# Zuhruf Sûresi, 37. Âyet (43:37)

> وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

*Ve-innehum leyesuddûnehum ‘ani-ssebîli ve yahsebûne ennehum muhtedûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/43/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Zuhruf Suresi 37. ayet, sapkınlığın ve aldatmacanın derinliğini, hem saptıranların hem de saptırılanların kendi durumlarını doğru zannetmelerini dilbilimsel olarak ele almaktadır. Ayet, 'yoldan alıkoyma' ve 'doğru yolda olduğunu sanma' kavramları üzerinden, hakikatten uzaklaşmanın psikolojik ve sosyal boyutlarını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"لَيَصُدُّونَهُمْ","root":"ص د د","rootLatin":"s-d-d","meaning":"Onları (doğru) yoldan alıkoyarlar, engellerler.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sadde' fiilinin 'menaa' (engellemek) ve 'sarrafe' (yüz çevirmek) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'leyaṣuddûnehum' ifadesi, şeytanların veya sapkınların insanları hak yoldan çevirmesi, engellemesi ve uzaklaştırması anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece fiziksel bir engelleme değil, aynı zamanda fikri ve manevi bir saptırmayı da içerir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sadd' kelimesinin 'bir şeyi bir şeyden çevirmek, engellemek' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, şeytanların insanları Allah'ın yolundan, yani hidayetten ve doğru inançtan alıkoyması, onları saptırması ve engellemesi şeklindedir. Bu, iradi bir engelleme ve yönlendirme eylemini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sadd' kavramının Kur'an'da genellikle 'Allah yolundan alıkoyma' veya 'engelleme' bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'leyaṣuddûnehum' ifadesi, şeytanların insanları hakikatten uzaklaştırma, onları yanlış yola sevk etme ve böylece onların kurtuluşunu engelleme çabalarını ifade eder. Bu, sadece bir engelleme değil, aynı zamanda aktif bir saptırma eylemidir."}]},{"word":"ٱلسَّبِيلِ","root":"س ب ل","rootLatin":"s-b-l","meaning":"Doğru yol, Allah'ın yolu, hakikat.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sebil' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'tarîk' (yol) anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'es-sebîl' ifadesi, Allah'ın belirlediği doğru yolu, yani İslam'ı, hidayeti ve hakikat yolunu ifade eder. Şeytanların insanları bu yoldan alıkoyması, onları doğru inanç ve amellerden uzaklaştırması demektir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sebil' kelimesinin 'yürünülen yol' anlamına geldiğini ve hem maddi hem de manevi yollar için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'es-sebîl', mecazi olarak Allah'ın dini, şeriatı ve hidayet yolu anlamındadır. Şeytanların insanları bu 'sebil'den alıkoyması, onları dinden, imandan ve doğru yaşam tarzından saptırmasıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sebil' kavramının Kur'an'da 'Allah'ın yolu' (sebilullah) olarak sıkça geçtiğini ve bu yolun, Allah'ın emirlerine uymakla, doğru inanç ve amellerle karakterize edildiğini belirtir. Zuhruf 37'deki 'es-sebîl', bu ilahi yolu temsil eder ve şeytanların insanları bu yoldan saptırma çabaları, onların kurtuluşunu engelleme amacı taşır."}]},{"word":"وَيَحْسَبُونَ","root":"ح س ب","rootLatin":"h-s-b","meaning":"Ve sanırlar, zannederler, öyle olduğunu düşünürler.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'hasibe' fiilinin 'zanne' (zannetmek) ve 'add' (saymak) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yahsebûne' ifadesi, saptırılanların veya saptıranların, içinde bulundukları yanlış durumu doğru ve hakikat zannetmeleri, kendilerini hak yolda saymaları anlamındadır. Bu, bir yanılgı ve aldanma halini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hüsban' kelimesinin 'bir şeyi tahmin etmek, zannetmek' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'yahsebûne' fiili, şeytanların saptırdığı kişilerin, kendilerini doğru yolda zannetmeleri, hakikati yanlış anlamaları ve bu yanlış inançlarında ısrar etmeleri durumunu anlatır. Bu, bilinçli bir aldanma değil, bir yanılgı ve gaflet halidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hasibe' fiilinin Kur'an'da genellikle 'gerçekle örtüşmeyen bir şeyi doğru kabul etmek, zannetmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Zuhruf 37'deki 'yahsebûne', saptırılanların, şeytanların kendilerini alıkoyduğu yanlış yolu doğru yol olarak algılamaları ve bu yanılgı içinde yaşamaları durumunu ifade eder. Bu, hakikatten uzaklaşmanın ve aldanmanın bir sonucudur."}]},{"word":"مُّهْتَدُونَ","root":"ه د ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yola erişmiş, hidayete ermiş olanlar.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hedâ' fiilinin 'yol göstermek' anlamına geldiğini ve 'mühtedî' kelimesinin de 'doğru yolu bulmuş, hidayete ermiş' kişi olduğunu belirtir. Ayetteki 'mühtedûne' ifadesi, saptırılanların, kendilerini doğru yolda zannetmeleri, yani hidayete ermiş olduklarına inanmaları anlamındadır. Bu, onların içinde bulundukları yanılgının boyutunu gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hidayet' kelimesinin 'lütuf ve incelikle doğru yola iletmek' anlamına geldiğini açıklar. 'Mühtedî' ise bu hidayeti kabul edip doğru yola girmiş kimsedir. Zuhruf 37'deki 'mühtedûne' ifadesi, saptırılanların, aslında sapkınlık içinde olmalarına rağmen, kendilerini Allah'ın doğru yolunda ve hidayete ermiş olarak görmeleri, bu konuda bir yanılgı içinde olmaları durumunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hidayet' kavramının Kur'an'da 'Allah tarafından doğru yola yönlendirilme' anlamında merkezi bir rol oynadığını belirtir. 'Mühtedûne' kelimesi, normalde bu ilahi yönlendirmeyi kabul edenleri ifade ederken, bu ayette ironik bir şekilde, şeytanlar tarafından saptırılmış kişilerin kendilerini hidayete ermiş zannetmelerini anlatır. Bu, hakikat ile algı arasındaki derin uçurumu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["seytan-vesvese","hidayet-dalalet","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"şüphesiz"},{"position":1,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"onlar"},{"position":2,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd (Lâm-ı İbtidâ)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"elbette"},{"position":2,"surface":"يَصُدُّونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ص-د-د","rootLatin":"s-d-d","lemma":"صَدَّ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"alıkoyarlar"},{"position":2,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"عَنِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":4,"surface":"ٱلسَّبِيلِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-ب-ل","rootLatin":"s-b-l","lemma":"سَبِيل","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yol"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"يَحْسَبُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-س-ب","rootLatin":"h-s-b","lemma":"حَسِبَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"sanırlar"},{"position":6,"surface":"أَنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ki, olduğunu"},{"position":6,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Enne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"onlar"},{"position":7,"surface":"مُّهْتَدُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"مُهْتَدٍ","form":"İfti'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Enne'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"doğru yola erişenler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zuhruf Sûresi** · *43/37*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/37*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/37*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/37*
