# Zuhruf Sûresi, 20. Âyet (43:20)

> وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَـٰنُ مَا عَبَدْنَـٰهُم ۗ مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

*Ve kâlû lev şâe-rrahmânu mâ ‘abednâhum(k) mâ lehum biżâlike min ‘ilm(in)(s) in hum illâ yaḣrusûn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/43/20

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Zuhruf Suresi'nin 20. ayeti, müşriklerin Allah'a ortak koşma eylemlerini meşrulaştırma çabalarını ve bu iddialarının temelsizliğini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, onların 'kulluk etmezdik' şeklindeki savunmalarının bilgiye değil, zan ve tahmine dayandığını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"شَآءَ","root":"ش ي أ","rootLatin":"ş-y-e","meaning":"Allah'ın dilemesi, irade etmesi anlamındadır ve müşriklerin kendi eylemlerini ilahi iradeye bağlama çabasını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şey' kelimesi, bir şeyin varlığını veya meydana gelmesini dilemek, irade etmek anlamındadır. Ayetteki 'şâe' fiili, Allah'ın mutlak iradesini ifade ederken, müşrikler bu iradeyi kendi sapkınlıklarına kılıf yapmaya çalışmaktadırlar. (s. 466)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Şâe fiili, 'diledi' demektir. Burada müşrikler, kendi şirklerini Allah'ın dilemesine bağlayarak sorumluluktan kaçınma eğilimindedirler. Bu, onların batıl bir iddiada bulunduklarını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'şâe' fiili, genellikle Allah'ın mutlak ve sınırsız iradesini ifade eder. Müşriklerin bu fiili kendi eylemlerine gerekçe göstermesi, ilahi iradeyi yanlış yorumlamaları ve kendi sorumluluklarını göz ardı etmeleridir."}]},{"word":"عَبَدْنَـٰهُم","root":"ع ب د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Müşriklerin Allah'tan başka varlıklara tapınma, kulluk etme eylemini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'Abd' kelimesi, boyun eğmek, itaat etmek ve tevazu göstermek anlamlarına gelir. 'İbadet' ise, en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu ile birlikte Allah'a yönelme halidir. Ayetteki 'abednâhum' ifadesi, müşriklerin Allah'tan başkasına bu tür bir kullukta bulunduklarını belirtir. (s. 319)"},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"İbadet, Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve boyun eğme halidir. Müşriklerin 'abednâhum' demesi, onların Allah'ın dışında taptıkları varlıklara karşı bu teslimiyeti gösterdiklerini ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"İbadet, Allah'a karşı tam bir huşu ve tevazu ile yapılan fiillerdir. Ayetteki kullanım, müşriklerin bu huşu ve tevazuyu Allah'tan başkasına yönelttiğini, dolayısıyla şirke düştüklerini açıkça ortaya koyar. (c. 4, s. 16)"}]},{"word":"عِلْمٍ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Müşriklerin iddialarını destekleyecek herhangi bir bilgi veya delile sahip olmadıklarını vurgular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'İlm', bir şeyi olduğu gibi idrak etmek, gerçeği kavramaktır. Ayetteki 'mâ lehum bi-zâlike min ilmin' ifadesi, müşriklerin kendi iddiaları için hiçbir sağlam bilgiye, delile veya kesinliğe sahip olmadıklarını, sadece zan ve tahmine dayandıklarını gösterir. (s. 580)"},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İlm, bir şeyin hakikatini bilmektir. Müşriklerin bu konuda bir ilimlerinin olmaması, onların söylediklerinin temelsiz ve batıl olduğunu kanıtlar."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'ilm' kavramı, genellikle kesin bilgi, delile dayalı gerçeklik ve hakikat anlamında kullanılır. Ayetteki olumsuzlama, müşriklerin iddialarının bu tür bir bilgiye dayanmadığını, aksine cehalet ve zan ürünü olduğunu belirtir."}]},{"word":"يَخْرُصُونَ","root":"خ ر ص","rootLatin":"h-r-s","meaning":"Müşriklerin gerçeğe dayanmayan, tahmini ve zan üzerine konuşmalarını ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"'Yahrusûn', tahmin yürütmek, zan ve yalan söylemek demektir. Ayetteki kullanımı, müşriklerin Allah'a ortak koşma ve kendi eylemlerini ilahi iradeye bağlama iddialarının hiçbir gerçekliğe dayanmadığını, sadece birer uydurma ve tahminden ibaret olduğunu gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'Hars' kelimesi, tahmin etmek, zan ve yalan söylemek anlamlarına gelir. 'Yahrusûn' fiili, onların kesin bilgiye dayanmayan, sadece varsayımlar ve zanlar üzerine konuşan kimseler olduğunu vurgular. (s. 268)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hars, bir şey hakkında kesin bilgi olmaksızın tahminde bulunmaktır. Ayetteki 'yahrusûn' ifadesi, müşriklerin iddialarının bilimsel veya mantıksal bir temele dayanmadığını, tamamen spekülasyon ve asılsız iddialardan ibaret olduğunu açıklar. (s. 396)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","tevhid","kader","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler"},{"position":2,"surface":"لَوْ","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"eğer"},{"position":3,"surface":"شَآءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"sh-y-ʾ","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dilemiş olsaydı"},{"position":4,"surface":"ٱلرَّحْمَـٰنُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ر-ح-م","rootLatin":"r-ḥ-m","lemma":"رَحْمَٰن","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fiil-i mâzînin fâili olduğu için merfû","gloss":"Rahmân"},{"position":5,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Nefiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"olmazdık"},{"position":6,"surface":"عَبَدْنَـٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-ب-د","rootLatin":"ʿ-b-d","lemma":"عَبَدَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kulluk etmezdik"},{"position":6,"surface":"هُم","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onlara"},{"position":7,"surface":"مَّا","pos":"harf","posDetail":"Nefiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yoktur"},{"position":8,"surface":"لَهُم","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":8,"surface":"هُم","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":9,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":9,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"buna dair"},{"position":10,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Zâide Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"bir"},{"position":11,"surface":"عِلْمٍ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ل-م","rootLatin":"ʿ-l-m","lemma":"عِلْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Zâide harf-i cerden sonra geldiği için lafzen mecrûr, mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"bilgi"},{"position":12,"surface":"إِنْ","pos":"harf","posDetail":"Nefiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değildir"},{"position":13,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"onlar"},{"position":14,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Hasr Edatı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ancak"},{"position":15,"surface":"يَخْرُصُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"خ-ر-ص","rootLatin":"ḫ-r-ṣ","lemma":"خَرَصَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"vehimde bulunuyorlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Er-Rahmân** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *43. sure 20. ayette*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *43. sure 20. ayette*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/20*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/20*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/20*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/20*
