# Zuhruf Sûresi, 31. Âyet (43:31)

> وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَـٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ

*Ve kâlû levlâ nuzzile hâżâ-lkur-ânu ‘alâ raculin mine-lkaryeteyni ‘azîm(un)*

**Meal (Diyanet):** "Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/43/31

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müşriklerin Kur'an'ın iniş şekline yönelik itirazlarını dile getirmektedir. Onlar, Kur'an'ın Mekke ve Taif gibi büyük şehirlerden nüfuzlu bir kişiye indirilmesi gerektiğini savunarak, peygamberlik makamının toplumsal statüye göre belirlenmesi gerektiği yönündeki yanlış anlayışlarını ortaya koymaktadırlar. Ayet, bu itirazın ardındaki zihniyeti ve Kur'an'ın ilahi seçimi vurgulayan bir bağlam sunar.","keyConcepts":[{"word":"نُزِّلَ","root":"ن ز ل","rootLatin":"n-z-l","meaning":"Kur'an'ın Allah tarafından peygambere aşamalı olarak indirilmesi eylemi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nüzûl (نُزُول), yüksekten alçağa doğru inişi ifade eder. Kur'an bağlamında 'inzâl' (إنزال) ve 'tenzîl' (تنزيل) kelimeleri kullanılır. 'İnzâl' genellikle bir defada indirmeyi, 'tenzîl' ise aşamalı ve parça parça indirmeyi ifade eder. Bu ayetteki 'nüzzile' (نُزِّلَ) fiili, 'tef'îl' babından olup, Kur'an'ın peygambere tedricen, yani parça parça indirildiğini vurgular. Müşrikler, bu tedriciliğe değil, indirilenin kim olduğuna itiraz etmektedirler."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'nüzûl' kavramını, ilahi vahyin göksel âlemden yeryüzüne inişi olarak ele alır. Kur'an'ın 'tenzîl' olarak indirilmesi, onun ilahi kökenini ve Allah'tan geldiğini açıkça gösterir. Müşriklerin itirazı, bu ilahi kökeni değil, vahyin taşıyıcısının sosyal statüsünü sorgulamalarıdır. Onlar, vahyin 'büyük bir adama' inmesini beklerken, aslında vahyin mahiyetini ve amacını göz ardı etmektedirler."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'nüzûl' kelimesinin Kur'an'da 'vahy' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'nüzzile' fiili, Kur'an'ın Allah tarafından bir emir ve hüküm olarak gönderilmesi anlamındadır. Müşrikler, bu ilahi emrin kendilerine göre 'önemli' bir kişiye gelmesini arzu etmişlerdir, bu da onların vahye bakış açılarındaki dünyevi ölçütleri gösterir."}]},{"word":"ٱلْقُرْءَانُ","root":"ق ر أ","rootLatin":"k-r-'-","meaning":"Allah'ın Hz. Muhammed'e indirdiği, okunması ve tilavet edilmesi gereken ilahi kelam.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kur'an (القرآن), 'karae' (قرأ) fiilinden türemiş olup, 'okumak, toplamak' anlamlarına gelir. Râgıb, Kur'an'ın hem okunan hem de sureleri ve ayetleri bir araya getirilmiş kitap olduğunu belirtir. Bu ayette müşrikler, 'bu Kur'an' diyerek, indirilen metnin ilahi bir kitap olduğunu kabul etmekle birlikte, onun kime indirildiği konusunda itirazlarını dile getirmişlerdir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, Kur'an kelimesinin 'okunan' anlamına geldiğini ve Allah'ın kelamının özel ismi olduğunu ifade eder. Müşriklerin 'lâvlâ nüzzile hâzâ'l-Kur'ân' demeleri, Kur'an'ın ilahi bir metin olduğunu kabul ettiklerini, ancak onun 'büyük bir adama' indirilmesi gerektiği yönündeki beklentilerini ortaya koyduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'ı, Allah'ın insanlığa hitabı olarak tanımlar. O, sadece bir metin değil, aynı zamanda ilahi iradenin ve rehberliğin somutlaşmış halidir. Müşriklerin itirazı, Kur'an'ın içeriğine değil, onun 'kim tarafından' ve 'kime' indirildiği konusundaki sosyal ve siyasi beklentilerine odaklanmıştır. Onlar, Kur'an'ın taşıdığı mesajın evrenselliğini ve ilahi seçimi anlamakta zorlanmışlardır."}]},{"word":"رَجُلٍ","root":"ر ج ل","rootLatin":"r-j-l","meaning":"Toplumda belirli bir statüye ve nüfuza sahip, saygın erkek kişi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'racül' (رجل) kelimesinin, genellikle olgun, akıllı ve güçlü erkeği ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'racül' kelimesi, 'azîm' (عظيم) sıfatıyla birlikte kullanılarak, sadece bir erkek değil, aynı zamanda toplumda saygın, nüfuzlu ve lider konumunda olan bir kişiyi kastetmektedir. Müşrikler, peygamberliğin bu tür bir kişiye verilmesi gerektiğini düşünmüşlerdir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"El-Kefevî, 'racül' kelimesinin, 'ricl' (ayak) ile bağlantılı olarak, ayakta duran, güçlü ve bağımsız kişiyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'racülün azîm' ifadesi, müşriklerin gözünde, toplumsal hiyerarşide üst sıralarda yer alan, maddi güce ve kabile desteğine sahip bir lideri işaret eder. Onlar, peygamberlik gibi önemli bir görevin, kendi dünyevi ölçütlerine göre 'büyük' bir kişiye yakışacağını düşünmüşlerdir."}]},{"word":"ٱلْقَرْيَتَيْنِ","root":"ق ر ى","rootLatin":"k-r-y","meaning":"Mekke ve Taif şehirleri, dönemin önemli ticaret ve yerleşim merkezleri.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'el-karyeteyn' (القرية) ifadesinin bu ayette Mekke ve Taif şehirlerini kastettiğini açıkça belirtir. Müşrikler, bu iki büyük ve zengin şehirden birinin ileri gelenine vahyin indirilmesini bekleyerek, peygamberliğin toplumsal statü ve maddi güçle ilişkili olduğunu zannetmişlerdir. Bu, onların dünyevi değerlere verdikleri önemi gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'karye' kelimesinin Kur'an'da hem 'köy' hem de 'şehir' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'el-karyeteyn' ise, dönemin Arap yarımadasındaki en önemli iki ticaret ve yerleşim merkezi olan Mekke ve Taif'i işaret eder. Müşrikler, bu şehirlerin nüfuzlu kişilerinin peygamberliğe daha layık olduğunu düşünmüşlerdir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'karye' kelimesinin, içinde insanların toplandığı, yerleşik hayatın olduğu her yer için kullanılabileceğini belirtir. 'El-karyeteyn' ifadesi, burada özel olarak Mekke ve Taif'i kastetmektedir. Müşriklerin bu iki şehri zikretmeleri, onların peygamberlik makamını, siyasi ve ekonomik gücün yoğunlaştığı yerlerle ilişkilendirme eğilimlerini ortaya koyar."}]},{"word":"عَظِيمٍ","root":"ع ظ م","rootLatin":"'-z-m","meaning":"Toplumda büyük bir mevkiye, güce ve saygınlığa sahip olan kişi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'Azîm' (عظيم), hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade eder. Bu ayette 'racülün azîm' (رجل عظيم) olarak kullanıldığında, müşriklerin gözünde, kabile reisleri, zengin tüccarlar veya siyasi liderler gibi toplumsal statüsü yüksek, nüfuzlu ve saygın kişileri kasteder. Onlar, peygamberliğin bu tür bir 'büyük' adama yakışacağını düşünmüşlerdir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'azîm' kelimesinin, hem nicelik hem de nitelik açısından büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, müşrikler, peygamberlik makamının, kendi dünyevi ölçütlerine göre 'büyük' ve 'önemli' bir kişiye verilmesi gerektiğini savunarak, Allah'ın seçimine ve hikmetine karşı çıkmışlardır. Bu, onların peygamberlik anlayışındaki yanlışlığı gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'azîm' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki 'racülün azîm' ifadesinin, müşriklerin dünyevi değer yargılarını yansıttığını belirtir. Onlar, peygamberlik gibi ilahi bir görevin, kendi toplumsal hiyerarşilerindeki 'büyük' kişilere verilmesi gerektiğini düşünerek, Allah'ın seçimine ve hikmetine itiraz etmişlerdir. Bu, onların vahyi ve peygamberliği dünyevi bir makam olarak algıladıklarını gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","musrikler","peygamberlik"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler"},{"position":2,"surface":"لَوْلَا","pos":"harf","posDetail":"Tahdîd Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْلَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"neden olmasın ki"},{"position":3,"surface":"نُزِّلَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ز-ل","rootLatin":"n-z-l","lemma":"نَزَّلَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"indirilmedi"},{"position":4,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"bu"},{"position":5,"surface":"ٱلْقُرْءَانُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-ر-أ","rootLatin":"q-r-ʾ","lemma":"قُرْآن","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"İsm-i işaretten sonra gelen elif-lamlı isim olduğu için bedel ve nâib-i fâil olduğu için merfû","gloss":"Kur'an"},{"position":6,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَىٰ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":7,"surface":"رَجُلٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ج-ل","rootLatin":"r-j-l","lemma":"رَجُل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir adama"},{"position":8,"surface":"مِّنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":9,"surface":"ٱلْقَرْيَتَيْنِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-ر-ي","rootLatin":"q-r-y","lemma":"قَرْيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Tesniye","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"iki şehirden"},{"position":10,"surface":"عَظِيمٍ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"ʿ-ẓ-m","lemma":"عَظِيم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin (رَجُلٍ) sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"büyük"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'minûn Sûresi** · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/31*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/31*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *43/31*
