# Şûrâ Sûresi, 46. Âyet (42:46)

> وَمَا كَانَ لَهُم مِّنْ أَوْلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ ۗ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ

*Vemâ kâne lehum min evliyâe yensurûnehum min dûni(A)llâh(i)(k) vemen yudlili(A)llâhu femâ lehu min sebîl(in)*

**Meal (Diyanet):** Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/42/46

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'tan başka dost ve yardımcı edinmenin anlamsızlığını ve Allah'ın saptırdığı kimse için kurtuluş yolu olmadığını vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, velayet, yardım ve yol kavramları etrafında şekillenerek ilahi kudret ve iradenin mutlaklığını ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَوْلِيَآءَ","root":"و-ل-ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostlar, koruyucular ve destekçiler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'velî' kelimesinin 'yakınlık' ve 'yardım' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'evliyâ' kelimesi, Allah'tan başka, yakınlık kurularak yardım ve destek beklenecek varlıkları ifade eder ki, bu beklentinin boşuna olduğu vurgulanır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'velî' kelimesini 'nasîr' (yardımcı) ve 'muhabbet' (dostluk) anlamlarıyla açıklar. Ayetteki 'evliyâ' ise, Allah'ın dışında, kendilerinden yardım ve dostluk umulan, ancak bu beklentiyi karşılayamayacak olan varlıkları mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'velî' kavramının Kur'an'da hem 'koruyucu, dost' hem de 'yardımcı' anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette 'evliyâ', Allah'ın mutlak velayetine karşı konumlandırılan, ancak gerçekte hiçbir koruma ve yardım gücüne sahip olmayan sahte dostları ve koruyucuları ifade eder."}]},{"word":"يَنصُرُونَهُم","root":"ن-ص-ر","rootLatin":"n-s-r","meaning":"Onlara yardım ederler, destek olurlar.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'nasr' kelimesinin 'yardım etmek, destek olmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'yensurûnehum', Allah'tan başka edinilen dostların, gerçekte hiçbir yardım gücüne sahip olamayacaklarını, dolayısıyla bu beklentinin boşuna olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'nasr' kökünün 'düşmana karşı yardım etmek, galip gelmesini sağlamak' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki kullanım, Allah'ın dışında bir kaynaktan beklenen yardımın, düşmanlara karşı veya zorluklar karşısında hiçbir fayda sağlamayacağını ifade eder."}]},{"word":"يُضْلِلِ","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Saptırır, doğru yoldan çıkarır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'dalâl' kelimesinin 'doğru yoldan sapmak, kaybolmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yudlil' fiili, Allah'ın iradesiyle bir kimsenin doğru yoldan uzaklaşmasını, hidayetten mahrum kalmasını ifade eder ve bu durumun Allah'ın mutlak kudretiyle ilişkisini gösterir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'dalâl' kelimesini 'hidayetin zıttı' olarak açıklar. Ayetteki 'yudlil', Allah'ın bir kimseyi hidayet yolundan uzaklaştırması, yani kendi iradesiyle sapmasına izin vermesi anlamında kullanılır ve bu durumun sonuçlarının kaçınılmaz olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'dalâl' kavramının Kur'an'da 'doğru yoldan sapma, kaybolma' ve 'yanlış yola girme' anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette 'yudlil', Allah'ın bir kimseyi hidayetten mahrum bırakması, yani kendi iradesiyle doğru yolu bulmasına engel olması anlamında kullanılır ve bu durumun ilahi takdirle ilişkisini vurgular."}]},{"word":"سَبِيلٍ","root":"س-ب-ل","rootLatin":"s-b-l","meaning":"Çıkar yol, kurtuluş yolu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sebîl' kelimesinin 'yol' anlamına geldiğini ve hem maddi hem de manevi yollar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sebîl', Allah'ın saptırdığı kimse için doğruya ulaşma, kurtuluşa erme veya hidayet bulma imkanının kalmadığını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'sebîl' kelimesinin 'gidilen yol, yöntem' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'min sebîl', Allah'ın saptırdığı kimse için doğruya veya kurtuluşa götürecek hiçbir yolun, yöntemin veya imkanın kalmadığını vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/46*
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/46*
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/46*
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *42/46*
