumunu ele almaktadır. Dilbilimsel olarak 'intasar' ve 'zulm' kavramları, mağduriyet ve hak arayışının semantik derinliğini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱنتَصَرَ","root":"ن ص ر","rootLatin":"n-s-r","meaning":"Zulme uğradıktan sonra hakkını almak, yardım görmek veya zafer kazanmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nasr (نصر) kelimesi, düşmana karşı yardım etmek ve destek olmak anlamına gelir. 'İntasara' (انتصر) ise, kişinin kendisine yardım edilmesi veya hakkını alması, zafer kazanması demektir. Ayetteki 've limeni'ntasara ba'de zulmihi' ifadesi, zulme uğradıktan sonra hakkını alan, kendini savunan veya intikam alan kişiyi ifade eder. Bu, pasif bir yardım beklemekten ziyade, aktif bir hak arayışını ve galip gelmeyi vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Nasr (نصر), birine yardım etmek, destek olmak demektir. 'İntasara' (انتصر) ise, kişinin kendi hakkını alması, zulme karşı galip gelmesi anlamındadır. Ayetteki bağlamda, zulme uğrayan kişinin pasif kalmayıp, meşru yollarla hakkını geri almasını veya kendini savunmasını ifade eder. Bu, bir tür 'kendine yardım etme' veya 'hakkını geri alma' eylemidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Nasr kökünden türeyen 'intasar', Kur'an'da genellikle Allah'ın müminlere yardımı veya müminlerin düşmanlarına karşı zafer kazanması bağlamında kullanılır. Ancak bu ayetteki 'intasar ba'de zulmihi' ifadesi, bireysel bir mağduriyetin ardından gelen meşru bir misilleme veya hak arayışını ifade eder. Bu, bir tür 'adil karşılık verme' eylemi olarak yorumlanabilir ve zulme uğrayanın pasif kalmaması gerektiğini vurgular."}]},{"word":"ظُلْمِهِۦ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık, adaletsizlik, bir şeyi ait olduğu yerden başka yere koymak veya haddi aşmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulm (ظلم), bir şeyi ait olduğu yerin dışına koymak, haddi aşmak demektir. Bu, hem Allah'ın hakkına tecavüz (şirk gibi), hem de insanların haklarına tecavüz (haksızlık, eziyet) şeklinde olabilir. Ayetteki 'ba'de zulmihi' ifadesi, kişinin başkası tarafından haksızlığa, adaletsizliğe veya eziyete uğramış olmasını ifade eder. Bu, 'intasar' eyleminin meşruiyet zeminini oluşturan temel haksızlığı belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Zulm (ظلم), bir şeyi yerinden etmek, haksızlık yapmak demektir. Kur'an'da çeşitli bağlamlarda kullanılır ve genellikle birinin hakkına tecavüz etmeyi ifade eder. Bu ayetteki 'zulmihi' kelimesi, 'kendisine yapılan haksızlık' anlamındadır ve 'intasar' fiilinin gerçekleştiği olumsuz durumu açıklar. Bu, bir mağduriyetin varlığını ve bu mağduriyetin giderilmesi gerektiğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Zulm kavramı, Kur'an'da geniş bir semantik alana sahiptir ve genellikle 'adaletsizlik', 'haksızlık', 'sınırları aşma' ve 'bir şeyi yanlış yere koyma' anlamlarını içerir. Bu ayetteki 'zulmihi', kişinin maruz kaldığı haksız muameleyi, yani başkası tarafından kendisine yapılan adaletsizliği ifade eder. Bu, 'intasar' eyleminin ahlaki ve hukuki gerekçesini oluşturan temel bir kavramdır."}]},{"word":"سَبِيلٍ","root":"س ب ل","rootLatin":"s-b-l","meaning":"Yol, yöntem, gerekçe veya aleyhte bir durum anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sebîl (سبيل), yol demektir. Hem maddi hem de manevi yollar için kullanılır. Kur'an'da 'aleyhim min sebîl' (عليهم من سبيل) ifadesi, birine karşı bir yol, bir gerekçe veya bir suçlama olmaması anlamında kullanılır. Ayetteki 'mâ aleyhim min sebîl' ifadesi, zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimselere karşı herhangi bir kınama, suçlama veya aleyhte bir gerekçe bulunmadığını, yani onların bu eylemlerinin meşru olduğunu belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Sebîl (سبيل), gidilen yol demektir. Mecazi olarak 'gerekçe', 'bahane' veya 'suçlama' anlamında da kullanılır. 'Maa aleyhim min sebîl' ifadesi, onlara karşı bir yol, yani onları kınayacak, suçlayacak veya aleyhlerine hüküm verecek bir gerekçe olmadığını ifade eder. Bu, zulme uğrayanın hakkını aramasının meşruiyetini ve bu eyleminden dolayı kınanamayacağını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Sebîl kelimesi, Kur'an'da genellikle 'yol', 'tarz' veya 'gerekçe' anlamlarında kullanılır. 'Aleyhim min sebîl' kalıbı, birine karşı bir suçlama, bir kınama veya bir yaptırım yolu olmaması durumunu ifade eder. Bu ayette, zulme uğrayıp hakkını alan kişilerin, bu eylemlerinden dolayı herhangi bir hukuki veya ahlaki sorumluluk taşımadıklarını, yani eylemlerinin haklı ve meşru olduğunu belirtir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["adalet","hukuk-ceza"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Velemeni"},{"position":2,"translit":"ntesara"},{"position":3,"translit":"ba'de"},{"position":4,"translit":"zulmihi"},{"position":5,"translit":"feulâ-ike"},{"position":6,"translit":"mâ"},{"position":7,"translit":"‘aleyhim"},{"position":8,"translit":"min"},{"position":9,"translit":"sebîl(in)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَمَنِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"Ve","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":1,"surface":"لَمَنِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İbtida","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"elbette","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":1,"surface":"مَنِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"kimse","binaDurumu":"Mebnî (ism-i şart)","gorev":"Mübteda"},{"position":2,"surface":"ٱنتَصَرَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ص-ر","rootLatin":"n-s-r","lemma":"اِنْتَصَرَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"hakkını aldı","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"بَعْدَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْدَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"sonra","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mekân zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":4,"surface":"ظُلْمِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","lemma":"ظُلْم","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"zulüm","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh","izafet":"Muzâf"},{"position":4,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onun","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":5,"surface":"فَأُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"işte","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":5,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُولَٰئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"onlar","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Mübteda"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yoktur","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":7,"surface":"عَلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"üzerine","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":7,"surface":"هِم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":8,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Zâide)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"bir","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":9,"surface":"سَبِيلٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-ب-ل","rootLatin":"s-b-l","lemma":"سَبِيل","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için lafzen mecrûr, ancak mahallen merfû (mübteda)","gloss":"yol","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/41*
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/41*
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/41*
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/41*
